Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/5943 E. 2026/5303 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/5943
- Karar No
- 2026/5303
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gebze 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2026/5 E., 2026/30 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 15.03.2019 tarihinde meydancı olarak çalışmaya başladığını, bir süre sonra üretim montaj görevine alındığını, 25.02.2021 tarihinde emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiğini, davalı işverenin 30.04.2009 tarihinde müvekkili çalışmaya devam ediyor olmasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumuna çıkış bildirgesi verdiğini, çalışmakta olduğu işyeri ve yapmakta bulunduğu iş değişmeksizin 20.05.2009 tarihinde başka bir işveren bünyesinde sigortalı gösterdiğini, ardından ise 31.01.2011 tarihinde bu işyerinden çıkışını yaparak bir gün sonra 01.02.2011 tarihinde yeniden kendi bünyesinde sigorta girişini yaptığını, ancak müvekkilinin 15.03.1993-25.02.2021 tarihleri arasında davalı bünyesinde kesintisiz olarak çalıştığını, müvekkilinin ücreti ve ücrete ek sosyal haklarının 2019 yılında imzalanan toplu iş sözleşmesine aykırı olacak şekilde belirlendiğini, müvekkilinin ücret zammının 8 yıllık bir çalışan gibi belirlendiğini ileri sürerek fark kıdem tazminatı, fark fazla çalışma, fark hafta tatili ile fark ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 1993 yılında davalı Şirkette meydancı olarak tabir edilen genel hizmet elemanı olarak işe başladığını, 2009 yılına kadar bu çalışmasının devam ettiğini, 2009 yılında davalı Şirketin aldığı karar nedeniyle davacı gibi meydancı olarak görev yapan ve mal veya hizmet üretiminin yardımcı işi olan bu görevlerin alt işverene devredilmesinin sağlandığını, 2009 yılında sadece davacının değil davacı ile birlikte aynı işi yapan diğer tüm meydancıların alt işverene geçirilmiş olduğunu, hâli hazırda bugün dahi bu kapsamda olan tüm meydancıların alt işveren nezdinde çalışmakta olduğunu, davacının 2009 yılında başlayan bu yeni çalışma şekli devam ederken bu kez 2011 yılında davalı Şirkette üretim montaj elemanına ihtiyaç duyulduğunu, bu kadro için yeni eleman aranırken davacının bu göreve aday olduğunun öğrenildiğini ve tamamen ayrı bir görev olan ve yardımcı iş olmayıp davalı müvekkili Şirketin asıl işi olan üretim montaj görevinde çalışmaya başladığını, yapılan işlemlerde herhangi bir muvazaa ya da tutarsızlık söz konusu olmadığını, geçmiş dönemlerden kaynaklı kıdem ve ihbar tazminatı ile ilgili haklarının ödendiğini, davacının 30.04.2009 tarihinde imzalamış olduğu ibra ve teyit belgesinde yukarıdaki hususların doğru olduğunu ve bu sebeple davalı işverenlikten çıkışının yapıldığını açıkça kabul ettiğini, hizmetlerin birleştirilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2023 tarihli kararı ile; davacının işçilik hak ve alacaklarının kısıtlanması amacıyla hizmet süresinin bir bölümünde alt işveren nezdinde sigortalı gösterildiği kanaatine varıldığı, davacının davalıya ait işyerinde bir dönem farklı bir Şirketin sigorta şemsiyesi altında olsa da 15.03.1997- 25.02.2021 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 10.09.2025 tarihli kararı ile; dosya kapsamında dinlenen tanıkların davacının davalıya ait aynı işyerinde kesintisiz çalıştığını ve aynı işi yaptığını, bir dönem işverenin baskısı ile alt işveren sigortalısı olarak çalışmak zorunda kaldığını beyan ettikleri, davacının iddiasının tanık beyanlarıyla desteklendiği, davacının işçilik hak ve alacaklarının kısıtlanması amacıyla hizmet süresinin bir bölümünde alt işveren nezdinde sigortalı gösterildiği ve davacının davalıya ait işyerinde 15.03.1993- 25.02.2021 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığına ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu, iş sözleşmesinin hiç ara vermeksizin devam ettiğinin anlaşıldığı, davacının yaptığı işin değişmediği, bu hâlde ödenen kıdem tazminatının avans olarak değerlendirilmesi ile mahsubunun yerinde olduğu, fark kıdem tazminatına hükmedilmesinde hata bulunmadığı, davacının ücret bordrolarında yapılan tahakkuklar nazara alınarak toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücret üzerinden fark fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplamasının yerinde olduğu, davacının dava dilekçesinde ödenen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretinin hizmet süresinin eksik belirlenmiş olması ve ücretin de bu sebeple eksik belirlenmesi nedenine dayanarak fark fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti talep ettiği, ayrıca bordrolarda gösterilenden daha fazla çalıştığına ilişkin bir iddiasının bulunmadığı, taleple bağlılık ilkesi gereği yapılan hesaplamaların yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 10.09.2025 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının davalı işyerinde toplam çalıştığı süreyi, en son ödenen ücreti, alması gerektiğini iddia ettiği aylık ücret miktarını ve sonuç itibarıyla ödenmesi gereken ücreti işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi hükümleri gereğince belirleyebilecek durumda olduğu, davanın açıldığı tarihteki ücret miktarının belirlenmesi mümkün olduğuna göre sadece ücretin eksik ödenmesinden kaynaklanan fark kıdem tazminatı, fark fazla çalışma ücreti, fark ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fark hafta tatili ücret alacaklarının belirlenebilmesinin de mümkün olduğu, talep edilen fark kıdem tazminatı, fark fazla çalışma, fark hafta tatili ile fark ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, bu nedenle koşulları oluşmayan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı işyerinde toplu iş sözleşmesi bulunmakla bir kısım ayni yardımları hesaplamanın yargılama gerektirdiğini, hizmet süresinin de ihtilaflı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararında ... İcra Müdürlüğünün 2023/8392 Esas sayılı dosyasında müvekkili tarafından yatırılan teminat hakkında karar verilmemiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.