Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5850 E. 2025/7057 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5850
- Karar No
- 2025/7057
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/476 E., 2021/279 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar, davacı ... vekili, davalı Hazine vekili, dahili davalılar ... vekili ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşma isteminin miktar itibari ile reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... ilçesi ... köyünde 1980 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu'na (766 sayılı Kanun) göre yapılan arazi kadastrosu ile 1987 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmaktadır. Davacılar dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyü ... (...) mevkiinde bulunan doğusu çalılık, batısı ... varislerinin tasarrufundaki tarla, kuzeyi çalılık ve güneyi ... - ... yolu ile çevrili yaklaşık 4160 m² büyüklüğündeki tarla ile ... ili ... ilçesi ... köyü ... (...) mevkiinde bulunan doğusu çalılık batısı ... varislerinin tasarrufundaki tarla ile Kuzeyi ... tasarrufundaki tarla ve güneyi ... ve ... tasarrufundaki tarla ile çevrili yaklaşık 400 m² büyüklüğündeki iki adet tarla, 1972 yılından 1999 yılına kadar babaları ...'un nizasız ve fasılsız tasarrufunda iken babalarının 1999 yılında vefat etmesiyle, 1999 yılından bu yana nizasız ve fasılasız ve halen kendi zilyet ve tasarruflarında bulunduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) ilgili maddelerine göre olağan zamanaşımı yoluyla gayrimenkullerin iktisabının şartlarının gerçekleşmiş olduğunu bildirerek, yer ve sınırları belirtilen taşınmazların adlarına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı konuda taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak daha önce dava açıldığını ve verilen hükmün kesin hüküm olduğunu, dava konusu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle husumetten reddine, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçirilip geçirilmediğinin öncelikle incelenmesi gerektiğini, esas yönünden de açılan davanın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, haksız ve mesnetsiz davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 22.04.2014 tarihli ve 2010/570 Esas, 2014/398 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüyle; dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde yer alan ve fen bilirkişisi ...'in 08.10.2012 tarihli raporunda (2A) harfiyle göstermiş olduğu 302,77 m²lik taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar, davacı ... vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.09.2020 tarihli ve 2017/3369 Esas, 2020/3557 Karar sayılı ilamıyla; taraf teşkilinin sağlanmadığı ve 4721 sayılı Kanun'un 713/4 - 5. maddeleri gereğince gerekli yerel ve gazete ilanlarının da yapılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmuş, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde yer alan ve fen bilirkişisi ...'in 08.10.2012 tarihli raporunda (2A) harfiyle göstermiş olduğu 302,77 m²lik taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar, davacı ... vekili, davalı Hazine vekili, dahili davalılar ... vekili ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar temyiz başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme, eksik ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, davanın tam kabulü yerine kısmen kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, temyiz isteminde bulunmuşlardır. Davacı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; kesinleşmiş hüküm probleminin müvekkili ... açısından uygulanamayacağını zira kendisinin o davada davacı olmadığını, davaya müdahil olduğunu, yerel mahkemenin kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; tescile yeterli herhangi bir imar ve ihyanın olmadığını, davanın tümden reddi gerektiğini, itirazlarının ve Hazine adına tescil taleplerinin değerlendirilmediğini, lehlerine nispi vekalet ücreti verilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine karar verilmesinin de hatalı olduğunu, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması taleplerinin olduğunu ileri sürerek, temyiz isteminde bulunmuştur. Dahili davalı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay bozma ilamına uyulmadığını, bozma ilamından sonra iddialar doğrultusunda yeni bir keşif incelemesi yapılmadığını, imar ve ihyanın başlangıç tarihinin belli olmadığını, imar-ihya hususunda Yargıtay kararlarına uygun şekilde araştırma yapılmadığını ileri sürerek, temyiz isteminde bulunmuştur. Dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davanın tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarının da denetime elverişli olmadığını, lehlerine nispi vekalet ücreti verilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine karar verilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, temyiz isteminde bulunmuştur. Dava, 4721 sayılı Kanun'un 713/1 maddesine dayalı tescil istemine ilişkindir. 