Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5395 E. 2025/6131 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5395
- Karar No
- 2025/6131
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1838 E., 2024/2659 K. TARAF OLMAKTAN ÇIKARTILAN DAVA TARİHİ : 03.04.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/502 E., 2024/251 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... (Vakıf) ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sendika üyesi olduğunu, 14.06.2011 tarihinden itibaren ... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında vakıf müdürü olarak çalışmakta iken 01.12.2012 tarihinde ... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına inceleme görevlisi unvanı ile nakil yoluyla geçiş yaptığını, ... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfındaki çalışmasının ardından 08.10.2014 tarihinde ... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına sosyal yardım inceleme görevlisi ünvanıyla nakil yoluyla geçiş yaptığını, bir başka vakfa nakil yoluyla geçmenin iş ilişkisinin sona ermesi şeklinde değerlendirilemeyeceğini, bu durumun aynı işverene bağlı bir işyerinden başka bir işyerine geçiş olarak değerlendirileceğini, nakil yoluyla geçişinin hatalı değerlendirilmesi suretiyle kıdem süresi ve buna bağlı yıllık izin süresinin hatalı tespit edildiğini iddia ederek kıdem ve yıllık ücretli izin süresinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının tüzel kişiliğe sahip olup ayrı işyeri olan bağımsız işveren olduklarını, özel hukuk kişiliğine sahip olan bu vakıflar ile müvekkili Bakanlık arasında hiyerarşi ve idari vesayet ilişkisi bulunmadığını, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının işçi alması veya çıkarması hususunda müvekkili Bakanlığın herhangi bir yetkisi ve görevi bulunmadığını, dava dilekçesindeki iddiaların da hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2021 tarihli kararı ortadan kaldırılarak dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemeye gönderilmesi sonrası 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124. maddesi gereği husumet yöneltilen davalı Vakıf Müdürlüğü cevap dilekçesinde; davacının söz konusu kıdem yılı ve yıllık ücretli izin süresinin 08.10.2014 tarihi itibarıyla başladığını, söz konusu tarih öncesi kıdem süresi ve yıllık ücretli izin sürelerinin Vakıflarına aktarılmadığını, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının 29.05.1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca her il ve ilçede kurulduğunu, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip vakıfların birbirleriyle hiyerarşik ve idari vesayet ilişkisi bulunmadığından ayrı birer işyeri ve bağımsız işveren mahiyetinde olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 17.03.2021 tarihli kararın Bölge Adliye Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli kararı ile ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemeye gönderildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin sözü edilen kararı üzerine davacı tarafça 6100 sayılı Kanun'un 124. maddesi uyarınca davalı ... Müdürlüğüne husumet yöneltildiği, eda davası açılacak yerde tespit davası açmakta davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı Kanun'un 106. maddesine göre tespit istemnin hukuken korunmaya değer güncel bir yararı gerektirdiği, davalı işyerinde çalışmaya devam eden davacının toplam kıdeme esas hizmet süresinin ve yıllık ücretli izin hakkının tespitini talep etmekte güncel hukuki yararının bulunduğu, somut uyuşmazlıkta iş sözleşmesinin devri söz konusu olup devir durumunda devralan işverenin sorumluluğunun belirlenmesinde, hizmet süresinin esas alınmasını gerektiren haklar bakımından devirden önceki hizmet süresinin de dikkate alınması gerektiği bu nedenler ve Yargıtay kararları dikkate alındığında davacının dava açmakta hukuki yararı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacının hizmet süresinin esas alınmasını gerektiren hakların belirlenmesinde iş sözleşmesinin devrinden önceki ... ile ... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarındaki hizmet sürelerinin dikkate alınması gerektiğinin tespitine, davacının nakilden sonra yıllık ücretli izne 02.08.2020 tarihinde 23 gün olarak hak kazandığının tespitine dair talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; taraf olmaktan çıkan Bakanlık lehine vekâlet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı Vakıf temyiz dilekçesinde; sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının birbirinden bağımsız olduğunu davacının önceki çalışma döneminden sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının hizmet süresinin esas alınmasını gerektiren hakların belirlenmesinde, iş sözleşmesinin devrinden önceki .... ile ...Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarındaki hizmet sürelerinin dikkate alınması gerekip gerekmediği ve taraf olmaktan çıkarılan Bakanlık lehine vekâlet ücreti verilip verilemeyeceği hususlarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı Vakıf tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.