Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5687 E. 2026/4496 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5687
- Karar No
- 2026/4496
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1769 E.,2025/1349 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karasu1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/212 E., 2023/166 Karar.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 43... parsel sayılı ve 9.595,35 metrekare yüzölçümlü taşınmazın kadastro tutanağın beyanlar hanesine, ''6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı, parselin 1988 yılından beri ... oğlu ...'nin kullanımında olduğu'' şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı dava dilekçesinde; dava konusu 2 43... parsel sayılı taşınmazın öncesinde iki ayrı kişiye ait olduğunu, bunlardan ... isimli kişiden davalının kendi taşınmazını satın aldığını, davalı kardeşinin bu taşınmaza komşu olan 4.595,00 metrekare yüzölçümlü taşınmazında satılık olduğunu söylediğini, başkasına komşu olmak istemediğini kendisinin almasını istediğini, taşınmazın maliki olan ... ile anlaşarak bedelini ödeyerek bu taşınmazı satın aldığını, 2 43... parselin öncesinde tek tapu olmayıp iki ayrı parselden oluştuğunu, iki ayrı kişiye ait iken ayrı ayrı zamanlarda taraflarına satıldığını, davalının başka kişiden kendisinin başka bir kişiden satın aldığını, taşınmazlarının sınırlarının belli olduğunu, 2/B tespitinden sonra davalının aradaki sınırı yok ederek taşınmazı tek bir taşınmaz gibi gösterdiğini, kendisinin 2008 yılında bu taşınmazı satın aldığını, 2008 yılından beri mülkiyetinin kendisine ait olduğunu, kendisinin Almanya’da çalıştığını, taşınmazın bedelini davalı vasıtası ile ulaştırdığını, davalının kadastro tespiti sırasında taşınmazın iki ayrı parsel olduğunu söylemediğini, kendi adına tespit yaptırdığını, 4.595,00 metrekarelik kısmın kendisine ait olduğunu, kendi lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kadastrodan önceki zilyetleri ... ile ... tarafından müvekkilli ...'ye ... Belediyesinde düzenlenen 2 ayrı harici satış sözlemelesi ile satıldığını, satış bedelinin tamamının müvekkili tarafından satıcılar ... ile ... 'a ödendiğini, satışa ilişkin olarak müvekkilinin satıcı ...'a 18.750,00 TL, ... 'a 17.750,00 TL ödediğini, dava konusu taşınmazın tamamını yatırım amacı ile satın aldığını, müvekkilinin yurtdışında yaşadığını, taşınmazın zilyetliğini akrabası olan ... ile ...a bıraktığını, adı geçen kişilerin taşınmazın tamamını kira bedelsiz olarak ekip biçtiklerini, her iki taşınmazın 16.02.2007 tarihinden sonra müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, kadastro işlemleri tamamlanan taşınmazın 2/B bedelini yatırmak suretiyle tapusunu üzerine aldığını, tapu iptal tescil davası açılması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1988 yılından beri ... kullanımında olduğunu, Hazinenin mülkiyet sahibi olması nedeniyle yasıl hasım olduğunu, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Sakarya Bölge Adliyesi 6. Hukuk Dairesinin 17.03.2022 tarihli ve 2021/300 Esas, 2022/214 Karar sayılı kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan keşif, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede kadastro çalışmalarının 16.06.2014 tarihinde sonuçlandırıldığı, dava konusu taşınmazın Orman Kadastrosuna göre 2/B uygulaması gereği orman sınırları dışına çıkarıldığı, tutanak bilirkişileri, mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları tarafından taşınmazda davacının kullanımına ilişkin beyanda bulunmadığı, her iki tarafın da yurt dışında yaşadıkları, taşınmazı fiilen kullanmadıkları, kadastro tutanaklarının gerçeğe aykırı düzenlendiğine yönelik ispat bulunmadığı, taraflar arasında dava konusu taşınmazın satın alınmasına yönelik para alışverişi olduğuna yönelik bir kısım tanık beyanları bulunsa da davacının 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca kadastro tespiti öncesinde ve sonrasında kullanıcı olmadığından dava konusu taşınmazın 4.595,00 metrekarelik kısmının davalı kullanımında olmadığı, davaya konu hususların ispatlanamadığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, usulünce yapılan keşif, dinlenen yerel bilirkişi, tespit