Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/4903 E. 2024/2814 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/4903
- Karar No
- 2024/2814
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/29 E., 2015/48 K. SUÇLAR : Cinsel saldırı, nitelikli cinsel saldırı, konut dokunulmazlığını ihlal, şantaj HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında cinsel saldırı, nitelikli cinsel saldırı, şantaj ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, beşinci fıkrası ile 107 nci maddesinin birinci fıkrası ve 116 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2014/29 Esas, 2015/48 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın nitelikli cinsel saldırı, şantaj ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Tanık anlatımlarının dikkate alınmadığına, tanık Yahya'nın dinlenmediğine, katılanın yaşadığı yerin konumu örf ve adetleri gereğince bu tür suçların kolayca ortaya çıkmadığına, katılan için bu durum dayanılmaz bir hal alınca olayı anlattığına, katılanın cinsel saldırı nedeniyle ağır travmadan dolayı psikolojik sorunlar yaşadığına ilişkin raporunun dikkate alınmadığına ve sair hususlara ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Sanık hakkında cinsel saldırı suçundan açılan kamu davası ile ilgili hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, dava zamanaşımı süresi içerisinde Mahkemece bu hususta karar verilmesi mümkün görülmüştür. 2. Olayın intikal şekli ve süresi, aldırılan rapor içerikleri, savunma, katılanın aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 3. Açıklanan nedenle Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2014/29 Esas, 2015/48 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, sayın üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanık hakkında cinsel saldırı, konut dokunulmazlığını ihlal ve şantaj suçlarından kurulan beraat hükümlerinin onanmasına karar verilmiş ise de; Mağdure ...'nin soruşturma aşamasında ve duruşmada alınan birbiriyle tutarlı ve samimi ifadelerine göre; halasının kocası olan sanığın 19 yaşından beri kendisini öpmek ve dokunmak suretiyle taciz ettiğini, bu eylemleri ağabeyi ...'nın evlenip Ankara'ya taşındığı diğer ağabeyi Ramazan'ın da askerde olduğu kendisinin annesiyle köydeki evde yalnız yaşadığı dönemde 2012 yılı sonlarına doğru meydana geldiğini, kendisinin korkması ve sanığın şantajları sebebiyle bu olayları kimseye anlatamadığını, 05.12.2012 tarihinde evlerinde kimse olmadığı bir anda sanığın evin açık kapısından içeri girerek kendisine saldırdığını, sarılarak öpmeye çalıştığını, karşı koymaya çalışıp bağırarak yardım çağırmaya çalışsa da sanığa engel olamadığını, sanığın kendisini saçından sürükleyerek salona getirdiğini, bu sırada bayıldığını, uyandığında iç çamaşırının ayak bileklerine kadar sıyrılmış olduğunu, bacaklarında kan olduğunu, sonrasında duş alıp etrafı topladığını, bu durumdan annesi, ablası, dayıları da dahil kimseyi haberdar etmediğini, bu olaydan sonra nişanlandığını, kendisinin tecavüze uğramasının ortaya çıkacağından korkarak olayı nişanlısına anlattığını onun da nişanı attığını, nişanı atma sebebini soran annesi ..., ablası ..., dayıları ... ve ...'e bu olayı anlattığını ve sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği, Mağdurun aşamalarda aynı olay örgüsüyle anlatımda bulunduğu, ifadelerinde çelişki bulunmadığı, tanıklar ..., ..., ... ve ...'e de olayı aynı şekilde anlattığı, onlara anlattığı olay örgüsüyle adli makamlara anlattığı olay örgüsünün de aynı mahiyette olup çelişki içermediği, Sanığın mağdurenin akrabası olup aralarında husumet bulunmadığı, tam aksine babası uzun süre önce ölmüş olan mağdurenin annesiyle birlikte köyde yaşadıkları eve sanığın sürekli gelip gittiği, onlara bazı konularda yardım ve destekte bulunduğu, aralarında iftira atmayı gerektirir bir husumet bulunmadığının sanık tarafından da ifade edildiği, Yozgat Devlet Hastanesi Psikiyatri kliniğince