Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/5411 E. 2026/4928 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/5411
Karar No
2026/4928
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/3 E., 2025/431 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait işyerinde 2006 Haziran tarihinden 2010 Şubat tarihine kadar olan dönemde genel müdür olarak iş sözleşmesi ile çalıştığını, taraflar arasında düzenlenen 11.05.2006 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde sözleşmenin imza tarihinden itibaren ... AŞ'nin hazırlayacağı inşaat projelerinden (alım, satım, inşaat, kat karşılığı gibi) elde edeceği gerçek kârın %3'ünü prim olarak çalışana vereceğinin ve bu primin ücretten mahsup edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 3. maddesinde ... AŞ’nin hazırlayacağı ve yürüteceği projelerin aynı gruba dâhil (... Şirketler Grubu) diğer Şirketlerin adına yapılması ve yürütülmesi hâlinde de çalışanın bu projelerden de aynı primi almaya hak kazanacağını, sözleşmenin 4. maddesinde her bir proje ayrı olarak değerlendirilerek ve proje sonunda prim hesabının yapılacağı projenin devamı sırasında işverenin çalışana avans verebileceğini, verilen avansların projenin bitiminde çalışanın herhangi bir prim kazanamadığı takdirde başka projelerden kazanılan primlerden mahsup edileceğinin belirtildiğini, davacının davalı Şirket nezdinde çalıştığı süre zarfında, ... ... Projesi, ... Konut Projesi, ... Projesi, ... Projesi, ... Projesi, ... ... projelerinde görev aldığını, görev yaptığı süre zarfında görev aldığı İstanbul'da 5 adet, Bursa'da 1 adet olmak üzere toplam 6 adet inşaat projesi sebebi ile davalı Şirketin projelerden elde ettiği kârdan prim alacağının doğduğunu belirterek prim alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın aynı gerekçelerle aynı konuda açmış olduğu dava henüz neticelenmeden aynı konuda aynı miktarda dava açtığını, hatta ilk açmış olduğu davasını ıslah ederek miktarı artırdığını, davacı tarafın aynı konuda açmış olduğu dava neticelenip kesinleşmeden işbu davayı açamayacağını, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını ve işbu davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 13.06.2006 tarihinden iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği 28.02.2010 tarihine kadar müvekkili Şirket bünyesinde genel müdür olarak çalıştığını, davacı ile 13.06.2006 tarihli "Süresi Belirli Olmayan Sürekli Hizmet Akdi"nde açıkça görüldüğü üzere, prim anlaşması yapılmadığını, davacının henüz işe başlamadan önce ibraz ettiği 11.05.2006 tarihli sözleşme ile çalışılması düşünülmüş olmakla birlikte daha sonra bu sözleşmenin uygulanmasından sarfınazar edilerek 13.06.2006 tarihli iş sözleşmesi şartları ile çalışılmasına karar verildiğini, nitekim sözleşme tarihleri incelendiğinde davacının ibraz ettiği sözleşme tarihinin 11.05.2006, işe giriş tarihinin bu sözleşmeden 1 ay sonra 12.06.2006 ve yapılan iş sözleşmesinin tarihinin de işe başlangıçtan 1 gün sonra yani 13.06.2006 olduğunu, davacının sunduğu 11.05.2006 tarihli sözleşmenin, 13.06.2006 tarihinde imzalanan iş sözleşmesi karşısında hükmünü yitirdiğini, bu nedenle davacının taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2023 tarihli kararı ile; Dairenin tefrike ilişkin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, 14.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacının davalıdan toplam 2.930.330,52 TL prim alacağının bulunduğunun tespit edildiği; bazı gayrimenkullerin henüz satılmamış olmakla birlikte satışa hazır durumda oldukları, davacının davalı Şirkette çalıştığı dönemde bu inşaatların gerçekleştirildiği, söz konusu gayrimenkullerin satılması hâlinde davalı Şirkete kâr sağlayacağı ve davalının satışı henüz gerçekleşmeyen gayrimenkullerden kira geliri elde etmeye devam ettiği gözetildiğinde prime esas gerçek kârın hesabında bu gayrimenkullerin bilirkişi kurulunca dikkate alınmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesinin 25.04.2024 tarihli kararı ile; davalı tarafın itirazlarının kaldırma kararı sonrası alının bilirkişi raporunda karşılandığı, salt ilgili projeyi ilgilendirmeyen genel giderlerin dikkate alınmamasının bilirkişi raporundaki açıklamalara göre yerinde olduğu, davaya konu projeler dâhilinde bir kısım taşınmazların satış yapılmasa da bunların kira gelirlerini kâr olarak belirlenmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 25.04.