bilirkişi ve tarafsız tanık beyanları, satış senetleri ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıya gönderdiği ödemeleri dava konusu taşınmazı kendi adına alınması için gönderdiğini ve dava konusu taşınmazın kendi veya kendisi adına feri zilyedin fiili kullanımında olduğunu ispatlayamadığı, davacı tarafın dava konusu taşınmazı tespit tarihi ve öncesi itibariyle ekonomik amaca uygun şekilde asli zilyet olarak fiilen kullanmadığı, yazılı şekilde davanın reddi yönünde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı'' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin kullanımı olmaması yanında davalının kullanımı olmadığının da gerekçede belirtildiğini, davalının kullanımı olmadığı bir taşınmazda onun adına tutulan tutanakların doğruluğunu kabul etmediklerini, taşınmazı kullanan kişinin müvekkilinin izni ile taşınmazı kullandığını, davalıya gönderilen paraların dava konusu taşınmazın satın alınması için gönderildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının yeniden keşif yapılması istemli kaldırıldığını, verilen kararda aynı cümlelerle davanın reddedildiğini, taşınmazı kim hangi tarihten itibaren hangi sıfatla kullandığı kiracının davaya izafeten mi kullandığı ... 'ın kime devrettiğinin önem arzettiğini, dava konusu taşınmazın 2008 yılından beri müvekkilinin adına ondan izin alınarak kullanıldığını, taşınmazı satanın tanık ... olduğunu, tarafların yurt dışında yaşadığını, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından satıcının kime sattığı beyanı yok farz edilerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince ''her iki tarafın da yurt dışında yaşadıkları, taşınmazı fiilen kullanmadıkları, kadastro tutanaklarının gerçeğe aykırı düzenlendiğine yönelik ispat bulunmadığı, taraflar arasında dava konusu taşınmazın satın alınmasına yönelik para alışverişi olduğuna yönelik bir kısım tanık beyanları bulunsa da davacının 6262 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca kadastro tespiti öncesinde ve sonrasında kullanıcı olmadığı, dava konusu taşınmazın 4.595,00 metrekarelik kısmının davalı kullanımında olmadığı hususlarının ispatlanamadığı'' gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince 22.12.2022 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ... 'ın '' dava konusu taşınmazın öncesinde ... ile ...’a ait olduğu, onlara da kendi babaları ve dedelerinden kaldığı, taşınmazın yaklaşık 4 dönümden fazlasının ...'a ait olduğu, ...'ın kendi hissesini ...'a sattığı, ...'ın kendi hissesini ...'ye sattığı, şuan ...ın kullanmakta olduğu, ... ve ...'un taşınmazı yurt dışında oldukları için kullanmadığı, ...ın da taşınmazın ... ve ...'a ait olduğunu bildiği, mısır ekip kendisinin kullandığı, ... 'ın kendi hissesini davacı ...’a sattığı'' mahalli bilirkişi ...'in "... 'ın kendi hissesini davacı ...'a, ...'ın kendi hissesini ...’ye sattığı, taşınmazı şuan ...ın kullanmakta olduğu, davacının taşınmazı yatırım amaçlı almış olduğu, kendisini arayarak taşınmazın üzerine prefabrik ev koymak istediğini söylediği'' davacı tanığı ... 'ın kendisine ait olan taşınmazı ...’a sattığı, alıcı olarak ...’ı bildiği, davacının 17.500,00 TL'yi ...’ın hesabına göndermek sureti ile ödediği, arta kalan hissenin kardeşi...’a ait olduğu, onun da hissesini ...’ye 2007 yılında sattığı, taşınmazı şimdi ...ın kullanmakta olduğu'' şeklindeki beyanları, davacı tarafından delil olarak dosyaya sunulan mesaj kayıtları içeriğinden davacı ... vekili tarafından gerçekleştirilen para transferinin dava konusu taşınmazın zilyetlinin devralınmasına yönelik olduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamında dinlenen mahalli bilirkişilerin davacı tanıklarını destekleyen beyanlarından dava konusu taşınmazın davacı ... vekili ve davalılar Hazine ve ... adlarına feri zilyet olan ... tarafından kullanılmakta olduğu, davacı ... vekili tarafından dava konusu taşınmazın 4.595,00 metrekarelik kısmını tespit tarihi ve öncesi itibariyle ekonomik amaca uygun şekilde asli zilyet olarak fiilen kullandığı anlaşılmıştır. Hal böyleyken davacı ...'ın dava konusu taşınmazın beyanlar hanesinde kullanım şerhine yönelik talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.