düzenlenen 06.01.2014 tarihli rapora göre mağdurede distimik bulgular mevcut olup ruh sağlığının kötü yönde etkilendiği, Sanığın suçlamayı kabul etmemesine rağmen mağdurenin ailesi ile akraba olduklarını ve aralarında bir husumet bulunmadığını, neden kendisine iftira atıldığını bilmediğini beyan ettiği, Anlaşılmaktadır. Cinsel suçların genellikle fail ile mağdurun yalnız başlarına kaldıkları ortamlarda gerçekleştiği ve çoğunlukla mağdur beyanından başka delil bulunamadığı dikkate alındığında bu suçların sübutu bakımından mağdur beyanı özellikle irdelenmelidir. Yargıtay 14.Ceza Dairesi'nin 18/02/2020 tarih 2018/7128 Esas 2020/1285 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; " ..Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu bakımdan hakim davayı muhakeme kuralları gereğince huzurunda görecek, olayı ilk günkü haline götürecek bu konuda yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanık ile mağduru dinleyecek ve gözlemleyecek, elde ettiği delillerle vicdani kanaati ile hüküm kuracaktır. Delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur. Bu bakımdan en hassas suçlar cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır. Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylem genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan işlenen suçlardır. Bu açıdan davanın temelini oluşturan delillerden en önemlileri, Yargıtayca mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakları, sanık ve mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık ve husumet incelemeleri olarak kabul edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanlarını ana delil olarak kabul etmiş davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. (P.S/Almanya kararı 04.09.2011) Yine, AİHM’sinin “M.C/Bulgaristan” davasında belirttiği gibi taraf devletlerin tecavüzü cezalandırma ve bu vakaları soruşturmak yönünde AİHS. 13. maddesi gereğince pozitif yükümlülüğü vardır. Cinsel şiddetin doğrudan kanıtlarının mevcut olmadığı hallerde yetkili makamlar tüm olguları incelemeli ve olayları çevreleyen koşulları değerlendirerek karara ulaşmalıdırlar. Bu bağlamda tecavüz, saldırı ve istismarın sadece fiziksel bulguları değil, psikolojik bulguları da dikkate alınmalı, mağdurun olay anlatımı ağırlıklı olarak değerlendirilmeli, bu değerlendirme esnasında; mağdur eylemlerine değil, fail eylemlerine odaklanmalı, mağdurun yaşadığı travmaya bağlı psikolojik durumunu gözönünde bulundurulmalı, mağdurun travmaya bağlı tutarsız, karmaşık yahut eksik anlatımı olabileceğini gözeterek ayrıntılarda değil genel olay örgüsünde tutarlılık aramalı ve mağdurun olayın tek tanığı olduğunu unutmamak önemlidir, açıklaması yapılmıştır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı (ATAD) “Şükran Aydın/Türkiye kararında ise; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13. maddesi uyarınca tecavüz (saldırı/istismarı) iddialarıyla ilgili eksiksiz bir soruşturmanın, bağımsız tıp uzmanlarınca yapılacak pisikolojik muayeneyi de içermesi gerektiğini öncelikle belirtilmiştir. Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri, sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında yasal müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir..." Yukarıda ifade edilen Yargıtay ve AİHM’since uygulanan kriterlerin ve açıklamaların ışığında dava konusu olay irdelendiğinde, mağdurenin aşamalardaki istikrarlı ifadeleri ile olay örgüsündeki tutarlılık, Yozgat Devlet Hastanesi Psikiyatri kliniğince düzenlenen rapora göre mağdurenin ruh sağlığının kötü yönde etkilenmiş olması, sanığın mağdurenin halasının kocası olup aralarında iftira atmayı gerektirir bir neden bulunmaması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı cinsel saldırı, konut dokunulmazlığını ihlal ve şantaj suçlarından kurulan beraat hükümleninin bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan onama yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.