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairece, tefrike ilişkin bozma kararı sonrasında hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda satışı henüz gerçekleşmemiş bağımsız bölümlerin gerçek kârın tespiti bakımından dikkate alındığı ve prim alacağının buna göre hesaplandığı, Dairenin asıl davaya ilişkin 13.12.2016 tarihli ve 2016/17867 Esas, 2016/22085 Karar sayılı bozma kararında "Sözleşmeye göre davacının prim (kardan pay alma) alacağına hak kazanması için projenin bitmesi de yetmemektedir. Davalı işverenin biten proje sonrası bu proje nedeni ile yapılan inşaat sonucu eserlerin satışından, kiralanmasından veya devrinden dolayı safi(gerçek) kâr elde etmesi gerekir..." denildiği, bozma kararına göre davacının prim alacağına hak kazanabilmesi için eserin satışı, kiralanması veya devrinden dolayı gerçek kâr elde etmesi gerektiği, hâl böyle olunca bozma kararı doğrultusunda satışı gerçekleşmemiş bağımsız bölümlerin prim hesabında dikkate alınmaması gerekli iken yazılı gerekçe ile prim alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararına göre davacının prim alacağına hak kazanabilmesi için eserin satışı, kiralanması veya devrinden dolayı gerçek kâr elde etmesi gerektiği, bozma kararı doğrultusunda satışı gerçekleşmemiş bağımsız bölümlerin prim hesabında dikkate alınmaması gerektiği, bu doğrultuda 20.10.2025 tarihli bilirkişi heyet raporu ile taraf vekillerinin bilirkişi raporuna beyan dilekçeleri dikkate alınarak maddi hesap hataları giderildikten sonra davacının imzaladığı sözleşme dolayısı ile dava tarihi itibarıyla biten projeler nedeni ile 1.320.804,03 TL net prim alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Satışı gerçekleşmemiş bağımsız bölümlerin prim hesabında dikkate alınmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, b. Dava belirsiz alacak davası olduğundan alacağın tamamı için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, c. Davacı aleyhine karşı vekâlet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu, d. Dava konusu prim alacağının eksik hesaplanması sebebiyle karşı taraf lehine usuli müktesep hak oluşturmaması adına davanın belirsiz alacak davası olduğu ve tüm yargılama boyunca alacak miktarının belirli hâle gelebileceği nazara alınarak miktar açısından karara itiraz ettiklerini ileri sürmüştür. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Karara dayanak olan bilirkişi ek raporunda tamamlanmayan projelerin maliyeti olarak sadece satılan bağımsız bölümlerin maliyetlerinin esas alındığını, bu hesap yönteminin hatalı olduğunu, itirazlarının dikkate alınmadığını, b. Bilirkişi raporunda ... Projesinde ...'ya satılan binanın satışını projenin gelirine dâhil etmelerine rağmen bu binanın maliyetini projenin maliyetine dâhil etmediklerini, c. Hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun çelişkili olup hatalı tespitler içerdiğini, bilirkişilerin raporda bir çok maddi hata yaptığını, karara dayanak olan ek rapordaki maddi hataların Mahkemece düzeltilerek karar verildiğini, hatalı bilirkişi raporuna dayanarak karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken maddi hatalı rapora göre karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini, d. Kabul anlamına gelmemek üzere davacının prim alacağı varsa eğer bu tutarın ancak 989.668,71 TL olabileceğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, prim alacağının hesap yöntemi, alacağın miktarı, vekâlet ücreti ve faiz hususlarına ilişkindir. . Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/5411, K. 2026/4928, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-5411-e-2026-4928-k-abf08730ba49