Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2507 E. 2026/2513 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2507
- Karar No
- 2026/2513
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/429 E., 2025/459 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının 13.04.2010-16.04.2015 tarihleri arasında davalı ... Yapı ve Tic. AŞ'nin (... Yapı Şirketi) ...’de bulunan işyerinde beton pompa operatörü olarak net 2.000,00 USD ücretle çalıştığını, yemek ve yol yardımından faydalandığını, davalı işyerinde 08.00-22.00 saatleri arasında 7 gün çalıştığını, dinî bayramların ilk günü hariç tüm ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını, ancak bu çalışmaları karşılığı hak ettiği ücretlerinin ödenmediğini, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, pasaportunu alabilmek için istifa ve ibraname imzalamak zorunda bırakıldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirkete husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının davalı Şirket nezdinde 13.04.2010-16.04.2015 tarihleri arasında kesintisiz çalışmadığını, son olarak 27.04.2014-16.04.2015 tarihleri arasındaki çalışma döneminde 2.000,00 USD ücretle çalışması konusunda anlaşıldığını, ancak önceki dönemde ücretinin 2.000,00 USD olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı işçi ile müvekkili Şirket arasında ikinci çalışma dönemi için imzalanarak Türkiye İş Kurumu tarafından onaylanan resmî nitelikteki sözleşme gereği ücretinin aylık 550,00 USD olarak kararlaştırıldığını, feshe ilişkin iddialarının da gerçeğe aykırı olduğunu, zira davacının istifa ederek işten ayrıldığını, kendisine zorla belge imzalatıldığı ve iradesinin fesada uğratıldığı yönündeki davacı iddiasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesinde yer alan düzenleme gereği 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmesi gerekirken fesih tarihinden 4 yıl sonra ileri sürülen bu iddiaya itibar edilemeyeceğini, davacının yasal izin haklarını kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2020 tarihli kararı ile; davacının tüm hizmet süresi üzerinden 13.04.2010-16.04.2015 tarihleri arasında 3 yıl 11... gün çalıştığının tespit edildiği, davalı işverenin asıl işveren olduğu ve dava konusu alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, dava ve ıslah tarihinden itibaren zamanaşımının dikkate alındığı, dosyada mevcut belgeler, davalının tanık ifadeleri, davacıya yapılan ödemelerin incelenmesinden, emsal araştırmaları, davacının işten ayrılmadan önceki son aylık ücret ödemesi ve konuya ilişkin emsal yargı kararları gereği hesaplamaya esas alınan aylık ücretinin net 2.000,00 USD olarak kabul edildiği, %5 genel sağlık sigortası işçi payı dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda tazminat hesabına esas aylık giydirilmiş brüt ücretin 2.255,26 USD olduğu, dosya kapsamında istifa dilekçesi yer almadığından, davalı tarafça davacının istifa ettiğinin ve iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı ve tanık beyanlarının değerlendirilmesi neticesinde sözleşmenin işveren tarafından haksız feshedildiği kanaatine varıldığı, çalışma süreleri içerisinde kullandırıldığı anlaşılan izin sürelerinin mahsubu ile bakiye izin süresine göre izin ücreti alacağına hak kazandığı, bilirkişi raporu ile hesaplanan fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatili alacağı ücretlerinin dosya kapsamına uygun olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 27.10.2022 tarihli kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.02.2023 tarihli kararı ile; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek; dosya içeriğinde istifa dilekçesi bulunmadığına ilişkin karar gerekçesinin dosya kapsamına uygun olmadığı, zira dosyada mübrez 15.04.2015 tarihli el yazılı istifa dilekçesinin yer aldığı ve bu dilekçenin davacıya gösterilerek konuya ilişkin beyanının alınması gerektiği, ayrıca davacının 6 gün çalıştığı haftalarda 27 saat, 7 gün çalıştığı haftalarda ise 31,5 saat fazla çalışma yaptığı şeklinde gerekçeye yer verilmesine rağmen hüküm altına alınan fazla çalışma alacağı, davacının günlük 3 saat fazla çalışma yaptığı ihtimaline göre hesaplanan alacak tutarı olduğundan hüküm fıkrası ile gerekçe arasındaki çelişkinin giderilerek usul ve kanuna uygun karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli kararı ile; yemek ve barınma yardımı ilavesiyle aylık giydirilmiş brüt ücretin 2.255,26 USD olduğu, ibraz edilen istifa dilekçesi gereğince davacının 24.06.20 12... .01.