Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2135 E. 2026/5363 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2135
- Karar No
- 2026/5363
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1070 E., 2025/1892 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/250 E., 2025/76 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 24.10.2025 tarihli ek kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 24.11.2025 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Ek karar davacı vekili ve ek kararın temyizi talebine karşı verilen dilekçe ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacının hizmet süresi, iddia edilen ücret, dava konusu alacak talepleri ile bilirkişi raporu, davacının ıslah dilekçesi birlikte dikkate alındığında; reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen toplam miktar (dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmekle hesaplanan), Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararın yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğu anlaşıldığından sözü edilen kararın onanması gerekmiştir. Ek karar davalı vekilince katılma yolu ile temyiz edilmiş olmakla; davalı vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2025 tarihli kararına karşı temyiz talebi bulunmadığından, davacının temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek karara yönelik katılma yoluyla temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu durumda, 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 348/2 hükmü gereğince davalı tarafın katılma yolu ile temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalının Katılma Yoluyla Temyizi Yönünden Davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen 24.11.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.