Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/418 E. 2026/2595 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/418
Karar No
2026/2595
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/96 E., 2025/2121 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2011/118 E., 2022/77 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverene ait işyerinde makine teknisyeni olarak, 24.08.2001-14.10.2008 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/II-(e) hükmü gereğince feshedildiğini, tazminatlarının ödenmediğini, son ücretinin aylık net 800.00 TL olduğunu, ayrıca yemek, yol ve giyim yardımı yapıldığını, 26.08.2008 tarihinde tesislerin rendering ünitesinde atılacak etler arasında paketler hâlinde 4 koli sağlam et bulunduğu iddiası ile işveren tarafından bir komisyon oluşturulduğunu, işçilerden .., .. ve ..'nın ifadelerinin alındığını, olay tarihinde davacının istirahatli olduğunu, savcılık ifadelerinde de görüleceği üzere, işçilerden zor kullanarak, tehdit ile isim verilmesini istediklerini, aksi hâlde işten atılacaklarının söylendiğini, bu şekilde sanki bu tür bir olay daha önce de yapılmış gibi davacının da isminin bulunduğu bir grup işçinin isminin zorla söyletildiğini, 26.08.2008 tarihinde istirahatli olan davacının olaydan haberinin dahi olmadığını, istirahat bitiminde işverence iş sözleşmesinin feshedildiğini, işverenin 12.01.2009 tarihinde, yani olaydan 4,5 ay sonra hırsızlık iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/1130 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılanan davacı ve 5 kişinin beraatine karar verildiğini, kararın işverence temyiz edildiğini, dosyanın Yargıtay'da olduğunu, davacının hırsızlık suçlaması ile işten çıkarılmasının yeni iş bulma imkânını azalttığını, maruz kaldığı durum nedeniyle manevi acı duyduğunu, çektiği üzüntü ve utancı karşılayabilecek bir meblağ olmasa da manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının mekânik bakım memuru olarak çalıştığı .. .. .. tesislerinde etleri ticari kazanç sağlamak maksadıyla defalarca dışarı çıkardığını ve bu durumun işveren tarafından tespit edildiğini, 14.10.2008 tarihli Disiplin Kurulu kararında da bahsedildiği üzere; ... ve ... isimli işçilerin davacının etleri ticari amaçla dışarı çıkarıp sattığını ve kendilerinin de davacıya yardımcı olduklarını kabul ettiklerini, bunun üzerine Disiplin Kurulu kararı ile davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) hükmü ve toplu iş sözleşmesi gereğince haklı nedenle feshedildiğini, konu hakkında gerekli araştırma ve belgelerin toplanmasını takiben yasal süresi içinde savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının bu suçu defalarca işlemesi nedeniyle olay tarihinde raporlu olmasının durumu değiştirmeyeceğini, işçilerden baskı ve zorlama ile ifade alındığı iddiasının doğru olmadığını, .. ve ..'nın ... iradeleri ile verdikleri ifadelerinde durumu kabul ettiklerini ve daha sonra da istifa ettiklerini, işverenin kötüniyetli olduğu iddiasının doğru olmadığını, ceza dosyasının Yargıtay aşamasında olduğunu, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/11 30... /151 Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılama neticesinde beraat etmiş olduğu, bu nedenle iş sözleşmesinin feshinin haklı nedenle olmadığı, fakat davacının adının da hırsızlık olayına karışan işçiler arasında belirtilmiş olması nedeni ile iş sözleşmesinin devamının işverenden beklenilemeyeceği, iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshinin mümkün olduğu, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacı taraf manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de davalı yanın iş sözleşmesini geçerli nedenle feshettiği, manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki delil durumu ile davacı hakkında ceza dosyasında verilen beraat kararının içeriğine ve toplanan diğer delillere göre feshin geçerli nedenle yapıldığının kabulünde ve buna göre kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hatalı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının iş sözleşmesine hırsızlık yaptığı iddiasıyla son verildiğini, olay tarihinde davacının raporlu olduğunu, işyerinde bulunmadığını, dava dışı diğer işçilere iş yerinde kurulan komisyon tarafından baskı ve tehdit yapılmak suretiyle ifadelerinin alındığını, ancak bu kişilerin suçlamaları soruşturma aşamasında ve ceza yargılamasında kabul etmediklerini, davacı ve diğer işçilerin beraatlerine karar verildiğini, davacıya isnat edilen suç nedeniyle ne ailesinin ne de çevresinin yüzüne bakamaz hâle geldiğini, hırsızlık yaftası nedeniyle başka bir yerde iş de bulamadığını, uğramış olduğu üzüntü ve manevi çöküntünün karşılığında manevi tazminat talebinin kabulünün gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Islahın süresinde yapılmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını, b. Alacaklar belirli olmasına rağmen davacının düşük harç ödemek için kısmi dava açtığını, dürüstlük kuralına aykırı olarak davanın açıldığını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddini talep ettiklerini, c. Feshin haklı nedenle yapıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin işverence sonlandırılması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı ile manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/418, K. 2026/2595, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-418-e-2026-2595-k-cc8b6768d7e9