Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/9516 E. 2026/3962 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9516
- Karar No
- 2026/3962
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3093 E., 2025/556 K. DAVA TARİHİ : 21.09.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/364 E., 2022/699 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ve asaleten kendisi ile davalı vekili Avukat ... duruşmaya katıldılar.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olduğunu ve 03.01.2002 tarihinden itibaren kesintisiz olarak bürosunda çalıştığını, bu süre içerisinde güvenini kazandığını ve kendisine son derece geniş yetkiler içeren vekâletname dâhi verdiğini, özellikle 2012 senesinden itibaren büronun sonuçlandırdığı mahkeme kararlarının tamamının davalının kontrolünde icraya konulduğunu, yaklaşık 15 yıl süren iş ve güven ilişkisi sebebiyle davalıdan şüphelenmediğini, davalının izinde olduğu dönemde bir müvekkili tarafından yazılan mektup içeriğine göre mahkeme ve icra dosyalarının taranması üzerine tahsilatların kendisine verilmediğini gördüğünü, bu usulsüzlük üzerine davalının iş sözleşmesinin feshedildiğini ve davalı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunulduğunu ileri sürerek davalının uhdesinde bulunan bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı yanında uzun yıllardır ücretli çalıştığını, müvekkilinin doğum iznine ayrıldığında uzun süreli olarak büroda tam zamanlı ve süresiz çalışamayacağını anlayan davacının, bu tür rahatsızlık verici ithamlarda bulunarak müvekkilinin işten ayrılmasına çalıştığını, müvekkilinin davacının bürosunda çalıştığı dönemde hiçbir zaman aralarında para alışverişlerine, tahsilatlara ve masraflara yönelik tutanak ve makbuz düzenlenmesine ilişkin bir uygulama olmadığını, alacak talebinin hukuka ve iyi niyet kurallarına uygun olduğundan söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından bildirilen ve tahsilatları davalı tarafından gerçekleştirilen dosyalara ilişkin kayıtlar celbedilerek bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve 1.653.364,62 TL'lik tahsilatın davacıya ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkili hakkında alınan ödemeleri uhdesinde bıraktığı iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğunu ve Adalet Bakanlığı tarafından soruşturma yapılmamasına karar verildiğini ve bu karara karşı davacının ... İdare Mahkemesinde açmış olduğu davanın reddedildiğini, 2. Davacının serbest meslek makbuzlarını dosyaya ibraz etmediği hususunun irdelenmediğini, 3. Davacı tarafından müvekkilinden alacaklı olduğuna dair hiçbir somut delil sunulmadığını, 4. Davacı tarafından faiz isteminde bulunulmamasına rağmen dava ve ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 5. Tüm iddiaların ve davanın sırf müvekkilini haksız ve kötü niyetle ve iş sözleşmesini tazminatsız olarak feshetmek amacı ile yapıldığını, 6. Mahkemece icra ve dava dosyaları detaylı şekilde incelenmeden basit matematik hesabı ile yetinilerek hüküm kurulduğunu, 7. İtibar edilen bilirkişi raporlarının sadece davacının beyan ve itirazları üzerinden oluşturulduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalının uhdesinde davacıya ödenmeyen bedel olup olmadığı ve hükmedilen faiz noktasında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.