Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/538 E. 2026/2507 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/538
- Karar No
- 2026/2507
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3215 E., 2025/2423 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/170 E., 2023/402 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 22.10.2000-15.09.2021 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak feshedilmesi üzerine açtıkları işe iade davasında davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, yasal süresi içerisinde işe iade başvurusunda bulunduklarını ancak talebin olumlu karşılanmadığını, davalı tarafından iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının müvekkiline ödendiğini ileri sürerek fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, yıllık ücretli izin alacağının arabuluculuk başvurusuna konu edilmediğini, davacının fark alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin bu davayı açmadan önce yıllık ücretli izin alacağı yönünden arabulucuya başvurmadığı anlaşıldığından yıllık ücretli izin alacağının bu dosyadan tefrikine karar verildiği, davacının işe iade kararının tebliği tarihinden itibaren yasal süresi içerisinde işverene işe başlatılması için ihtarname gönderdiği, ancak davalı işveren tarafından işe iade başvurusunun yasal süresi içerisinde kabul edilmediği, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği ve davacının kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı almaya hak kazandığı, davacıya yapılan kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinin mahsubu neticesinde fark kıdem tazminatı ve fark ihbar tazminatının davalı tarafından ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kesinleşen işe iade kararı sonrası davalıya başvurduğu, davalı tarafından davacı işe başlatılmayarak fark kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının ödendiği, toplu iş sözleşmesi hükümleri ve emsal işçi bordroları ile davacı bordroları karşılaştırılmak suretiyle davacının eylemli olarak başlatılmadığı tarihteki ücretinin tespit edildiği, tespit ve değerlendirmelerde bir hata bulunmadığı, davacının işe başlatılmadığı tarihteki ücretinin tespiti gerekmekle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında bir sakınca bulunmadığı, bu anlamda fark kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesinde bir hata bulunmadığı, davacı talebinin davacının işe başlatılmadığı tarihteki tespit edilecek ücretine göre fark ihbar tazminatına ilişkin olduğu, ilk fesih anında ihbar tazminatının ödenmiş olduğu anlaşılmakla fark ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bilirkişi raporundaki hesaplamaların büyük ölçüde hatalı olduğunu, 2. Zam oranlarının genel zam oranları olduğunu, işçinin performansı oranında yapıldığını, davacının ölçülebileceği bir performansı olmadığından en yüksek zam oranları esas alınarak hesaplama yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, yeni rapor alınması gerekirken indirim dahi yapılmadığını, 3. Davacıya tazminatlarının tam ve eksiksiz bir şekilde ödendiğini, boşta geçen 4 aylık sürenin eklenmesine rağmen 12 aylık süre koşulu gerçekleşmezse işçinin kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, 4. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, 5. Alacakların zamanaşımına uğradığını, 6. Faiz oran ve başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava türü, zamanaşımı, ücret tespiti, davacının fark kıdem tazminatı alacağına hak kazanıp kazanmadığı ile alacakların hesaplanması ve faize ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. ... ile .. Bankası AŞ arasında 15.06.2021 tarihinde imzalanan 01.04.2021-31.03.2023 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin servis aracı tahsisi kenar başlıklı 33. maddesi "İşveren mevcut uygulama koşulları çerçevesinde .., ..., .. şehirlerinde üyelerin yoğun olduğu semtlere talebi karşılayacak sayıda servis aracı tahsise gayret eder. Yukarıda anılan şehirlerde, oturduğu yer itibariyle ancak vasıta ile işe gelmek durumunda olup, Bankaca sağlanan servis aracından yararlanamayanlara, sendikanın da görüşü alınmak suretiyle işverenin belirleyeceği bir miktar üzerinden her ay ödeme yapılır." şeklinde olup davacı işçi Sakarya'da çalışmış olduğundan, giydirilmiş ücretin tespitinde yol yardımının eklenmesi hatalı ise de kıdem tazminatının tavandan hesaplandığı göz önüne alındığında, bu hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen ve özellikle yukarıdaki paragrafta açıklanan gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.