Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3122 E. 2025/6691 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3122
- Karar No
- 2025/6691
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi TARİHİ : 26.12.2024 SAYISI : 2024/413 E., 2024/3923 K. DAVA TARİHİ : 28.03.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. İş Mahkemesi TARİHİ : 17.10.2023 SAYISI : 2022/176 E., 2023/460 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Erbil/Irak'ta bulunan işyerinde 23.10.2015-30.08.2017 tarihleri arasında güvenlik personeli olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 1.800,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin davalı tarafından iş bitimi gerekçesiyle haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile sadakat primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının hizmet süresine ve aylık ücretine ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, işyerinde prim uygulamasının bulunmadığını, davacının ibraname imzalayarak davalıyı ibra ettiğini, davacının davalı işverenden herhangi bir alacağının bulunmadığını, ikale sözleşmesi nedeniyle de davacının ihbar tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını, davacının tüm ücret alacaklarının bordrolarda tahakkuk ettirilerek ödendiğini, alacaklara uygulanması talep edilen faizin türüne ve başlangıç tarihine itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu iş ilişkisi gereği Irak'ta çalışma yapıldığı ve somut olayda yabancılık unsurunun bulunduğu sabit olmakla beraber davalı tarafın cevap dilekçesinde uygulanacak hukukla ilgili bir beyanının bulunmadığı, ön inceleme aşamasında da bu yönde savunma ileri sürülmediği anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, davacının davalı nezdinde 23.10.2015-30.08.2017 tarihleri arasında çalıştığı, ödeme kayıtları ve tanık beyanları uyarınca hileli bordrolara itibar edilmeyerek davacının aylık ücretinin net 1.800,00 USD olduğu, iş bitimi nedeniyle iş sözleşmesi feshedilen davacıya ihbar öneli kullandırılmadığı sabit olduğundan davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, dinlenilen tanık beyanları uyarınca davacının fazla çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatilinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiği, ayrıca çalışılan ülkedeki güvenlik sorunu nedeni ile işyerinde her yıl çalışma için 2 aylık sadakat primi uygulamasının bulunduğu, davacıya söz konusu primin de eksik ödendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince davacının hizmet süresinin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, aylık ücretin ise bordrolar esas alınarak isabetli bir şekilde belirlendiği, bu kapsamda bordrolarda yer alan tahakkukların bordro hilesi kapsamında ücret oldukları yönündeki kabulde de isabetsizlik bulunmadığı, ispat yükü altında olan davalı işverenin davacının iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeksizin sonlandığını ispatlayamadığı, kaldı ki davacıya bir miktar ihbar tazminatı ödemesinin de yapıldığı; davacının fazla yaptığını, bir kısım hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını tanık beyanlarıyla, işyerinde prim uygulamasının bulunduğunu ise tanık beyanı ve bordrolarla ispatladığı; ayrıca davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarının aynı dönemde çalışan işçiler tarafından açılan kesinleşmiş yargı kararlarıyla desteklendiği dikkate alındığında söz konusu alacakların ispatının salt bu tanık beyanına dayandığından söz edilemeyeceği, dosyaya ibraz edilen ibranamenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesindeki koşulları taşımadığından geçersiz olduğu ve ihbar tazminatı yönünden hükmedilen faiz türünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan raporda bilirkişi tarafından alacaklar için yapılan tespit ve hesaplamalarda dosya kapsamına veya kanuna aykırı bir yön saptanmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekili istinafı üzerine yapılan incelemede ise davalı tarafça ödenen ihbar tazminatının mahsubu yapılırken brütleştirmede hata yapıldığı; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının arabuluculuğa konu edildiği de dikkate alındığında davacı vekilinin ıslah dilekçesinde anılan alacaklar için dava tarihinden itibaren faiz talep ettiği gözetilerek davacı talebiyle bağlı kalınarak anılan alacakların tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken ıslahla artırılan kısımlarına ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Alacakların zamanaşımına uğradığını, 2. Taraflarınca yapılan itirazlar dikkate alınmaksızın davacı tarafın beyanları ile hukuka aykırı şekilde tanzim edilmiş bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, 3. Davacının hizmet süresi ve ücrete ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 4. İşyerinde sadakat primi uygulaması bulunmadığını, 5. Davalı işverene karşı davası olan soyut tanık anlatımları ile alacakların hesaplanmasının hatalı olduğunu, 6. Davacının ihbar tazminatına hak kazanamadığını, brütleştirme sırasında eklenen genel sağlık sigortası priminin talep aşımı mahiyetinde olduğunu, 7. Davacının ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunmadığını, 8. Dosyaya sunulan feragat ve ibranamenin dikkate alınmadığını, 9. Uyuşmazlığa uygulanacak hukuk konusunda gerekli araştırmanın yapılmadığını, Türk hukukunun uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, 10. Alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihi ile ihbar tazminatına uygulanan faizin türünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, zamanaşımı, ibraname, hizmet süresi ve ücret tespiti, davacının dava konusu alacak kalemlerine hak kazanıp kazanmadığı, alacakların ispatı ve hesap yöntemi ile alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihine ve ihbar tazminatına uygulanan faizin türüne ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.