Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/553 E. 2026/3320 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/553
Karar No
2026/3320
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/1 E., 2024/25 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından duruşma istemli, davalılar ... mirasçıları vekili, ... terekesi mümessili vekili, ... mirasçıları vekili, ... mirasçıları vekili, katılanlar ... vekili, ... ve ... vekili ve ... vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşma isteminin masraf yatırılmaması nedeniyle reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kocaeli ili ... ... Çiftliği köyünde 1961 yılında yapılıp 12.12.19 61... .01.1962 tarihleri arasında ilan edilen genel arazi kadastrosu sırasında; Temyize konu 12 parsel sayılı 374.125 m² yüzölçümlü taşınmaz, 25.10.1935 tarihli 1 35... sıra numaralı, 05.12.1941 tarihli 8 ve 9 sıra sayılı, 03.03.1944 tarihli 61... sıra sayılı ve 25.11.1948 tarihli 1 29... sıra sayılı tapu kayıtları dayanak alınarak tarla ve ev niteliğiyle ..., ... ve ... adına tespit edilmiştir. Kocaeli ili ... köyünde 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında; Temyize konu 584, 585, 587, 590, 591, 5 92... parsel sayılı sırasıyla 8.800 m², 123.750 m², 33875 m², 7250 m², 12550 m², 7450 m², 17000 m² yüzölçümlü taşınmazlar 25.05.1948 tarihli 2 01... sayfa 117 sıra sayılı tapu kaydı dayanak alınarak mirasçılarının kimlerden ibaret olduğu bilinmediğinden ölü oldukları belirtilmek suretiyle ... ve ... adına tespit edilmişlerdir. 1955/1754 Esas sayılı dosyaya ilişkin olarak; Asliye 1. Hukuk Mahkemesinde davacı ...... tarafından ... aleyhine 1948/389 Esas ile açılmış olan 10.01.1930 tarihli ve 37 sıra sayılı tapu kaydı kapsamında kalan taşınmaza vakî elatmanın önlenmesi davası 590, 5 91... sayılı parsellerde tespit gördüğünden Kadastro Mahkemesine devredilmiş, yargılama sırasında davacı vekili 30.12.1958 tarihli oturumda dayanılan tapu kaydının 593 sayılı parseli de kapsadığını bildirmiştir. Davacı ..., 06.12.1940 tarihli 8 sıra ve 25.11.1948 tarihli 129 sıra sayılı tapu kayıtlarına dayalı olarak 584, 587, 590, 5 91... parsel sayılı taşınmazların tespitlerine itiraz etmiştir. Yargılama sırasında 16.05.1957 tarihli dilekçeler ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ... 584 parsel sayılı taşınmaza ilişkin, ... ise 587 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak davaya katılmış, 15.06.1959 tarihli oturumda katılan ... vekili taleplerinin 590 sayılı parsele ilişkin olduğunu bildirmiştir. ... 5 91... parsellere ilişkin zilyetlik iddiası ile, ... ise 12.03.1959 tarihli dilekçe ile 5 dönüm miktarlı ve 1955/1754 Esas sayılı dosya arasında davalı bulunan 592 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davaya katılmıştır. ... ..., ..., ... ve ... vekili 11.06.1961 tarihli dilekçe ile, 09.12.1957 tarihli cilt 277 sahife 99... sayılı tapu kaydına ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1944/8 Esas sayılı dava dosyasına dayanarak 584, 585, 587, 589, 590, 591, 5 92... sayılı parsellerin vekil edeni adına tespit ve tescili istemi ile davaya katılmıştır. 20.11.1961 tarihli oturumda davacı ..., 584 parsel sayılı taşınmazın dayandığı tapu kaydı kapsamı dışında kaldığını beyan ederek 584 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davasından vazgeçtiğini beyan ve imza etmiştir. 