Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/390 E. 2026/2804 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/390
- Karar No
- 2026/2804
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/637 E., 2025/416 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/277 E., 2025/212 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 27.07.2009 - 07.08.2023 tarihleri arasında terminal çakma makinası operatörü olarak çalıştığını, son aylık ücretinin net 15.000,00 TL olduğunu, davacının yıllık izinlerinin yasada belirtilen kurallara göre kullandırılmaması, yıllık izne çıktığı zamanlarda bu döneme dair ücretlerin avans olarak ödenmemesi, ihtiyaç olduğu durumlarda yıllık izin kullanmayı talep etmesine rağmen izinlerin kullandırılmaması, üretim duruşlarında ücretsiz izne zorlanması, son anda bildirilerek hafta tatili günlerinde çalışmaya zorlanması, vardiya düzeninin aniden değiştirilmesi, aile ve sosyal hayatının zedelenmesi, işyerinde çalıştırıldığı işlerden kaynaklı meslek hastalıklarına yakalanması, gebe ve emziren kadınların çalıştırılma şartlarına dair yönetmelik uyarınca 150'den fazla kadın çalışan olan işyerlerinde çocuk yurdu kurma zorunluluğu olması, 6 yaşından küçük çocuğu bulunan davacının da aralarında bulunduğu kadın işçilerce çocuk bakım evi kurulması defalarca talep edilmesine rağmen kurulmaması üzerine iş sözleşmesinin davacı tarafından 07.08.2023 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve eksik ödenen ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesini istifa ederek sonlandırdığını, haklı bir sebep olmaksızın işten ayrıldığını, kıdem tazminatı hakkı olmadığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının yıllık izinlerini kullandığını, hak ettiği tüm alacak kalemlerinin eksiksiz olarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik'e (Yönetmelik) göre davalı yanca, belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan tüm işyerlerinde, yaşları ve medeni hâlleri ne olursa olsun, toplam 150’den çok kadın çalışanı olması hâlinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması, bakımı ve emziren çalışanların çocuklarını emzirmeleri için, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın belirli şartları taşıyan bir yurdun kurulmasının zorunlu olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu cevabına göre davacı tarafça iş sözleşmesinin sona erdirildiği dönemde davalı işyerinde 150'den fazla kadın çalışan olduğu, bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, davacının nüfus kaydının incelenmesinde 04.12.2020 doğumlu fesih tarihi itibarıyla 3 yaşından küçük çocuğunun bulunduğu, davalının davacıya kreş imkanı sunmadığı ve çalışma şartlarının uygulanmadığı kabul edilerek davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı, karşılığı ödenmeyen yıllık izin ücreti bulunduğu, banka kayıtlarından davadan sonra ücret alacağı işverence davacının hesabına ödendiğinden, ücret alacağı talebi yönünden davanın konusuz kaldığı ve karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hizmet süresi olan 27.07.2009-07.08.2023 tarihleri arasındaki süre 14... gün olmasına rağmen, 14... ay 25 gün kabul edilerek bu süre üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmasının hatalı olduğu, yine hükme esas alınan raporda davacının toplam 140 gün yıllık izin kullandığı belirtilmiş ise de, davalı tarafça sunulan izin belgelerine göre davacının toplam 155 gün yıllık izin kullandığı, buna göre davacının hak ettiği 250 gün yıllık izinden kullandığı tespit edilen 155 günün düşülmesi ile bakiye 95 gün yıllık izin hakkı kaldığı, fesihten sonra 2023/Ağustos ayı bordrosunda tahakkuk eden yıllık izin ücreti tutarının banka dekontuna göre davadan sonra 04.09.2023 tarihinde ödendiği, yıllık izin ücreti yönünden de kararın hatalı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ve taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacı her ne kadar işyerinde kreş bulunmaması nedeniyle iş sözleşmesini feshetmiş ise de fesihten önce bu talebini işverene hiçbir şekilde iletmediğini, davacının kötüniyetli ve haksız kazanç peşinde olduğunu, kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiğini, 2. Davacının yıllık izinlerini eksiksiz kullandığını kalan izin ücretinin fesihten sonra ödendiğini, puantaj ve bordro kayıtlarının gözetilmesi gerektiğini, 3. Tazminata esas ücrete primlerin eklenemeyeceğini zira devamlılık arz etmediğini, davanın tümden reddi gerektiğini, 4. Faiz başlangıç tarihleri ile faiz oranlarının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesi feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, dava konusu kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretine hak kazanıp kazanmadığı ile giydirilmiş ücretin tespiti hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.