Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1241 E. 2026/3507 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1241
- Karar No
- 2026/3507
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1593 E., 2025/2318 K. DAVA TARİHİ : 08.05.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/695 E., 2025/108 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette 11.03.2016 tarihinde satış ve pazarlama direktörü olarak göreve başladığını ve 15.11.2017 tarihinde işten çıkarıldığını, işe iade davasının lehine sonuçlandığını, başvurusu sonrası işe çağrıldığını ancak işe başlaması sonrasında psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını, Şirkette fiilen çalışmasının engellendiğini, kendisine davalı tarafından ödenmesi gereken yaklaşık 18.000,00 TL'nin geciktirildiğini, haksız yere tacizle suçlandığını, İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/711 Esas sayılı dosyasında yargılandığını, 29.08.2018 tarihli ihtarname ile işten çıkarıldığını, rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasıyla 66.000,00 TL tazminat talepli dava açıldığını, davalının başından itibaren müvekkilini işe iade etme iradesi olmadığını belirterek 88.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil Şirketin işe iade kararının kesinleşmesi üzerine talepte bulunan davacıyı işe davet ettiğini, müvekkili Şirketin davacı henüz işe başlamadan önce oda ayarladığını, gerekli elektronik cihaz ve diğer ofis malzemelerinin bir kısmını temin ettiğini, ancak 27.08.2018 tarihinde işyerine gelen davacının çalışma ortamında huzursuzluk ve gerginlik yarattığını, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının ne zaman yatırılacağı konusunda muhasebe sorumlusu A.T. isimli çalışana "haklarım ne zaman ödenecek, öpücükle de ödeyebilirsiniz" demek suretiyle sözlü olarak tacizde bulunduğunu, bu eylemlerine ilişkin e-posta yazışmaları, davacının yazılı savunması, ceza davasında verdiği ifade ve tanık anlatımlarının mevcut olduğunu, Şirket çalışanı tarafından bu ifadelerin müvekkiline iletilmesi üzerine davacıdan savunmasının istendiğini, savunma dilekçesini vekili avukat ile birlikte noter takibi ile elden müvekkili Şirkete tebliğ ettirdiğini, savunma içeriğinde sözlü tacizde bulunduğunu kabul ve ikrar ettiğini, bu nedenle iş sözleşmesinin 29.08.2019 tarihinde davacının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2 hükmü uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, diğer çalışan tarafından şikâyet edilmesi üzerine İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/711 Esas sayılı dosyasında ceza davası görüldüğünü, müvekkili tarafından yapılan feshin haklı olması nedeniyle boşta geçen süre ücreti ile iş güvencesi tazminatı taleplerinin dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ortadan kaldırma ilâmı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davacının talep sonucunun açıklandığı, brüt 15.386,58 TL ücret aldığı, davacının iş sözleşmesinin feshine gerekçe gösterilen olaydan dolayı beraat ettiği, işveren tarafından haklı fesih iddiasının kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacı tarafından verilen açıklama dilekçesinin usulüne uygun olmadığını, çelişkinin giderilmediğini, 2. Ödeme dekontu sunulmuş olmasına rağmen Mahkemece dikkat alınmadığını, 3. Müvekkili Şirketin takas mahsup def'inde bulunduğunu ancak Mahkemece dikkate alınmadığını, 4. Davacının faiz talebinde bulunmamış olmasına rağmen faize hükmedildiğini, davacı işe başlatıldığından artık iş güvencesi tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını, 5. Mahkemece davacıya yol gösterildiğini, taraflarca getirilme ilkesinin yok sayıldığını, 6. Davacı tarafından sadece iş güvencesi tazminatı talep edilmiş olmasına rağmen Mahkemece boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının da hüküm altına alındığını, 7. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davaya konu taleplerin iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar olup olmadığı ile davacının sözü edilen alacak kalemlerine hak kazanıp kazanmadığına ve hesaplamaya ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda davacı vekili müvekkilinin 15.11.2017 tarihinde işten çıkarıldığını, işe iade davasının lehine sonuçlandığını, başvurusu sonrası işe çağrıldığını ancak işe başlaması sonrasında psikolojik taciz uygulandığını, Şirkette fiilen çalışmasının engellendiğini beyan ederek iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı talebinde bulunmuştur. Davalı vekili ise, 27.08.2018 tarihinde işyerine gelen davacının çalışma ortamında huzursuzluk ve gerginlik yarattığını, çalışanların iş yapmasına engel olduğunu, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının ne zaman yatırılacağı konusunda muhasebe sorumlusu A.T. isimli çalışana "haklarım ne zaman ödenecek, öpücükle de ödeyebilirsiniz" demek suretiyle sözlü olarak tacizde bulunduğunu, bu nedenle iş sözleşmesinin 29.08.2019 tarihinde haklı nedenle yeniden feshedildiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının iş sözleşmesinin feshine gerekçe gösterilen olaydan dolayı beraat ettiği, buna göre işveren tarafından haklı fesih iddiasının kanıtlanamadığı kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ceza dosyası incelendiğinde; davacı sanık hakkında cinsel taciz suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(e) hükmü gereğince "yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" nedeniyle beraat kararı verildiği, ancak beraat kararının delil yetersizliğine dayalı olduğu ve bu hâliyle hukuk mahkemelerini bağlayan maddi bir vakıa tespitinin bulunduğundan söz edilemeyeceği belirlenmiştir. Dinlenen davalı tanığı S.Ş'nin davacının muhasebe müdürü ile aralarında sözlü taciz eylemi sonucunda işten çıkarıldığını ifade ettiği, yine taciz eyleminin tarafı olan muhasebe müdürü A.T'nin davacının şahsına yönelik "paranız yoksa öpücükle de verebilirsiniz" demek suretiyle tacizde bulunduğunu beyan ettiği, yukarıda açıklandığı üzere Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı hususları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının işe iade kararı sonrasında işe başlatıldığı ancak iş sözleşmesinin eylemi nedeniyle haklı nedenle feshedildiği anlaşılmakla; Mahkemece iş güvencesi tazminatı talebi yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 3. Somut olayda davalı vekili, davacının banka hesabına 18.917,24 TL boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı yatırıldığını savunmaktadır. Şu hâlde Mahkemece varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve sözü edilen miktarın ödenip ödenmediği belirlenmeli, varsa ödenen miktar hesaplamadan mahsup edilmelidir. 4. Davacının gerek dava dilekçesinde gerek ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığı gözden kaçırılarak hüküm altına alınan alacaklara faiz yürütülerek hüküm kurulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde ifade edilen taleple bağlılık kuralının ihlali niteliğinde olduğundan bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.