Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/797 E. 2026/2916 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/797
- Karar No
- 2026/2916
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2993 E., 2025/2107 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/1344 E., 2022/166 K.
BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/27 E., 2019/21 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 1991 yılında Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nda çalışmaya başladığını, 1993 yılında . .........TV Reklamcılık ve Filmcilik San. ve Tic. AŞ’ne (......... Şirketi) transfer olduğunu, ...... Şirketinin 01.10.2014 tarihinde davalı işyerine devrolunduğunu, davacının 28.12.2017 tarihine kadar aralıksız görev yaptığını, işten ayrılırken ki ücretinin yaklaşık net 6.711,97 TL olduğunu, davacının 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun (5953 Sayılı Kanun) kapsamında çalışmasına karşın bu Kanun'dan doğan haklardan yararlandırılmadığını iddia ederek fazla çalışma ücreti ve % 5 faizi, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve % 5 faizi, ikramiye ile terfi zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı Şirket ile ........... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon AŞ’nin aynı gruba ait şirketler olduğunu, her iki şirketinde aynı ekonomik ve iktisadi bütünlük içinde yer aldığını, her iki şirketinde çalışanlarına yıl sonu primi adı altında yılda en az bir maaş prim ödemesi yaptığını, 2013 yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından davalı Şirkete el konulması ve satışının gündeme gelmesinin akabinde söz konusu primlerin ödenmediğini iddia ederek prim alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının kameraman olarak çalıştığını ve 5953 sayılı Kanun' a tâbi olmadığını, davalı Şirketin kâr elde edememesi sebebi ile çalışanlarına ikramiye ödemesi yapılmasının mümkün olmadığını, Şirkette standart bir terfi müessesesi bulunmadığını, ihtiyaçlar doğrultusunda performans, eğitim, tecrübe vs. kriterler baz alınarak çalışanların terfisine karar verildiğini, davacı işçinin tüm işçilik alacaklarının 2017 Aralık maaş bordrosuna yansıtılarak ödendiğini, davacı işçinin kullanması gereken tüm izinlerini kullandığını, kalan izinlerinin son maaşı ile birlikte ödendiğini ayrıca çalışması dinî ve millî bayramlara denk geldiğinde buna ilişkin ödemelerin ücretiyle birlikte ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, Şirket nezdinde uygulanan performans prim prosedürleri ile primin geciktirici şarta bağlı bir borç olarak düzenlendiği dava konusu yıllarda primin bağlı olduğu şart gerçekleşmediğinden davacı işçinin performans prim alacağına hak kazanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 01.05.1993-28.12.2017 tarihleri arasında en son brüt 10.162,31 TL ücret ile çalıştığı, davacı tanıkları ortak beyanlarında 2015 Ağustos dönemine kadar haftada 4 gün 10.00-20.00 saatleri, 2 gün ise 10.00-00.00 saatleri arasında haftada toplam 9 saat fazla çalışma yaptığı, 2015 Ağustos döneminden sonra davacının haftada 5 saat fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, 5953 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri dikkate alındığında ikramiyeye hak kazandığı ayrıca sözleşmesinde 4 maaş tutarında ikramiye ödeneceğinin öngörüldüğü, sözleşmede %1 terfi zammı yapılacağının kararlaştırıldığı, ücret bordrolarında her yıl değişen oranda zam yapıldığı bu zamlar içinde terfi zammının olmadığının ispatlanamadığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti %5 faiz alacakları bakımından ilgili hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, davalı Şirkette prim sistemi uygulaması bulunduğu ve birleşen davada ödendiği ispatlanamayan prim alacağının hüküm altına alındığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkeme kararının gerekçeli olduğu, zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, dosyadaki giriş çıkış kayıtlarının tüm çalışma dönemini kapsamadığı, aynı gün bir giriş, iki çıkış kaydının yer aldığı bu nedenle kayıtlara itibar edilmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin isabetli olduğu, davacının çalışma saatleri arttıkça prim ücretinin artmadığı, bu nedenle 1,5 kat esas alınarak fazla çalışma alacağı hesaplanmasının yerinde olduğu, davacıya her yıl değişen oranda zam yapıldığı anlaşıldığından terfi zammı alacağı bulunmadığı sonucuna varılmasının isabetli olduğu, 5953 sayılı Kanun'un 14. maddesinin son paragrafında "gazeteciler her hizmet yılı sonunda işverenin sağladığı karın emeklerine düşen nispi karşılığı olarak asgari birer aylık ücret tutarında ikramiye alır" hükmüne yer verildiği, davalının kâr ettiği her hizmet yılı için ikramiyeye hak kazandığı ayrıca taraflar arasındaki sözleşme hükmü gereğince de ikramiyeye hak kazandığı, davalı işyerinde prim uygulamasının olduğu, davacı tarafından talep edilen ve davacıya prim ödemesi yapılmayan dönemlerde performansının düşük olduğuna ve verilen hedefleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğine dair davalı tarafça bilgi ve belge de sunulmadığı, bu kapsamda davacının ödenmeyen prim alacağının bulunduğu belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı hesabının hatalı yapıldığını, hesaplamanın eksik olduğunu, b. Terfi zammına ilişkin verilen kararın hatalı olduğunu, bordrolara yansıyan zammın herkese yapılan bir zam olduğunu kanun gereğince yapılması gereken zammı karşılamadığını, kök ücret, yemek ve yol ücreti, yol çalışması ile asgari geçim indirimi taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, c. Prim alacağının eksik belirlendiğini, talep artırım dilekçesindeki miktarın hüküm altına alınması gerektiğini, ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Kararın gerekçeli olmadığını, b. Alacakların zamanaşımına uğradığını, c. Fazla çalışma alacağının prim ile birlikte talep edildiğini, hesaplamanın %150 zamlı olarak yapılmasının hatalı olduğunu, d. Tanıkların husumetli olduğu beyanlarının dikkate alınamayacağı, beyanları dikkate alınacaksa da birlikte çalışılan dönem ile sınırlı olarak dikkate alınması gerektiğini, e. İkramiye ve performans primi için gerekli şartlar oluşmadığından bu alacakları talep hakkı doğmadığını, f. Faize itiraz ettiklerini, ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının 5953 sayılı Kanun kapsamında çalışan olup olmadığı ile bu Kanundan kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, ikramiye, terfi zammı ile prim alacaklarının ispatı ve hesaplanması, zamanaşımı ile faize ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.