Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2463 E. 2026/2530 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2463
- Karar No
- 2026/2530
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1592 E., 2025/1524 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/53 E., 2025/271 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili ile davalı ...Yurt İçi ve Yurt Dışı Taşımacılık AŞ (...Şirketi) ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 366. maddesine göre, temyiz yolu bakımından kıyas yoluyla uygulanan 6100 sayılı Kanun'un 3 47... . maddeleri uyarınca; temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, karşı tarafın temyiz dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde vereceği temyize cevap dilekçesi ile katılma yolu ile temyiz yoluna başvurabilir. Katılma yolu ile temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(c) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı ...Şirketinin temyiz dilekçesi davacı vekiline 08.11.2025 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz dilekçesinin ise yasal süre geçirildikten sonra 06.01.2026 tarihinde verildiği anlaşılmış olup açıklanan sebeplerle davacının katılma yoluyla temyiz isteminin, 6100 sayılı Kanun'un 347, 348, 3 66... . maddeleri uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin ve davalı ...Şirketi vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işyerinde kargo taşıma kuryesi ve kamyon şoförü olarak çalıştığını, davalı ...'ın, asıl işverenin bayisi olmakla, davalı ...Şirketinin markası, talimatı ve tam kontrolü altında çalıştığını, hatta bazı dönemlerde acente olmadığı zaman dilimlerinde davacının sigortasının da davalı asıl işveren tarafından yapıldığını, 17.05.2004-05.07.2019 tarihleri arasında bayiler değişse dahi bu süre zarfında sürekli asıl işveren nezdinde çalıştığını, aylık net 2.550,00 TL ücret aldığını ve ücretinin asgari ücret kısmının bankadan kalan kısmın davacıya elden verildiğini, ödenmeyen ücret alacakları olduğunu ve kıdem tazminatı alabilir yazısının işverene gönderildiğini bu nedenlerle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ücret alacakları ile asgari geçim indirim alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ...Şirketi vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili Şirket bünyesinde 17.05.2004-13.04.2010, 13.04.2013-23.12.20 14... .04.2016-09.01.2017 tarihleri arasında üç dönem çalıştığını, bunun dışındaki çalışmalarının farklı acenteler ve diğer davalı bünyesinde geçtiğini, somut olayda işyerinin son olarak diğer davalı acente ...'a tüm hak ve borçları ile birlikte devredildiğini, davacının iş sözleşmesinin fesih sürecinin diğer davalı acente ... bünyesinde çalışmış olduğu dönemde gerçekleştiğini, müvekkili Şirketin işbu işçilik alacaklarından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacının, acente sahipleri bünyesinde çalışmış olduğu dönemde tüm hak edişlerinin acente sahipleri tarafından ödendiğini, dava dışı acenteler ve diğer davalı acentenin, müvekkili Şirketten bağımsız olarak hizmet verdiğini, davacının bordrolarının ihtirazı kayıtsız imzalı olduğunu, ödenmeyen hiçbir ücret alacağı bulunmadığını ayrıca faiz talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalı Şirketin işçisi olduğunu, davada husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin 2016 yılında ...Şirketinde çalışmaya başladığını, 2017 yılından itibaren de ...Şirketinin ../.. şube müdürü olarak çalışmaya devam ettiğini, davacının ise hiçbir zaman ...’ın işçisi olmadığını, müvekkilinin kesinlikle bağımsız bir tacir, gerçek anlamda işveren ve hukuken de acente olmadığını sadece davalı ...Şirketi tarafından, şirket çıkarları gereği acente gibi gösterildiğini, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin acentelik ilişkisi olmadığını, bu ilişkinin ancak işçi ile işveren arasındaki ilişkiden ibaret olduğunu belirleyen çok sayıda yargı kararı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Şirket ile acente olarak gözüken ... arasında kurulmuş geçerli bir acente sözleşmesi bulunmadığı, bu hâlde muvazaalı bir sözleşmeden de söz edilemeyeceği, davalı ... yönünden Yargıtay ilâmları uyarınca davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği, diğer davalı yönünden yapılan yargılamada ise; ödenmeyen ücret alacakları bulunduğundan davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, ödenmeyen yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ücret alacakları ile asgari geçim indirim alacağının bulunduğu ve Bölge Adliye Mahkemesi ilâmı doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ...Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkilinin son dönem çalışmasının tamamen davalı ... uhdesinde geçtiğini, sigortalı gözüktüğü işverene karşı dava yöneltmesinden daha doğal bir durum olamayacağını, b. Davacı aleyhine 30.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, c. Asgari geçim indirim alacağının hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür. 2. Davalı ...Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkili Şirket bünyesinde çalışılan dönemler dışındaki dönemlerden sorumluluklarının bulunmadığını, b. Taleplerin zamanaşımına uğradığını, c. Diğer davalının işyeri devri nedeniyle tacir olarak sorumluluğunun bulunduğunu, d. Ücret bordrolarının davacı tarafça ihtirazı kayıtsız imzalandığını, ödenmeyen fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ücretleri ile asgari geçim indirim alacağının bulunmadığını, e. Davacının hak etmiş olduğu yıllık ücretli izinlerin tamamını kullandığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; husumet, vekâlet ücreti, hizmet süresi, zamanaşımı, fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ile asgari geçim indirim alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı ...Şirketi vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Katılma Yoluyla Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE, B. Davacı ve Davalı ...Şirketi Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.