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin davacının iş sözleşmesinin istifa ile sona erdiği, 24.07.2014-29.12.2014 tarihleri ve 30.12.2014-16.04.2015 tarihleri arasında geçen çalışmaların devam eden çalışmalar olduğu, işçinin ücretinin ödenmemesi ya da eksik ödenmesi, ... Kurumu primlerinin eksik ya da hiç yatırılmamasının haklı fesih nedeni olduğu ve davacının istifa dilekçesi ile davalı işyerinden ayrıldığı, ayrılış tarihi itibarıyla hak edildiği hâlde ödenmediği anlaşılan işçilik alacaklarının varlığı karşısında feshin ödenmemiş işçilik alacakları nedeniyle haklı sebebe dayandığı kanaatine varıldığı, kıdem tazminatına hak kazanan işçinin sözleşmesini haklı nedene dayalı olsa dahi kendisi feshettiğinden ihbar tazminatı talebinin yerinde olmadığı, bakiye izin alacağının bulunduğu belirtilerek ve fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil alacaklarına ilişkin olarak bozma öncesi gerekçeler tekrar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 25.09.2024 tarihli kararı ile; taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davacının davalı işverenin değişik şantiyelerinde aralıklarla çalıştığı, buna göre 13.04.2010-24.06.2012 tarihleri arasındaki ilk dönem çalışmasının davacının istifasına ilişkin Kod (03) olarak bildirimi yapılarak sonlandırıldığı, ancak davalı işverence bu hususun ispat edilemediği, 27.08.2012-17.01.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden de davalı işverence Kod (29) olarak bildirim yapılmakla birlikte bu hususta da işverence haklı fesih yapıldığı olgusunun dosya kapsamına göre sübut bulmadığı, Mahkemece bu tarihler arasındaki hizmet süresinin birleştirilerek tazminata esas çalışma dönemine eklenmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının 17.04.2014-16.04.2015 tarihleri arasındaki son dönem çalışmasının davacının istifası ile sonlandığı, Mahkeme huzurunda dinlenen davacı asılın, istifa dilekçesindeki yazı ve imzayı kabul etmekle birlikte iradesi sakatlanarak istifa etmek zorunda kaldığını beyan ettiği, ancak dosya içeriğine göre irade fesadı olgusu sübut bulmadığı gibi gerek dava dilekçesinde gerek yargılama aşamasındaki tüm beyanlarında işveren feshine dayanan davacı tarafça, iş sözleşmesinin ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğine dair herhangi bir iddiada da bulunulmadığı, buna rağmen Mahkemece dosya kapsamına ve davacı iddiasına uygun olmayan gerekçeyle iş sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedenle feshedildiğinin kabulüyle hüküm tesis edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, Mahkemece davacının 17.04.2014-16.04.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin olarak, davalının haksız feshine yönelik iddiasını ispat edemediğinin kabulü ile tazminat hesabına esas hizmet süresinin bu dönem dışlanarak belirlenmesi ve davacının 17.01.2014 tarihindeki ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, bozma kararına uyulmuş olmasına rağmen bozma kararının gereğinin yerine getirilmediği, fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin olarak gerekçe ve hüküm arasındaki çelişkinin giderilmeden usule aykırı hüküm tesis edildiği ve davacı yararına hükmolunan vekâlet ücretinin, kabul ve ret oranlarına göre hatalı hesaplandığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 4.956,75 USD net kıdem tazminatına hak kazandığı, iş sözleşmesi davacı tarafından sonlandığından davacının ihbar tazminatına hak kazanmadığı, davacının davalı Şirkete ait