Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2010 E. 2026/5272 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2010
Karar No
2026/5272
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2577 E., 2025/3135 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 49. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/102 E., 2025/286 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile katılma yoluyla davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Umman’daki işyerinde 18.12.2012-17.04.2015 tarihleri arasında ağır vasıta şoförü olarak aylık 1.850,00 USD ücretle çalıştığını, 3 öğün yemek ve barınma yardımı yapıldığını, davacının çalıştığı sürece fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ve kısmen tazminat ödendiğini ileri sürerek bakiye kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İnşaat Sanayi ve Tic. AŞ (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde, uyuşmazlığa Umman hukukunun uygulanması gerektiğini, çalışılan şirket iş ortaklığının Umman yasalarına göre kurulduğunu, iş sözleşmesi doğrultusunda Umman İş Kanunu’na göre talep olan haklarının eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2 Davalı ... SPA (Astaldi Şirketi) vekili cevap dilekçesinde, davacı ile aralarında herhangi bir iş ilişkisi bulunmadığını, müvekkili Şirket ile davalı arasında da iş ortaklığı bulunmadığını, husumet itirazları bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin 28.03.2025 tarihli kaldırma kararı üzerine, uygulanacak hukuk yönünden yapılan değerlendirmede Umman Sultanlığı kanunlarına göre sonuca gidildiği, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, davalılar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu, davacının bu ortaklık kapsamında çalıştırıldığı, işçilik alacakları yönünden davalıların müteselsilen sorumlu olduğu, davalı tarafça fesih tarihinde 2.015,60 USD kıdem tazminatının banka hesabına ödendiği, iş sözleşmesinin davalı tarafından sona erdirildiği, fesih tarihinde ödenen kıdem tazminatı mahsup edildiğinde davacının bakiye kıdem tazminatı bulunmadığı, ihbar tazminatı yönünden Umman İş Kanunu 37. maddesine göre davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştırıldığı, davacıya ihbar öneli verilmediği, davacının temel ücret miktarı olan net 1.294,00 USD üzerinden 30 güne göre yapılan hesaplama ile davacının 1.294,00 USD net ihbar tazminatı olduğu hesaplanmış ise de Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun 7. maddesindeki bir senelik zamanaşımı süresi dikkate alındığında ıslah tarihi itibarıyla talep edilen miktarın zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla dava dilekçesi ile talep edilen miktar üzerinden hüküm kurularak fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, davacının karşılığı ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil alacağı bulunduğu, ispatlanamayan fazla çalışma, hafta tatili ücretleri ve ücret alacağı taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine oyçokluğuyla karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, sözleşmenin ingilizce düzenlendiğini, tüm alacak kalemlerinin hatalı hesaplandığını, b. Hafta tatili ücretine ilişkin hükmün hatalı olduğunu, Umman hukukuna göre hafta tatili ücreti alacağı hesaplanacak ise iki gün hesaplanması gerektiğini, c. Uyuşmazlığa sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, davalı ... Şirketinin alacaklardan Türk hukukuna göre sorumlu olduğunu, d. Umman hukukuna göre zamanaşımı değerlendirmesi yapılmasının hatalı olduğunu, davalıların cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürmediklerini, dosya istinaf aşamasından döndükten sonra ıslah ile zamanaşımı def'i ileri sürülmesinin kötüniyetli olup, hakkaniyete de aykırı olduğunu, ihbar tazminatında ıslah zamanaşımına göre karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, e. Ücret alacağının fiilî çalışmanın sona erdiğinden bahisle reddinin hatalı olduğunu, davacının şantiyede hazır beklediğini, 19.04.2015 tarihine kadar işyerinde bulunduğunu ancak işverence kendisine uygun iş verilmediğini, bu nedenle ücret alacağı talebinin kabulü gerektiğini, hizmet süresinin bitim tarihinin 17.04.2015 olarak kabulü gerektiğini, f. Umman hukuku uygulanması nedeniyle reddedilen kısım için davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Şirketi vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; a. Müvekkili Şirket bakımından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, b. Davacının ihbar tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının Umman hukukuna göre değerlendirilmesi ve diğer davalı tarafından yapılan ödemelerin mahsubu ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, c. Umman İş Kanunu'na göre yapılacak hesaplamalarda zamanaşımı hususunun değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 3. Davalı ... Şirketi vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; a. Davacının alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, b. Umman İş Kanunu'nda yer alan iş ücretlerinin ibrasına yönelik hükmün gözönünde bulundurulması gerektiğini, c. Davacının ihbar tazminatı alacağı bulunmadığını, d. Davacının ulusal bayram ve genel tatil alacağı bulunmadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılmadığını, çalışılırsa bordrolarda karşılıkları gösterilmek suretiyle ödendiğini, mahsup hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, e. Müvekkili Şirket lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, ücret, iş sözleşmesinin sona erme şekli ile davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir. Türk anayasal sisteminde, Devlete ... ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için "iptal kararlarının geriye yürümezliği" kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir. Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile, aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta çalışma süresini kapsayan yurt dışı iş sözleşmesi ile hukuk seçimi yapıldığı ve Umman hukukunun uygulanacağı kararlaştırılmış olmakla, uyuşmazlığa Umman hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; puantaj kayıtlarında fazla çalışma ve hafta tatili ücretinin tahakkuk ettirilip bordrolara yansıtıldığı ve çıplak ücret ile birlikte banka hesabına yatırıldığı, iki haftada bir hafta tatilinde çalışma ücretinin iş sözleşmesinde düzenlendiği şekilde çıplak ücretle birlikte ödendiğinin tespit edildiği ifade edilmiştir. Ne var ki puantaj kayıtlarında, davacının 6 gün çalışıp 1 gün çalışmadığı dönemler olduğu görülmektedir. Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun 73. maddesi şöyledir: "İşveren 72. Maddede belirtilen durumlarda işçiye asıl ücret üzerinden hesaplanan ve gündüz çalışmaları için en az % 25, gece çalışmaları için en az % 50 ilave edilen oranda fazla ücret verir. İş haftalık tatil veya resmi izin gününde yapılırsa ve işçiyle anlaşarak onun yerine bir gün izin verilmemişse, bu gün için bir kat fazla ücreti hak eder.". Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun 73. maddesinde; hafta tatilinde çalışılması hâlinde işçiyle anlaşarak çalışma karşılığı için izin verilmemesi durumunda, çalışılan gün için bir kat fazla ücret ödeneceği ifade edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporundan bu düzenleme uyarınca ödemelerin yapılıp yapılmadığı anlaşılamamakta olup bilirkişi raporu denetime elverişli değildir. Buna göre söz konusu zamlı ücrete ilişkin yasal düzenleme ve davacının çalışma düzeni yeniden değerlendirilerek, hafta tatili alacağına hak kazanılıp kazanılmadığının denetime elverişli bir şekilde belirlenmesi gerekir. 4. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının çalıştığı kabul edilen ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesaplanırken aylık ücret 1.294,00 USD, günlük ücret ise 44,33 USD kabul edilmiş olup zamlı ücret 55,41 USD kabul edilerek bu miktar üzerinden hesaplama yapılmıştır. Ne var ki işçinin aylık ücretinin içinde, çalışma karşılığı olmaksızın ödenen 1 günlük ulusal bayram ve genel tatil günü ücreti de bulunmaktadır. Buna göre Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca işçinin çalıştığı ulusal bayram ve genel tatil günleri için toplam 2 yevmiyeye hak kazandığı, bunun 1 yevmiyesinin aylık ücret içine ödenmediği kabul edilmelidir. Bu durumda dava konusu ulusal bayram ve genel tatil ücretinin 1 yevmiye üzerinden hesaplanması gerekirken, hatalı hesaplama içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. Diğer taraftan, maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara, 2021, s.127). Buna göre Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Somut uyuşmazlıkta davalılar vekilleri tarafından cevap dilekçesi ıslah edilerek usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Davalıların davaya karşı yaptıkları zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının 2012 yılından itibaren hesaplanması bir başka hatalı yöndür. 5. İlk Derece Mahkemesince, Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun 7. maddesindeki bir yıl zamanaşımı süresi dikkate alınarak ihbar tazminatı talebinde, ıslah tarihi itibarıyla talep edilen miktarın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle dava dilekçesi ile talep edilen miktar olan 5,00 USD üzerinden hüküm kurulmuştur. Ne var ki davalı ... Şirketinin ıslaha karşı zamanaşımı def'inin süresinde olmadığı görülmektedir. Islah dilekçesi davalı ... Şirketine 08.05.2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı Şirketin ıslaha itiraz dilekçesinin UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda kayıt tarihi ise 24.05.2019 tarihidir. Davalı ... Şirketi vekilinin duruşmada da süresinde yapılan ıslaha zamanaşımı def'ine rastlanmamıştır. Şu hâlde davalı ... Şirketinin ihbar tazminatının tamamından sorumlu olacağı, davalı ... Şirketinin ise dava dilekçesi ile istenen 5,00 USD ile sınırlı sorumlu olacağı gözetilerek sonuca gidilmelidir. 6. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda, yabancı hukukun uygulanması sebebiyle reddedilen alacaklar bakımından davalılar lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği, ispat yokluğundan reddedilen alacaklar bakımından ise davalılar lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğine dikkat edilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2010, K. 2026/5272, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2010-e-2026-5272-k-090344396196