Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/8643 E. 2026/2555 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8643
Karar No
2026/2555
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1161 E., 2025/1310 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/150 E., 2024/81 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.03.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat .. .. ile davalı vekili Avukat .. .. duruşmaya katıldılar.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 24.12.2009-15.08.20 12... .11.2013-10.01.2023 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde en son restoran müdürü olarak çalıştığını, son ücretinin net 16.600,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından ödenmeyen işçilik alacakları, müvekkilinin görev tanımında yer almayan ve personelin yapması gereken iş ve görevleri yapmak zorunda bırakılması, yıllık izne çıkarken ücretinin peşin olarak ödenmemesi gibi sebeplerle haklı nedenle feshedildiğini, işyerinde fazla çalışma yaptığını, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, ayrıca müvekkilinin bakiye yıllık ücretli izin alacağının da bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı tarafça yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 24.12.2009-15.08.2012, 22.11.2013-10.01.2023 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, fesih tarihi itibarıyla davacının çıplak ücretinin aylık brüt 16.900,00 TL, giydirilmiş ücretinin aylık brüt 23.365,03 TL olduğu, iş sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedenle feshedildiği, tanık anlatımları ile davalı işyerinde davacının fazla çalışma yaptığını ispatladığı; ancak davalı tarafça fazla çalışma ücretlerinin ödendiğine dair yazılı belge sunulmadığı görülmekle yapılan hesaplamaya göre davacının fazla çalışma ücretine hak kazandığı, davalı işveren tarafından davacı imzasını taşıyan izin defteri veya yıllık izin formlarının dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla davacının bakiye yıllık ücretli izin alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının yeterli gerekçeyi ihtiva ettiği, davacının aylık ücret miktarı ve davalı tarafın fazla çalışma ücretlerinin aylık ücretin içerisinde olduğu savunması dikkate alındığında davacının mesaisini serbestçe düzenleyen üst düzey görevli konumunda olmayıp fazla çalışma ücreti talep edebileceği, davacının fazla çalışma iddialarının davacı tanıklarınca doğrulandığı, fazla çalışma ücretine uygulanan %30 indirim oranının dosya kapsamına uygun olduğu, fazla çalışma ücretlerinin aylık ücretin içerisinde olduğuna dair iş sözleşmesi vs. belgelerin sunulmadığı, davacının ödenmeyen işçilik alacağı sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmekle kıdem tazminatına hak kazandığı; fesih tarihi itibarıyla fazla çalışma ücreti ödenmemesi durumu devam ettiği için feshin hak düşürücü süre içerisinde gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafça yıllık izin belgeleri sunulmadığı için davacının yıllık ücretli izin alacağına da hak kazandığı, davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı, yine yasal süresinde bilirkişi raporuna, fazla çalışma ücreti yönünden hesaplamanın yapıldığı ıslah dilekçesine karşı itirazda bulunulmadığı dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf aşamasında dinlenmesi mümkün olmadığından hesaplamalara istinaf aşamasında itiraz edilmesinin mümkün olmadığı, alacaklara uygulanan faiz oranlarının isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İlk Derece Mahkemesi kararının yeterli ölçüde gerekçe ihtiva etmediğini, 2. Davacı iddiaları gerçeği yansıtmadığından kıdem tazminatına hak kazanamadığını, ayrıca giydirilmiş brüt ücretin hatalı tespit edildiğini, 3. Davacının yıllık ücretli izin alacağının son bordrosuna tahakkuk ettirilerek ödendiğini, Mahkemece yeterli araştırma yapılmadığını, yıllık ücretli izine ilişkin ödeme dekontunun bankadan celp edilmediğini, 4. İşyerinde üçlü vardiya düzeni bulunduğundan davacının fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanamadığını, 5. Ücretine fazla çalışmalarının da dâhil olduğunu, 6. Davacının imzalamış olduğu fazla çalışma muvafakatnamelerinin de dikkate alınması gerektiğini, 7. Fazla çalışma ücreti alacağına uygulanan indirimin hakkaniyetli olmadığını, 8. Davacı müdür pozisyonunda çalıştığı için kendi mesaisini kendisi belirleyecek durumda olduğundan bu sebeple de fazla çalışma ücretine hak kazanamayacağını, 9. Feshin hak düşürücü süre geçtikten sonra yapıldığını, 10. Alacaklara uygulanan faizin türü ile başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/8643, K. 2026/2555, T. 24.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-8643-e-2026-2555-k-6fbb63540103