işyerinde haftanın 6 günü çalıştığı günlerde 27 saat, 7 günü çalıştığı günlerde 31,5 saat fazla çalışma yaptığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacakları bakımından 18.10.2013-20.11.2013 tarih aralığı için yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, b. 15.04.2015 tarihli aslı olmayan istifa dilekçesinin feshin ispatına yeterli delil teşkil etmediğini, c. 2010-2015 yılları arasındaki hizmet süresinin 5 yıl kesintisiz olarak kabul edilmesi gerektiğini, d. İhbar tazminatı alacağının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, e. Davacının ücretsiz izne ilişkin talebi olmadığı gibi Mahkeme tarafından bu sürenin hizmet süresinden dışlanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Uyuşmazlığı ... hukukunun uygulanması gerektiğini, ... hukukuna göre davacının tüm hak ve alacaklarının zamanaşımına uğradığını, b. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ispatlayamadığını, kıdem tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, c. Davacı ile aynı taleplerle dava açan, yakın akrabalığı bulunan davacı tanıklarının beyanlarının esas alınmasının hatalı olduğunu, d. Davacının çalışmasının kesintisiz olmadığını, süreler birleştirilerek hizmet süresinin kesintisiz olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, e. Davacının çalıştığı tüm dönemlerde değil sadece son çalışma döneminde 2.000,00 USD ücret aldığını, f. Davacı işçi için tespit edilen 2.000,00 USD ücretin tekrar brüte çevrilmesi ve 150,00 USD yemek ve barınma ücretinin eklenmesinin hatalı olduğunu, g. Davacının 270 saatlik fazla çalışma ücretinin ücrete dâhil olduğunu, h. ... ülkesinin ulusal ... ve genel tatil günlerinin ulusal ... ve genel tatil ücreti alacağı hesabında dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kıdem ve ihbar tazminatına esas alınması gereken hizmet süresinin belirlenmesi ile fazla çalışma alacağının hesabı ile fazla çalışma yönünden Mahkeme kabulünün gerekçesine ilişkindir. 1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin yerleşik ilke, Dairemizin 29.06.2022 tarihli ve 2022/7746 Esas, 2022/8494 Karar sayılı kararında şu şekilde açıklanmıştır: "Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (keza mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) 'usuli kazanılmış hak' kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.19 60... /9, RG. 28.6.1960-10537) Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)." Somut uyuşmazlıkta, bozma kararından önce İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacakları 18.10.2013-20.11.2013, 24.06.2014-24.01.20 15... .02.2015-16.04.2015 tarih aralıkları için hesaplanarak hüküm altına alınmış, bu husus bozma kapsamı dışında kalarak davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bozma kararı sonrası aldırılan bilirkişi raporunda ise fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacakları 18.10.2013-20.11.2013 dönemi için hesaplanmıştır. İlk Derece Mahkemesince söz konusu bilirkişi raporuna göre karar verilerek davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlal edilmesi hatalıdır. Bozma kararının (8) numaralı paragrafında, davacının 6 gün çalıştığı haftalarda 27 saat, 7 gün çalıştığı haftalarda ise 31,5 saat fazla çalışma yaptığı şeklinde gerekçeye yer verilmesine rağmen hüküm altına alınan fazla çalışma alacağının, bilirkişi tarafından davacının günlük en fazla 3 saat fazla çalışma yaptığı ihtimaline göre hesaplanan alacak tutarı olduğu, karar gerekçesi ile hüküm fıkrası arasındaki bu çelişkinin giderilmesi, davacı tarafça fazla çalışma alacağına yönelik olarak herhangi bir temyiz talebinde bulunulmadığı da gözetilerek davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış haklar ihlal edilmeden oluşturulacak gerekçeye göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 6 gün çalıştığı haftalarda 27 saat, 7 gün çalıştığı haftalarda ise 31,5 saat fazla çalışma yaptığı kabulü ile hesaplama yapılması davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.