1. Fen bilirkişisi ...'in 08.10.2012 tarihli raporunda (1A) ve (1B) harfleriyle gösterilen taşınmaz kısımlarına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davacıların tüm, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Ancak; davalı Hazine vekili tarafından, 4721 sayılı Kanun'un 713/6. maddesi uyarınca karşı tescil talebinde bulunulmuş olmasına rağmen, davalı Hazinenin karşı tescil talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiş ve açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Fen bilirkişisi ...'in 08.10.2012 tarihli raporunda (2A) ve (2B) harfleriyle gösterilen taşınmaz kısımlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar (2A) kısmına ilişkin davanın kabulü ve (2B) kısmına ilişkin davanın reddine karar verilmişse de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince sınırında orman parseli bulunan dava konusu taşınmazlar bakımından yasal hasım konumunda bulunan Orman İdaresinin de davada taraf olarak yer alması gerektiği halde yöntemince taraf teşkili sağlanmadığı, taşınmazların öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olup olmadığının, diğer bir deyişle, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının belirlenmesi açısından, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda 1969 yılı hava fotoğrafı incelemesi yapıldığı ancak hava fotoğrafı görüntüsünün rapora eklenmediği, kaldı ki Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasında yapılan incelemede dava konusu yere ait en eski hava fotoğrafının 1956 tarihli olduğu halde bu hava fotoğrafının da incelenmediği, hava fotoğrafı incelemesi konusunda ehil olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamayan orman mühendisi tarafından inceleme yapıldığı, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafı incelemesi yapılmadığı ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında yapılan araştırmanın da yeterli olmadığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 1980 yılında 766 sayılı Kanun'a göre yapılan arazi kadastrosu bulunmakla taşınmazın tescil harici bırakılma durumuna ilişkin yeterli araştırma yapılmadığı ve kadastro paftasının dosya arasına alınmadığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde imar planı bulunup bulunmadığı ve taşınmazların imar planı kapsamında kalıp kalmadığı hususunda ... ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığından araştırma yapılmadığı, davacıların irsen intikal iddiasına dayanmış olmalarına rağmen muris adına senetsiz araştırması yapılmadığı, muris ...'un güncel veraset ilamının dosya arasına alınmadığı anlaşılmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle davacıya, dava konusu taşınmazların sınırında orman bulunması nedeniyle yasal hasım konumunda bulunan Orman İdaresine davasını yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde Orman İdaresinden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasında yapılan incelemede dava konusu yere ait 1956, 1969, 1975, 1978, 1987, 1988, 19 90... tarihli hava fotoğraflarının bulunduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazların bulunduğu köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle yöreye ait hava fotoğraflarının tamamı Harita Genel Müdürlüğünden, memleket haritaları ise Orman İdaresinden getirtilmeli, temin edilebilen ortofoto ve uydu fotoğrafları dosya arasına alınmalı, dava konusu yerin kadastro sırasında neden tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı ve kadastro pafta sureti dosya arasına alınmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde uygulama veya nazım imar planı yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa hangi tarihte yapılıp kesinleştiği ve dava konusu taşınmazın plan kapsamında kalıp kalmadığı ..., ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve İl İdare Kurulu'ndan sorulmalı, imar planının dava konusu taşınmazlara ilişkin kısmının onaylı bir örneği temin edilmeli, davacılar ve murislerinin adına belgesizden zilyetlik yoluyla kazanılan taşınmaz miktarı ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılmalı, murisin güncel mirasçılık belgesi dosya arasına alınmalıdır. İstenilen bilgi ve belgeler dosya arasına alındıktan ve dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, taşınmazın bulunduğu köyde ikamet eden, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç yüksek orman mühendisi bilirkişisi, 1 ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazların niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı, kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediğinin belirlendiği, taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle, dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçı bilirkişisinden, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir, komşu parselleri de gösterecek şekilde rapor ve geniş çaplı kroki alınmalı; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca getirilen sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak ve davalı Hazinenin karşı tescil talebi bulunduğu da göz önünde bulundurularak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; fen bilirkişisi ...'in 08.10.2012 tarihli raporunda (1A) ve (1B) harfleriyle gösterilen taşınmaz kısımlarına yönelik davacıların temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; fen bilirkişisi ...'in 08.10.2012 tarihli raporunda (1A) ve (1B) harfleriyle gösterilen taşınmaz kısımlarına yönelik davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; fen bilirkişisi ...'in 08.10.2012 tarihli raporunda (2B) harfiyle gösterilen taşınmaz kısmına yönelik davacıların, (2A) harfiyle gösterilen taşınmaz kısmına yönelik davalı Hazine vekili, dahili davalılar ... vekili ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, İstek halinde peşin harcın temyiz eden taraflara ayrı ayrı iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.