Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/397 E. 2026/2874 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/397
Karar No
2026/2874
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/174 E., 2025/2150 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/221 E., 2023/338 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 28.12.2009-04.06.2021 tarihleri arasında ameliyat hemşiresi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından ödenmeyen işçilik alacakları sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini, işyerinde fazla çalışma yapıldığını, ayda iki hafta tatilinde çalışmaya devam edildiğini, söz konusu çalışmaların karşılığının ödenmediğini, yıllık izinlerinin de eksik kullandırıldığını, 2020 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında kısa çalışmada olduğu gösterilmesine rağmen tam zamanlı çalıştırıldığını, bu döneme ilişkin ödenmeyen ücret alacağının da bulunduğunu savunarak kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret, fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının fazla çalışma dâhil hak kazandığı tüm alacaklarının bordrolara yansıtılmak suretiyle ödendiğini, yapılan feshin haksız olduğunu, kısa çalışma döneminde kısmi süreli çalışma yaptırıldığının kayıtlar ile sabit olduğunu, davacının kullanmadığı yıllık izinlerinin karşılığı ücret alacağının bordroya yansıtılmak suretiyle ödendiğini, davacının ödenmeyen hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirket nezdinde hemşire olarak 28.12.2009-04.06.2021 tarihleri arasında çalıştığı, en son ücretinin günlük 268,02 TL olduğu, dinlenilen tanık beyanları ve davacı talebi dikkate alındığında davacının haftalık 12,5 saat fazla çalışma yaptığı, söz konusu çalışmasının karşılığı ödenmediği gibi 2020 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında tam süreli çalışma yapılmasına rağmen eksik ücret ödendiğini, işçi tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı; ayrıca davacının hizmet süresine göre 190 gün yıllık ücretli izne hak kazanmış olup 166 gün yıllık izin kullandığı, bakiye 24 günlük izin ücreti alacağının hüküm altına alınması gerektiği; ancak davacının hafta tatili çalışması sonrasında bir tam gün izinli ve istirahatli olduğu anlaşılmakla hafta tatili ücreti alacağına hak kazanamadığı gerekçesiyle hafta tatili ücreti alacağının reddine; diğerlerinin kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, dosyadaki yazı, bilgi ve belgeler, kanuni gerektirici sebepler, dosyadaki tüm delil durumu ile varlığı ispatlanan ancak ödendiği yöntemince ispatlanamayan fazla çalışma ücreti alacağının varlığı nedeni ile fazla çalışma ücreti alacağı ile kıdem tazminatına ilişkin itirazların yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça ödenen fazla çalışmaların mahsubunda, bilirkişi tarafından hesaplanan tutardan önce takdiri indirim yapılarak ödenmesi gereken tutar saptandıktan sonra ödendiği bordro ve banka kayıtları ile ispat edilen tutarın mahsubu ile hüküm kurulması gerekiyor iken, önce mahsup sonra takdiri indirim uygulaması ile hatalı olarak fazla tutar hüküm altına alınmış ise de bu hususun davalı tarafça açık istinaf sebebi yapılmadığı, 2021 yılı Haziran ayı ücret bordrosundaki izin ücreti tahakkukunu da içerir 2.409,89 TL'nin ödendiğine ilişkin banka kaydı bulunmadığından yıllık izin ücreti alacağının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkili nezdinde yapılan tüm fazla çalışma ücretlerinin işçilerin bordrolarına yansıtıldığını ve zamlı olarak ödendiğini, 2. Davacı tanıklarından ..'nin müvekkili Şirket aleyhine derdest davası bulunduğunu, diğer tanık ..'nin beyanlarının ise hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, davalı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini, 3. Hükme esas teşkil edilen bilirkişi raporunda fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin hesaplamalarının hatalı olması nedeniyle kabulünün mümkün olmadığını, 4. Davacının raporlu, istirahatli izinli olduğu tüm günlerin fazla çalışma ücreti hesabından dışlanması gerektiğini, 5. Davacının kısa çalışma döneminde kısmi süreli çalıştırıldığını, davacı tanığı ..'nin başka bir dosyada tanık olarak vermiş olduğu beyanı ile işbu dosyadaki beyanı arasında çelişki bulunduğunu, 6. Davacının kıdem tazminatına esas alınan giydirilmiş brüt ücretinin hatalı tespit edildiğini, 7. Banka kayıtlarının eksik celp edilmesi nedeniyle yıllık izin ücretinin hatalı şekilde hüküm altına alındığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ile fazla çalışma ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesinde istinaf incelemesinin, kamu düzenine aykırılık görülen hâller dışında, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafça ödenen fazla çalışmaların mahsubunda, bilirkişi tarafından hesaplanan tutardan önce takdiri indirim yapılarak ödenmesi gereken tutar saptandıktan sonra ödendiği bordro ve banka kayıtları ile ispat edilen tutarın mahsubu ile hüküm kurulması gerekiyor iken, önce mahsup sonra takdiri indirim uygulaması ile hatalı olarak fazla tutarın hüküm altına alınmasının hatalı olduğu ancak bu hususun istinaf sebebi yapılmadığı ifade edilmiş ise de davalı tarafça istinaf dilekçesinde, fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin eksik ödeme iddiasının yerinde olmadığı, hükme esas teşkil edilen bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olması nedeniyle kabulünün mümkün olmadığı belirtilmek suretiyle istinaf sebebine yer verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen hususa yönelik olarak davalı vekilinin istinafının bulunduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, bu konuda istinaf nedeni ileri sürülmediği gerekçesiyle eleştiri yapılmakla yetinilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesine aykırılık teşkil eder şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/397, K. 2026/2874, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-397-e-2026-2874-k-cf8830c31479