Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4335 E. 2026/5142 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4335
Karar No
2026/5142
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/62 E., 2026/212 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/217 E., 2025/34 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin mirasçısı oldukları muris ... ...’ın davalı Bakanlığa bağlı ... Devlet Hastanesinde davalının ihale ile belirlediği alt işveren firmalar nezdinde sertifikalı aşçı olarak çalıştığını, evdeyken kalp krizi geçirmek suretiyle hayatını kaybeden murisin çalıştığı alt işveren firmaların çoğunun faaliyetine son verdiğini haricen öğrendiklerini, davalı ... (Bakanlık) asıl işveren olduğundan husumeti Bakanlığa yönlendirdiklerini, müteveffanın 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, ramazan ayında ise saat 21.00’de işten çıktığını, haftalık cumartesi veya pazar günlerinden birinde çalışmadığını, ancak ayda en az 2 hafta pazar günleri de işe gittiğini, dinî bayramların 2 günü çalıştığını, diğer resmî tatillerde normal çalışmanın devam ettiğini, yıllık izinlerini eksik kullandığını, davalı İdare tarafından ihale şartnamesi yanlış hazırladığından sertifikalı aşçı olmasına rağmen müteveffaya son 6-7 ay haricinde asgari ücretten ödeme yapıldığını, oysa diğer hastanelerde aşçılık sertifikası olan meslektaşlarına en az %50 daha fazla aylık ücret ödendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret farkı, asgari geçim indirimi, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davalı Bakanlığın ihale makamı olması nedeniyle asıl işveren olduğu gerekçesiyle husumet yöneltilmesinin mümkün bulunmadığını, davacıların murisinin haftalık 45 saati aşan çalışması olmadığını, hafta tatilini kullandığını, yıllık izinlerin kullanıldığının sunulan şahsi sicil dosyasında yer alan delillerden anlaşılacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murisi olan ... ...’ın davalı asıl işveren Bakanlık bünyesindeki ... Devlet Hastanesinde ihale yolu ile hizmet alımı yapılan değişen alt işverenler nezdinde sertifikalı aşçı olarak çalıştığının, davalı Bakanlığın asıl işveren olarak işçi alacaklarından sorumlu olduğunun anlaşıldığı, iş sözleşmesinin davacıların murisi olan işçinin 15.06.2022 tarihinde vefatı nedeniyle sona ermiş olması sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanacağının değerlendirildiği, kullanıldığı kanıtlanamayan kısmına ilişkin yıllık izin ücreti alacakları ile tanık beyanlarına göre müteveffanın hak kazandığı ispat olunan fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle hafta tatili ücreti, asgari geçim indirimi ve bakiye ücret alacakları talepleri reddedilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murisi işçi ... ...'ın; davalı işyerinde değişen alt işverenler işçisi olarak, işyeri devri hükümleri gereğince, aşçı olarak, 03.06.2004-15.06.2022 tarihleri arasında, 17... ay 18 gün çalıştığı, iş sözleşmesinin işçinin ölümü nedeniyle sona ermesi nedeniyle kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerektiği, davacının işçilik alacaklarından davalı Bakanlığın asıl işveren sıfatıyla sorumlu bulunduğu, ispat yükü üzerinde olan davalı işveren tarafından yıllık izin hakkının tamamının kullandırdığının ya da fesihte ücretinin ödediğinin yazılı delille ispatlanamadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları bakımından hükme esas alınan rapordaki değerlendirme ve hesaplamaların dosya kapsamına uygun bulunduğu, Mahkeme kararının bu yönlerden isabetli olduğu, ancak Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretinin kabul ret oranına göre taraflara yüklenmesi gerektiği hâlde bu hususta hüküm kurulmamasının, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt tutarlar mı olduğunun hüküm fıkrasında gösterilmemesinin, davanın müteveffa işçinin mirasçıları tarafından açılması sebebiyle dava konusu alacaklar ve yargılama giderleri yönünden davacıların miras payları oranında hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde " davacıya/ davacılara verilmesine " şeklinde hüküm kurulmasının ve davalı Bakanlık harçtan muaf olduğu hâlde aleyhine harca hükmedilerek harçlardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kurulan hükümle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı Bakanlığın ihale makamı olması nedeniyle asıl işveren sıfatının bulunmadığını, dolayısıyla hüküm altına alınan işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığını, 2. Davacıların murisinin süreli iş sözleşmesi ile çalışmış olmasına istinaden fazla çalışma ücretine hak kazanamamakta olduğunu, bu durumun göz ardı edilerek davalı İdarenin kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretlerinden de sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıların murisi olan müteveffanın işçilik alacaklarından davalı Bakanlık asıl işveren sıfatıyla sorumlu tutulup tutulamayacağı ve hüküm altına alınan kıdem tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ücreti alacaklarına hak kazanılıp kazanılmadığı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/4335, K. 2026/5142, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-4335-e-2026-5142-k-3cf974ed8d78