Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2448 E. 2026/5103 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2448
- Karar No
- 2026/5103
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1785 E., 2025/2292 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/365 E., 2024/329 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 19.12.2025 tarihli ek karar ile kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de dosya içeriğine göre reddedilen ve davacı tarafından temyize konu edilen toplam miktar 242.208,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla temyiz sınırının üstünde olduğundan, kararın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 19.12.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda asıl karara yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, 01.09.2015 tarihinden iş sözleşmesini haksız olarak feshettiği 12.09.2023 tarihine kadar birer yıllık dönemler hâlinde yenilenen belirli süreli iş sözleşmeleriyle, davacıya ait okulda ingilizce öğretmeni olarak çalıştığını, 2023-2024 ...-öğretim yılı başlamadan önce taraflar arasında 01.09.2023 başlangıç ve 31.08.2024 bitiş tarihli belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, davalının 12.09.2023 tarihli ihtarname ile belirli süreli iş sözleşmesini 12.09.2023 tarihinde feshettiğini bildirdiğini, iş sözleşmesinin 6. maddesinde, yasal ya da sözleşmede yer alan bir gerekçeye dayanmaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın diğer tarafa kalan hizmet süresinin karşılığı olan toplam ücretin (aylık ücret+ek ders ücreti) tamamını cezai şart olarak ödemeyi kabul ettiğinin düzenlendiğini ileri sürerek 242.208,00 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, 2023 yılının ilk aylarında emekli olmaya hak kazandığını, bu süreçte işten çıkışı yapılarak kendisine kıdem tazminatı ödendiğini ve müvekkilinin aynı ...-öğretim yılı içinde hiç ara vermeden çalışmaya devam ettiğini, taraflar arasında 04.06.2023 tarihinde 2023-2024 ...-öğretim dönemine ilişkin iş sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin, 2023 yılının Ağustos ayında yeni ...-öğretim yılının başlaması ile işe başladığını ancak çalışma koşullarında beklenmedik ve esaslı değişikliklerin yapılması nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle 12.09.2023 tarihinde feshetmek zorunda kaldığını, işverene de aynı gün fesih gerekçelerini açıklayan ihbarnamesini gönderdiğini, cezai şart ödeme yükümlülüğü bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının, davacı Şirketin işyerinde, 01.09.2015-12.09.2023 tarihleri arasında 8 yıl 12 gün aralıksız olarak çalıştığı, davalı işçinin .... Noterliği ile iş sözleşmesini 2023-2024 ...-öğretim döneminin başlamasından sonra ihtarname göndermek suretiyle feshettiği, fesih sebebinin 2023/2024 ...-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte mola saatlerinin özel hayata müdahale kapsamına girecek ölçüde kısıtlanması, çalışma şartlarında esaslı değişiklik yapılması ve bu kapsamda yapılan baskılar nedeniyle olduğu anlaşılmakla dosyada bulunan iş sözleşmesi incelendiğinde; davacı tarafın talep ettiği cezai şarta ilişkin maddenin ayrıntısında, haklı neden olmaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği görülmekle yargılama aşamasında dinlenen davalı tanık beyanlarından davacının ihtarname içeriğinde belirttiği gibi davacı işveren bünyesinde çalışan öğretmenlerin mola saatlerine kısıtlama getirildiği ve sigara molalarının tamamen kaldırıldığı, mola hakkının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi ile güvence altında olduğu, okul ortamında sigara içilmesinin yasaklanması mümkünse de içenlere bir çözüm üretilmesi gerektiği, sonuçta işverenin çalışanlarına uygun çalışma koşullarını sağlamakla yükümlü olduğu, bu kısıtlamaların iş sözleşmesinin yapılmasından sonra yapıldığı, bu durumun iş sözleşmesinde esaslı değişiklik olduğu, davalı işçinin iş sözleşmesini mesai saatleri içerisinde mola hakkının kısıtlanması ve kısmen kaldırılması nedeniyle haklı nedenle feshettiği sonucuna varılmakla cezai şart ödemeye ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; okul içinde sigara içilmesinin zaten yasak olduğunu, okul dışında sigara içilmesinin yasaklanmasının söz konusu olmadığını, okul dışına çıkarken izin kağıdı doldurmalarının istendiğini, bu durumdan sadece davacının etkilendiğini, diğer çalışanların şikâyetlerinin olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli olduğunu, sözleşmenin süresinden önce haklı neden olmaksızın feshedilmesi hâlinde, her iki taraf için de cezai şartın düzenlendiğini, çalışma koşullarının esaslı şekilde değiştiği iddiasının doğru olmadığını, ispat yükü üzerinde olan davacının bu iddiasını ispat edemediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı işverenin davalı işçi tarafından iş sözleşmesinin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle cezai şarta hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 19.12.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Ek karar yönünden alınan temyiz harçlarının istek hâlinde ek kararı temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.