Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/856 E. 2026/3070 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/856
- Karar No
- 2026/3070
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2027 E., 2025/2545 K. DAVA TARİHİ : 21.12.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/942 E., 2024/174 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulü kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olup Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı usulüne uygun şekilde istinaf yoluna başvurmayan davacı vekilinin, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmayan davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin Gürcistan'da bulunan şantiyesinde 2014-2016 yılları arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz şekilde feshedildiğini, çalışma süresi boyunca fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam etmesine rağmen söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, ........... adlı Şirket ile davalı Şirket arasında organik bağ bulunmadığını, davada taraf olmadıklarını, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuku ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 27/1 hükmü gereği somut uyuşmazlığa 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulanma olanağı bulunmadığını, Mahkemenin işbu uyuşmazlığı çözmekte yetkili olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 06.10.2014-26.12.2016 tarihleri arasında çalıştığı, davanın ise 21.12.2020 tarihinde açıldığı, davacının tüm çalışma süresi kapsamında çalıştığı bireysel iş sözleşmeleri dikkate alındığında tarafların hukuk seçimi anlaşması yaptıkları, uyuşmazlığa Gürcistan iş mevzuatının uygulanması gerektiği, buna göre dava tarihi itibarıyla davacının talep ettiği tüm alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesine rağmen davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davacı vekilinin temyiz dilekçesi reddedildiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
B. Davalı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.