Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/10273 E. 2024/12377 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10273
Karar No
2024/12377
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/7 E., 2024/401 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Müdürlüğünün yol bakım onarım işlerinde alt işveren firma bünyesinde çalışmaya başladığı 10.04.2002 tarihinden kadroya geçtiği 28.06.2006 tarihine kadar muvazaalı bir asıl işveren alt işveren ilişkisi kapsamında çalıştırıldığını kadroya geçmeden önceki çalışmalarında da davalı işçisi gibi kabul edilmesi gerektiğini, Yol İş Sendikası ile imzalanan 14. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nin 46 ncı maddesi hükmüne göre davalı işverenin davacıyı 15.07.2005 tarihinden sonra işe girmiş işçi gibi değerlendirerek Ek 1-b ücret skalasına göre ücret ve diğer haklarını ödediğini ancak bu ücret skalasına göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu bu nedenle müvekkili davacının işe girdiği 10.04.2002 tarihinden itibaren davalı ... Müdürlüğünün işçisi olduğunun tespiti ile toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre Ek 1-a ücret skalasına göre ücretinin tespiti ile eksik ücretlerinin hesaplanarak ödenmesi gerektiğini iddia ederek fark ücret, fark ikramiye, ilave tediye, fark fazla çalışma, fark hafta tatili ile fark ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 16 yıl önceki çalışmasına ilişkin tespit talebinde bulunmasında ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını müvekkili Kurumun ihale makamı olduğunu, davanın husumetten reddi gerektiğini, işbu dava tarihinden yaklaşık 7 yıl önce açılan muvazaa iddiasına ilişkin davaların işbu dava bakımından emsal teşkil edemeyeceğini, ayrıca davacının sendikaya üye olduğu tarihe dair bir açıklama yapılmadığını, toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden sonra sendikaya üye olanların üyeliğinin işverene bildirildiği tarihten itibaren sözleşmeden yararlanabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.05.2021 tarihli kararıyla; davalı Kurumun yapısının alt işveren ve kendi personeli olan işçileri aynı işte çalıştırmasına müsait olduğu, bu şekilde işçi çalıştırılmasının istihdam edenler yönünden asıl işveren alt işveren ilişkisini doğurduğu ve davalı ile alt işverenler arasında kurulan ilişkinin muvazaaya dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 17.02.2023 tarihli kararıyla; hizmet alım sözleşmelerine konu işlerin 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun'un (6001 sayılı Kanun) mülga 4 üncü maddesi ile 15.07.2018 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 211 inci maddesi düzenlemeleri dikkate alındığında, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında yer alan asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi hâli için aranan işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirme sınırlamalarına tâbi olmaksızın alt işverenlere gördürülmesinin mümkün olduğu, bu itibarla davacının muvazaa iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 12.09.2023 tarihli bozma ilâmıyla; uyuşmazlık konusu çalışma dönemine ilişkin davacının emsali olan işçilerin açtıkları davalar neticesinde 31.12.2012 tarihinden önceki dönem bakımından verilen asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğuna dair kesinleşmiş Mahkeme kararlarının varlığı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; davalı Kurum ile dava dışı alt işveren Şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kabulu gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilâmına uyularak davacının baştan itibaren davalı Kurum işçisi olduğu kabul edilerek talep konusu fark ücret alacaklarının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; muvazaanın söz konusu olmadığını, davalı İdarenin ihale makamı olduğundan işveren sıfatı bulunmadığını, Mahkemece ihale dönemi için bir araştırma yapılmadan muvazaa tespiti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı Kurum ile alt işveren şirketler arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olup olmadığı ve buna bağlı olarak davacının talep edilen fark alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin yedi ve sekizinci fıkraları, 6001 sayılı Kanun'un mülga 4 üncü maddesi ile 15.07.2018 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 211 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 39 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, ileri sürülen temyiz sebeplerine ve özellikle İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan "fazla mesai alacağı" ibaresinin hafta tatili alacağı olduğunun anlaşılmasına göre kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/10273, K. 2024/12377, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2024-10273-e-2024-12377-k-0bfa5d37990e