Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2447 E. 2026/5102 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2447
- Karar No
- 2026/5102
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2515 E., 2025/2895 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/648 E., 2025/238 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket bünyesinde 26.09.2012 tarihinden bu yana nükleer tıp teknikerleri şefi olarak çalıştığını, müvekkilinin emredici kanun maddeleri uyarınca haftalık 35 saat çalıştırılması gerekirken sürekli olarak fazla çalışmaya zorlandığını ve bu fazla çalışmalarının karşılığının tam olarak ödenmediğini, davacının iş sözleşmesini 21.11.2022 tarihinden geçerli olmak üzere haklı nedenle feshettiğini, en son brüt ücretinin 11.040,90 TL olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, şua izni ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, noter ihtar masrafı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili Şirket bünyesinde 26.09.2012-21.11.2022 tarihleri arasında, dava dışı müvekkili Şirket olan ... Yatırımlar AŞ bünyesinde ise 12.09.2019-21.11.2022 tarihleri arasında nükleer tıp teknisyeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesini davacının feshettiğini, davacının dava dilekçesinde iddia etiği gibi son brüt ücretinin 11.040,90 TL olmadığını, davacının 20 günlük çalışmasının karşılığında son aldığı net ücretin 6.525,34 TL olduğunu, davacının haftalık yasal çalışma süresine riayet ederek çalıştığını, nadiren de olsa yapılan fazla çalışmalar ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinin ise bordrosunda tahakkuk ettirilerek banka kanalı ile ödendiğini, davacı tarafından imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesi gereğince fazla çalışmanın ücrete dâhil olacağının kabul edildiğini, zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının çalıştığı süre boyunca kullanmaya hak kazandığı şua izinlerin tamamını kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirket bünyesinde 26.09.2012-21.11.2022 tarihleri arasında 10... ay 25 gün süreyle çalıştığı, davacının ödenmemiş fazla çalışma ücreti alacağının bulunması ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının iş sözleşmesinin davacı tarafından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-(e) hükmüne göre haklı sebeple feshedildiği anlaşıldığından kıdem tazminatına hak kazanacağı, davalı işyerindeki çalışması sırasında hak kazandığı 275 gün şua izninin tamamını kullandığı davalı tarafça dosyaya sunulan şua izni kullanım belgelerinden anlaşıldığından bu alacağının bulunmadığı, davacının dosyadaki delillerle ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil ücreti çalışması olduğunu somut olarak ispatlayamadığı, davacının fazla çalışmasının tanık beyanlarıyla ispatlandığı, %30 indirim yapılarak ve bulunan miktardan davacıya ödenen fazla çalışma ücretleri mahsup edilerek davacının bakiye fazla çalışma ücreti alacağının tespit edildiği belirtilerek kıdem tazminatının kabulüne, fazla çalışma ücretinin kısmen kabulüne, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile şua izni alacaklarının reddine, noter masrafı talebinin yargılama giderleri kısmında değerlendirilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacı tanık beyanlarının hükme esas alınmasının ve davalı tanık beyanlarının hiçbir şekilde dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, davacı tanıklarının beyanlarının davacının tüm çalışma dönemini kapsamadığını, davacıya ödenen fazla çalışma ücretinin mahsubunun hatalı olduğunu, davacının izinli olduğu dönemlerin fazla çalışma hesaplamasında dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, bakiye fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını, 2. Tanık anlatımına dayalı hesaplama yapıldığından indirimin %30'dan fazla uygulanması gerektiğini, 3. İş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ispat edemeyen davacının kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ve fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ile hesabına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.