Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5675 E. 2025/7179 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5675
- Karar No
- 2025/7179
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1452 E., 2024/252 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI: 2024/40 E., 2024/267 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... Mühendislik bünyesinde ısıtma ve doğalgaz iç tesisatçısı olarak 01.01.2020 tarihinden 29.09.2020 tarihine kadar asgari ücretle çalıştığını, davacının iş sözleşmesi feshedilirken işveren tarafından fesih nedeni olarak istifa gerekçesinin gösterildiğini, fakat davacının işten ayrılma sebebinin fazla çalışma ücretlerinin, ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücretlerinin ödenmemesi ve diğer haklı sebeplerle olduğunu, bu doğrultuda ... 1. Noterliğinin ... yevmiye No.lu ihtarnamesi ile 29.09.2020 tarihinde iş sözleşmesini feshettiğini, işveren tarafından iş sözleşmesi fesih kodu olarak bildirilen gerekçenin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek işten ayrılış kodunun (...) olarak düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı işyerinde asgari ücretle çalıştığını, davacının ayrılmak istemesi, bu işi yapmak istememesi, başka bir iş yapacağını ve bu işte yorulduğunu beyan etmesi ve evde bu yüzden huzursuzluk çıktığı yönündeki söylemleri üzerine işveren tarafından ne zaman işten çıkmak istediğinin sorulduğunu, davacının 27.09.2020 tarihinde çıkışının yapılmasını, hesabının kesilmesini, işsizlik ödeneği alacak şekilde işten çıkartılmasını talep ettiğini, muhasebecinin bu şekilde çıkış işlemi yapamayacaklarını anlatması üzerine davacının istifa metnini imzaladığını, işi terk ettiğini ve bir daha geri dönmediğini, davacının kendi isteğiyle işten ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacak davasından tefrik edilen işbu dosyada; Mahkemenin 2020/978 Esas sayılı dosyası üzerinden işçilik alacaklarına yönelik yapılan yargılamada davacının fazla çalışma yapmasına rağmen buna ilişkin ücretini alamadığı, asgari geçim indirimi alacağını gerektiği gibi alamadığı, bu gibi sebeplerin düzeltilmesi için işverenle iletişime geçtiği ancak olumsuz yanıt aldığı gerekçesiyle iş sözleşmesini sonlandırdığı, dosya içerisinde bulunan Noter ihtarıyla bu hususların belirtildiği, işveren tarafından ihtara herhangi bir karşılık verilmediği, işçilik alacağı dosyasının miktar itibarıyla kesin olarak kısmen kabul olacak şekilde karara bağlandığı, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği bu kararla sabit olduğundan işten çıkış kodunun (3) yerine (25) olarak değiştirilmesi gerektiğinin tespitine dair davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b(1) hükmü uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dinlenen tanık beyanlarına göre davacının iş sözleşmesinin istifa ile sona erdiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının istifa (...) olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilen işten çıkış kodunun, işçi tarafından haklı nedenle fesih (...) olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Davacı işçi, davalı işverenin SGK'ya çıkış kodunu ... (istifa) olarak bildirdiğini, ancak iş sözleşmesini işçilik ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle ihtarname göndererek kendisinin haklı nedenle feshettiğini, SGK'ya bildirilen çıkış kodunun gerçeği yansıtmadığını, hak kaybına uğramaması için kodun düzeltilmesi gerektiğini iddia ederek çıkış kodunun düzeltilmesiyle birlikte kıdem tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı işveren davacının "artık yoruldum çalışmak istemiyorum" diyerek kendisinin işten ayrıldığını, çıkış kodunun da işsizlik ödeneği alacak şeklinde "belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi" kodu ile işten çıkartılmasını talep ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince çıkış kodunun değiştirilmesi talebi yönünden davanın tefrikine karar verilmiştir. Çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik olarak tefrik edilen davada İlk Derece Mahkemesince işçilerin önceki işinden hangi sebeple ayrıldıklarının sonraki işverenler için önem arzettiği, önceki işinden istifaen ayrılan bir işçiye yeni işverenin olumlu olarak yaklaşmayacağının açık olduğu dolayısıyla davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, işçilik alacağına ilişkin davanın kısmen kabulüne kesin olarak karar verildiği, iş sözleşmesini haklı nedenle davacı işçinin feshettiğinin bu kararla sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile çıkış kodunun ... olarak değiştirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. Karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş, davalı vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre davacı işçinin bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınması ve çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesi için dava açtığı, mahkemece çıkış kodunun düzeltilmesi konusuna ilişkin davanın tefrikine karar verilerek ayrı bir esas üzerinden bu davaya bakılarak sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan bu tür davalar "çıkış kodunun düzeltilmesi davası" olarak adlandırılmakta ise de davanın, kural olarak SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında "tespit davası" niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Zira söz konusu dava ile işveren tarafından iş sözleşmesinin sona erme sebebi konusunda yapılan bildirimin gerçeğe aykırı olup olmadığı tespit edilmektedir. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır. 6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (..., ... Usûl Hukuku, ..., On Beşinci Bası, 2017, s.976-977). Davacı işçi kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının ödenmesi talepli davadan tefrik edilen somut davada işten çıkış kodunun düzeltilmesini istemiştir. İşçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabul edildiğine veya işe iadesine ilişkin mahkeme ilâmı ile birlikte SGK'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Belirtilen şekilde işçinin SGK’ya mahkeme kararını ibraz ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Nitekim SGK bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı Genelgesi ile "Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilam niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir." şeklinde açıklığa kavuşturmuştur. Kesinleşmiş işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatına ilişkin bir mahkeme kararına ya da arabuluculuk anlaşma tutanağı yahut anlaşma belgesine rağmen SGK'nın çıkış kodunu düzeltmemesi hâlinde, SGK'yı işlem yapmaya zorlayıcı bir karar için açılacak davanın ise SGK'ya yöneltilmesi gerekir. Zira böyle bir durumda; fesih sebebinin gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koyan kesinleşmiş bir mahkeme kararının, anlaşma tutanağının veya anlaşma belgesinin gereğini yerine getirmemiş olan, adı geçen Kurum olacaktır. Somut olayda davacının işbu dava ile birlikte açmış olduğu kıdem tazminatı davası tefrik edilerek sonucu beklenmiş, kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi ve verilen kararın kesin nitelikte olduğu gözetilerek (3) olarak bildirilen SGK çıkış kodunun, (25) (işçi tarafından işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranış nedeniyle fesih) olarak değiştirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. Davacı işçinin kıdem tazminatının ödenmesine ilişkin kesinleşmiş Mahkeme kararı ile SGK'ya başvurarak işten çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün olduğuna göre alacak davası ile birlikte ayrıca bu davayı açmakta güncel hukuki yararının bulunmadığı açıktır. Mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerine alacak davasının sonucuna göre işbu davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle Mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaati ile Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.