Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4149 E. 2026/3655 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4149
Karar No
2026/3655
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/204 E., 2026/550 K. DAVA TARİHİ : 21.11.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 48. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/109 E., 2025/308 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.08.2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 20 18... Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme'nin "Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme" başlıklı 4. bölümünün 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Sosyal denge sözleşmesi imzalayan sendikanın üyesi olmayan kamu görevlilerinin aynı ünvanlı personelden alınacak iki katına kadar taraf sendika sosyal denge sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri söz konusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dâhilinde yararlanır" düzenlemesine karşı Türk Yerel Hizmet Sen tarafından 2017/2122 Esas numarası ile açılan dava sonucu, Danıştay 11. Dairesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı verildiğini, ayrıca daha önce 2016-2017 yıllarını kapsayan toplu sözleşmede aynı şekilde yer alan düzenlemenin Danıştay 11. Dairesinin 2016/1698 Esas, 2017/6525 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, Danıştay 11. Dairesinin ilgi yürütmeyi durdurma ve iptal kararları uyarınca, davalı Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikasından (Sendika) işyeri çalışanlarının sosyal denge tazminatından kesilip adı geçen Sendikaya havale edilen 155.885,20 TL'nin faizi ile birlikte müvekkiline iadesinin 19.09.2018 tarihli ve 14100 sayılı yazı ile davalıdan istendiğini, ilgi yazının davalı Sendikaya 24.09.2018 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça ödeme yapılmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle sosyal denge tazminatından kesilen 155.885,20 TL aidat kesintilerinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev ve husumet itirazında bulunarak, öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, aksi hâlde dava şartı olan sıfat ve husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, yine bir borcun doğmamış olduğunu ve davacının alacaklı konumda olmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı Sendika arasındaki uyuşmazlığın 6289 sayılı Kanun'un Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişik Yapılmasına Dair Kanun'un 33. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 15. maddesinde, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceğine ilişkin hükmü ile buna dayalı taraflar arasında Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin Toplu Sözleşme'nin "Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme" başlıklı 4. bölümünün "Sosyal Denge Tazminatı"na dair hükmünün idari yargı kararları ile iptali iddiasından kaynaklı talebe ilişkin olduğu, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun (4688 sayılı Kanun) 43. maddesi ile 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 79. maddesi gereğince uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görülmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sosyal denge sözleşmesi aidatının tahsilinin talep edildiği davada adli yargı yolunun caiz olup olmadığına ilişkindir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142/1 hükmüne göre mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Bir mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için dava şartı olarak adlandırılan bazı hâllerin varlığı veya yokluğu aranır. Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s. 190). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-(b) hükmüne göre “Yargı yolunun caiz olması” dava şartları arasında yer alır. Yargı yolu kavramı, açılan bir davanın o hukuk sistemine dâhil yargı kollarından hangisinde bakılacağını ifade eder. Adli yargı ile idari yargı, bir başka deyişle hukuk mahkemeleri ile idare mahkemeleri arasındaki ilişki yargı yolu ilişkisidir ve bu ilişki kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her aşamasında resen araştırılarak göz önünde tutulmalı, idari yargının görevli olduğu sonucuna varıldığı takdirde 6100 sayılı Kanun’un 115. maddesi çerçevesinde davanın usulden reddine karar verilmelidir. Bu genel açıklamalar çerçevesinde temyiz itirazları değerlendirilmelidir. İnceleme konusu dava, sosyal denge sözleşmesi aidatının tahsili istemine ilişkindir. 25.08.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 20 18... Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme'nin "Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme" başlıklı 4. bölümünün 1/2 hükmü şöyledir: "Sosyal denge sözleşmesi imzalayan sendikanın üyesi olmayan kamu görevlilerinden aynı unvanlı personelden alınacak aidatın iki katına kadar taraf sendika sosyal denge sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri söz konusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dâhilinde yararlanır." Davacı, belirtilen hüküm hakkında Danıştay 11. Dairesince yürütmeyi durdurma kararı verildiğini, 2016-2017 yıllarına ilişkin toplu sözleşmenin aynı nitelikteki hükmünün de Danıştay 11. Dairesince iptal edildiğini ileri sürerek kesilen aidat bedellerinin iadesini talep etmektedir. 4688 sayılı Kanun'un 43. maddesi şöyledir: "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 2908 sayılı Dernekler Kanunu, 743 sayılı Türk Medeni Kanunu ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacaklar hakkında kamu görevlilerinin tabi oldukları personel kanunlarının ilgili hükümleri uygulanır." 6356 sayılı Kanun'un 79. maddesi ise şu şekildedir: "Bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar iş davalarına bakmakla görevli ve yetkili mahkemelerde görülür. Ancak yedinci ila on birinci bölümlerin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar için, görevli makamın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir." Açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre, somut uyuşmazlıkta iş mahkemesi görevli olduğundan işin esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/4149, K. 2026/3655, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-4149-e-2026-3655-k-f67446bfd438