Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2226 E. 2026/2764 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2226
- Karar No
- 2026/2764
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1421 E., 2025/1939 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/591 E., 2025/466 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... (Bakanlık) bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini, davacının ... Sendikası üyesi olup toplu iş sözleşmesinden yararlandığını, davalı tarafından davacının ücretinin hatalı belirlenerek eksik ödeme yapıldığını iddia ederek 01.01.20 21... .12.2022 tarihleri arası dönemde ödenmeyen fark ücret, fark ikramiye, fark ilave tediye, fark ulusal ... ve genel tatil ücreti ile hizmet zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçiş sonrası işçi ücretlerinin Yüksek Hakem Kurulu tarafından düzenlenen toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak belirlendiğini, ancak hem belirsiz süreli iş sözleşmesindeki oranın uygulanıp hem de söz konusu sözleşmeden kaynaklı %4 oranında artışın yapılmasının mümkün olmadığını ve çifte zam yapılması anlamına geleceğini, 08.09.2021 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesi düzenlemesi gereğince 2021 yılında taban ücret uygulamasına geçildiğini, bu şekilde sözleşmenin asgari ücret ile bağının kesilmiş olduğunu, geriye dönük olarak toplu iş sözleşmesinden kaynaklı ücret farklarının ödenmiş olduğunu, davacının ücretinin düşürülmesi gibi bir uygulama söz konusu olmadığından dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını, talep edilen faiz oranı ile faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava dışı alt işveren işçisi olarak davalı bünyesinde çalışırken 696 sayılı KHK’nın 127. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 23. maddesinin uygulanmasına dair usul ve esaslarda belirlenen şartlarla 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiği, davada 01.01.2021-30.12.2022 tarihleri arası dönemin talep konusu yapıldığı, kadroya geçişte davacı ile imzalanan iş sözleşmesi gereğince davacının ücretinin asgari ücretin belli oranda fazlası olarak belirlendiği, işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi ve Yargıtay içtihatları ile ücret tespitine ilişkin çizilen yol kapsamında, davacının talebine konu 2021/1. dönem ücreti 181,64 TL; 2021/2. dönem ücreti 190,72 TL; 2022/1. dönem ücreti 245,27 TL; 2022/2. dönem ücreti ise 349,14 TL kabul edilerek hesaplamaların yapıldığı dosya kapsamına uygun 21.03.2025 teslim tarihli bilirkişi raporuna itibar edildiği, davalının ıslaha karşı zamanaşımı def’i gözetildiğinde 18.04.2020 tarihinden önceki dönemin zamanaşımına uğradığı belirlendiğinden talep dönemi bakımından dava ve ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımına uğrayan alacağın bulunmadığı gerekçesiyle hizmet prim farkı ve genel tatil fark alacağı talepleri reddedilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 28.07.2025 tarihli ek kararı ile; hükmün miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle davalı Bakanlık vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde hâlen çalışmaya devam ettiği, dosyaya sunulan 02.04.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. maddesinde "işçiye her ay brüt asgari ücretin %61 fazlası üzerinden günlük olarak ödeme yapılacağının" belirtildiği, buna göre tespit edilen 01.01.2021 tarihindeki günlük brüt ücretinin (215,02 TL) toplu iş sözleşmesinde belirtilen 136,67 TL taban ücretten yüksek olması sebebiyle bireysel iş sözleşmesinin ileriye yönelik etkisinin devam ettiği, buna göre İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükmün kesin olmadığı gözetilerek ek kararının kaldırılmasına karar verildiği, davacının kamuda sürekli işçi kadrosuna geçişi sırasında yapılan iş sözleşmesinde ücretinin brüt asgari ücretin %61 oranında fazlası üzerinden ödeneceğinin kararlaştırıldığı, söz konusu düzenlemenin her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağlayacağı, orana göre belirlenen aylık ücrete sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonra 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesi gereğince ayrıca toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın yapılması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak davanın kabulüne dair verilen kararın isabetli olduğu, rapordaki tespit ve hesaplamaların dosya kapsamı ile oluşa uygun olduğu, davacının kabul edilen alacaklarında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının ücreti belirlenirken asgari ücretin %61 gibi fahiş bir oranda fazlası üzerinden ödenmesi gerektiğini iddia etmenin makul bir yaklaşım olmadığını, 2. Davacının ücretinin 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ve Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümleri uyarınca belirlendiğini, Bakanlık uygulamasının hukuka uygun olduğunu, 3. Davacının 31.12.2018 tarihli ücreti korunarak %4 oranında zam uygulandığını, davacının ücretinin düşürülmesinin söz konusu olmadığını, dolayısıyla dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını, 4. Faiz türü ile başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarının bulunup bulunmadığı ile faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.