Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/540 E. 2026/2614 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/540
- Karar No
- 2026/2614
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/926 E., 2025/1901 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/321 E., 2025/111 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız nedenle feshedildiğini, proje müdür yardımcısı olarak en son aylık net 5.950,00 USD ücretle çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; yasal süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekili tarafından cevap süresinin uzatılmasına dair kararın ertesi gün öğrenildiğinin İlk Derece Mahkemesince işlem kütüğünden tespit edildiği, her ne kadar hukuk usulünde UYAP ile oluşturulan elektronik ortamdan öğrenmeye dair bir düzenleme mevcut değil ise de, dava dilekçesi ve eklerinin davalı Şirkete 13.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince 24.05.2019 tarihinde süre uzatım talep dilekçesi sunulduğu, İlk Derece Mahkemesince 24.05.2019 tarihli kararla davalıya 2 haftalık ek süre tanındığı, kararda ayrıca UYAP ile oluşturulan elektronik ortam üzerinden öğrenilmesine dair açıklamaya yer verildiği, davalı vekilinin süre uzatım kararından çok sonra beyan dilekçesi sunduğu, sonuç olarak süre uzatım kararında verilen süre içerisinde sunulmuş bir cevap dilekçesi bulunmadığı ve bu kapsamda davalının yabancı hukuk itirazına itibar edilemeyeceği, ... Kurumu kayıtları, davacının yurda giriş-çıkış tarihlerini gösterir Emniyet Müdürlüğü kayıtları, davalı Şirketin beyanı ve davacının pasaport kayıtları ile tanık beyanlarına göre, davacının, davalı Şirkete ait işyerlerinde 11.12.1981-03.10.2010 tarihleri arasında kesintili olarak çalıştığı ve toplam hizmet süresinin 22... ay 27 gün olduğu, davacının proje müdür yardımcısı olarak çalıştığı, davalı işyerindeki 22 yıldan fazla kıdemi, emsal ücrete ilişkin yazı cevapları dikkate alınarak davacının son ücretinin net 5.950,00 USD olduğu, davacının banka hesabına aylık ücreti dışında 27.01.2010 tarihinde 35.000,00 USD tutarında ödeme yapıldığı ve davacı tanığı ..’nın davalı Şirkette projeye göre prim ödemesi yapıldığını beyan ettiği dikkate alınarak, 27.01.2010 tarihinde yapılan ödemenin prim olarak değerlendirilmesi gerektiği ve davacının iş sözleşmesinin feshi tarihinde prim gelirinden yararlandığı, davacı tanığı beyanına göre, davacıya aylık 300,00 USD kira yardımı ve günlük 3 öğün yemek yardımı karşılığı 100,00 USD'nin de ilavesi ile davacının giydirilmiş ücretinin 10.918,04 USD olduğu, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 03.10.2010 tarihinde feshedildiği dikkate alınarak zamanaşımı süresinin 03.10.2020 tarihinde tarihinde sona erdiği, 25.04.2019 olan dava tarihinde zamanaşımı süresi içinde talep edilmemiş kıdem ve ihbar tazminatı alacağı bulunmadığı, yargılama sırasında alacağın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceği, iş sözleşmesinin tazminat ödenmeyecek şekilde sona erdiğinin ispat külfeti işverene ait olup dosya kapsamında bu ispat külfetinin yerine getirilemediği, davacı tanığı ..'nın, davacı ile birlikte en son çalıştıkları projeden iş bitimi nedeniyle 2010 yılında ayrıldıklarını beyan ettiği görülmekle iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir sebep olmaksızın ve davacının kıdemine göre yasal önele uyulmadan feshi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İlk Derece Mahkemesinin süre uzatım kararının tebliğ edilmediğini, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, 2. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, 3. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, 4. Davacının hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, davacının ücreti, hizmet süresi, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, zamanaşımına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 6100 sayılı Kanun'un 317/2 hükmüne göre basit yargılama usulünde cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olup mahkemece durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Görüldüğü üzere, ek süre talebinin kabulü hâlinde basit yargılama usulünde en fazla iki haftalık ek süre verilebilmektedir. Bu süre iki haftalık cevap süresinin bitiminden itibaren başlayacaktır. Talebin kabul edildiğine ilişkin kararın tebliğ edilmemiş olması iki haftalık süreden daha fazla süre verildiği anlamına gelmez. Somut olayda davalı, iki haftalık cevap süresinin bitiminden itibaren yaklaşık beş ay sonra cevap dilekçesi sunmuş olup yasal cevap süresi geçmiştir. Diğer yandan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.