Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/516 E. 2026/2526 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/516
Karar No
2026/2526
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3475 E., 2025/2776 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/754 E., 2024/838 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hükmedilen ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın (dava tarihindeki ... Bankası Suudi Arabistan riyali (SAR) efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı), Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalının yurt dışı şantiyelerinde mekanik ustası olarak 31.05.2016 - 31.03.2021 tarihleri arasında kesintisiz şekilde çalıştığını, aylık net ücretinin 1.800,00 USD olduğunu, son 3 yıl boyunca ücretinin 360,00 USD eksik ödendiğini, konaklama, günde üç öğün yemek ve kahvaltının davalı işverenlikçe karşılandığını, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, haftanın 7 günü 07.00'de işe başlayıp 18.00'e kadar çalışan ve iş yoğunluğuna göre çalışması 23.00'e kadar süren davacıya fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini, ulusal ... ve genel tatillerin tamamında çalışan davacıya bu günlere ilişkin ücretlerin ödenmediğini ve yıllık izinleri kullandırılmayan davacıya yıllık ücretli izin karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 31.05.2016 – 31.03.2021 tarihleri arasında, .. firması olan .. .. .. Firmasında çalıştığını, .. .. .. Firmasının .. .. ülkesinin yerel bir firması olduğunu, davada husumetleri bulunmadığını, davacının söz konusu iş sözleşmesi kapsamında tüm hizmet süresi boyunca sadece ..'da bulunan işyerinde çalışmış olup bu durumda mutad işyerinin de işiçinin işini fiilen yaptığı yer olan .. olduğunu, taraflar arasında yapılan hukuk seçimi gereği, .. iş hukukuna göre müvekkili ile davacı arasında husumet yokluğu bulunduğunun açık olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber davacının son ücretinin net 4.055,00 SAR olduğunu, davacının kıdem tazminatının dava dışı işverence ödendiğini, ihbar öneli kullandırılarak iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacının ödenmemiş ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal ... ve genel tatil günü ücreti alacağı bulunmadığını, davacının hizmet süresince mevzuata uygun olarak yıllık izinlerini kullandığını, davacının herhangi bir işçilik alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından davacının çalışmış olduğu yer olan .. .. hukukunun uygulanması hususu cevap dilekçesinde belirtildiğinden bilirkişi tarafından düzenlenen .. .. hukukuna göre yapılan hesaplamaların hükme esas alındığı, davacıya davalı tarafından 2021 yılı Mart ayı bordrosunda net 9.796,00 SAR kıdem tazminatı tahakkuk ettirilerek banka kanalı ile ödemesinin yapıldığı, .. .. hukukuna göre yapılan hesaplamada davacının bakiye alacağının olmadığının tespit edildiği, davacının iş sözleşmesinin 31.03.2021 tarihinde feshedileceğinin bildirildiği ve 28.02.2021 tarihli davacı tarafından imzalı fesih bildirim tebligatının bulunduğu, davacının ihbar tazminatına hak kazanamadığı, davacının kullanmadığı yıllık izninin bulunmadığı, ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücret alacaklarının ise bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık olmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Anayasa Mahkemesi kararı gereğince uygulanacak hukukun tespitinde işçinin korunması gerektiğinin anayasal zorunluluk olduğunu, b. Arabistan hukukuna göre ihbar önelinin eksik kullandırıldığını, davacıya 60 gün ihbar öneli kullandırılması gerekirken söz konusu belgede 30 günlük ihbar öneli verildiğinin belirtildiğini, c. Davacının aylık 1.800,00 USD ücret aldığının tanık beyanları, emsal kararlar ve tüm dosya kapsamına göre ispatlanmış olduğunu, hileli bordrolara itibar edilerek hüküm verildiğini, d. Davanın görüldüğü esnada içtihat değişikliğine gidilmesinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin taraflarına yükletilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; uygulanacak hukuk, ücretin miktarı, ihbar tazminatı ve vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir. Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir. Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının ..'da bulunan şantiyesinde çalışmış olup 28.02.2021 tarihli "Fesih bildirimi tebligatı" başlıklı belge içeriğinde davalı tarafından davacıya iş sözleşmesinin 31.03.2021 tarihinde son verileceği, ihbar süresinin 30 gün olduğu, bu süre içerisinde haftalık 1 günlük ücretli iş arama izninin olduğu belirtilerek fesih ihbarında bulunulduğu görülmüştür. Arabistan İş Kanunu'nun 75. maddesinde "Sözleşme belirsiz süreli ise taraflarından herhangi biri, meşru bir gerekçe ile sözleşmede belirlenen süre sona ermeden ücretini aylık alanlar için 60 gün, diğerleri için 30 günden az olmayan bir süre öncesinde diğer tarafa yazılı olarak bildirimde bulunmak suretiyle feshedebilir." düzenlemesi yer almaktadır. Dosya kapsamında yer alan iş sözleşmesi, ücret bordroları ve tüm dosya içeriğine göre davacı belirsiz süreli iş sözleşmesi kapsamında ve aylık ücretle çalışmıştır. Bu itibarla davacıya ihbar önelinin 60 gün olarak kullandırılması gerekirken eksik kullandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacıya usulüne uygun ihbar öneli tanınmamış olduğundan, ihbar tazminatı talebinin kabulü gerekirken reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/516, K. 2026/2526, T. 24.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-516-e-2026-2526-k-d30cf20ec203