Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/9854 E. 2013/12812 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2013/9854
Karar No
2013/12812
Karar Tarihi

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma, 2911 sayılı Kanuna aykırılık, görevi yaptırmamak için direnme Hüküm : 1- (20.04.2011 tarihli eylem nedeniyle) a) Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan; 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca kamu davasının ertelenmesine, b) 2911 sayılı Kanunun 33/2. maddesi yollamasıyla 32/1, TCK’nın 53/1, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- (08.10.2011 tarihli eylem nedeniyle) a) 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 53/1, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet b) 2911 sayılı Kanunun 33/2. maddesi yollamasıyla 32/1, TCK’nın 53/1, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet c) 2911 sayılı Kanunun 32/2. maddesi yollamasıyla TCK’nın 265/1-3, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet 3- TCK’nın 314/3, 220/6. maddeleri yollamasıyla 314/2, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet Duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü: 1- 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 1. fıkrasına göre verilen kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin kararlar anılan maddenin 4. fıkrası ile CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası 2. cümlesi hükmü karşısında durma kararı niteliğinde olup CMK’nın 223/1. maddesinde sayılan hüküm niteliğindeki kararlardan olmadığından temyiz incelemesine yer olmadığına, gereğinin itiraz merciince yerine getirilmesine, 2- Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyize gelince; Sanığın örgüt adına işlediği 2911 sayılı Kanuna aykırılık ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarının hükümden sonra yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3713 sayılı Kanunun 7. maddesine eklenen 4. fıkra kapsamında sayılan suçlardan olmadığı belirlenerek yapılan incelemede; Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin temyiz dilekçesi ile duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 3- 2911 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatin içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun yukarıdaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır. Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır. 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kollektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger-Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich-Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanığın 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine uygun olduğu kabul edilen eylemlerinin mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat açıklama yöntemi” olduğu kabul edildiğinden, sanığa yüklenen suçların tarihi ve işlenme yöntemi ile temel şekli itibariyle gerektirdiği cezaların sürelerine göre, hüküm tarihinde yürürlükte olan 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık hakkında açılan davaya ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz dilekçesi ile duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. TEFHİM ŞERHİ: 31.10.2013 tarihinde verilen iş bu karar, Yargıtay Cumhuriyet savcısı ... huzurunda, duruşmada sanık ...'nin savunmasını yapmış bulunan Av. ...'ın yokluğunda, 20.11.2013 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/9854, K. 2013/12812, T. 31.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2013-9854-e-2013-12812-k-1e12e8c8259b