584 sayılı parsele ilişkin açılan dava 20.11.1961 tarihli oturumda eldeki davadan tefrik edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, 18.11.1963 tarihinde ödenek bulunmadığından davanın durdurulmasına karar verilmiş, daha sonra 509 sayılı Tapulama Kanunu'nun (509 sayılı Kanun) 61. maddesi uyarınca kaldığı yerden devam edilmek üzere 1964/5 Esas sayısına kaydedilmiş ve 18.12.1985 tarihli 1964/5-564 sayı ile 509 sayılı Kanun ve 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun) uyarınca 587, 590, 5 91... parseller hakkında bir karar verilmek üzere kadastro komisyonuna iade edilmiş, 11.06.1987 tarihli ve 1964/5 Esas 1985/564 Karar sayılı müteferrik karar ile de gönderilen parsellere ilave olarak 5 84... sayılı parsellerin de komisyon tetkikine tabi tutulmasına, 585 parsel dava konusu edilmediğinden karar ittihazına yer olmadığına karar verilmiş; bilahare, verilen dilekçe üzerine 15.11.1988 tarihinde 585 parsel hakkındaki iddianın komisyonca incelenmesine karar verilerek dosya, 584, 585, 587, 590, 591, 592, 5 93... sayılı parseller yönünden kadastro komisyonuna gönderilmiştir. Kadastro Komisyonu tarafından 30.03.1987 tarihli ve 62 sayılı karar ile 584, 5 85... sayılı parsellerin kadastro tespit tutanağı kesinleştiği ve itiraz bulunmadığından tapu siciline tescil edildiğinden komisyonca bu parseller hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 587, 590, 5 91... sayılı parsellere ilişkin ilan müddeti içinde itiraz eden ... ile katılanların itirazlarını kanıtlayamadıklarından kadastro yapılan tespit ve tesciller doğru olduğundan itirazlarının reddine ve tapulamaca yapılan tespitleri vechile tescillerine karar verilmiştir. Davacı ...... vekili 13.12.1988 tarihli dilekçesinde; Temmuz 1301 tarihli 39... sıra sayılı tapu kayıtlarına dayanarak komisyon kararının iptali ve 584, 585, 587, 590, 591, 5 92... parsel sayılı taşınmazların müvekkili adına tescili istemini talep etmiştir. Yargılama sırasında ... 04.04.1997 havale tarihli dilekçe ile 593 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, ... ise 26.03.1997 havale tarihli dilekçe 5 90... parsellere ilişkin olarak davaya katılmışlardır. İlk Derece Mahkemesince 14.04.1997 tarihli ve 1989/188-84 sayılı karar ile katılan ... ... ...'nin dayandığı T.sani 1292 tarihli 15... sıra numaralı tapu kaydının ve davacı ......'ın dayandığı Eylül 1335 tarihli 119, 1 20... sayılı tapu kayıtları ile davacı ...'nun dayandığı 25.10.1935 tarihli 35 sıra sayılı tapu kaydının davalı taşınmazları kapsamadığı, tespitlere dayanak alınan 25.05.1948 tarihli 2 01... sayfa 117 sıra sayılı tapu kaydının taşınmazları kapsadığı gerekçesiyle davacı ve katılanların davasının reddine ve dava konusu 584, 584, 587, 590, 591, 5 92... parsellerin ... ve ... mirasçıları adına, 598 sayılı parselin davacı ...... adına tesciline, 593 parsel ile ilgili olarak ..., ... ..., ..., ..., 590 parselin ...'e 1948 yılında satıldığı anlaşılmış ise de, tapu maliklerinin satışa muvafakatinin bulunmadığı ve satışın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/B maddesi şartlarını taşımadığından davalarının reddine ilişkin verilen karar, davacı ...... vekili, katılan ... mirasçıları ... ve ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından 04.05.1999 tarihli ve 1998/5859 Esas, 1998/1923 Karar sayılı karar ile bozulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin bozma ilamında “...yargılama devam ederken ... ... mirasçılarından ...'nın öldüğü, ölümle hukukî kişiliğin son bulması nedeniyle mirasçıları belirlenerek katılımları sağlanmak suretiyle davaya devam edilmesi gerektiği, katılan davacıların aynı tapu kaydına dayanarak birden dava açtıkları ve davaların derdest olduğu, sıhhatli bir uygulama yapılması ve doğru sonuca ulaşılabilmesi için aralarında bağlantı olan davaların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) 45/1. maddesi gereğince birleştirilerek görülmesinin zorunlu olduğu, davalı tarafın ... evvel 13 20... numaradan gelen ... Çiftliği'ne ait tapu kayıtlarına, katılan davacıların Teşrinisani 12 93... ve 16 numaralı tapu kayıtlarına, davacı ......'ın ise Yeni ... Köyü ... Kilelik namı diğer Paylar mevkiine ait Teşrinievvel 13 19... numaradan gelen Eylül 13 19... numaralı gittisi 30.01.19 30... numaralı tapu kaydına dayandığı, öncelikle ... Çiftliği ile ... Çiftliği Köyünün aynı olup olmadığı konusunda araştırma yapılmalı, tarafların dayandıkları kayıtların tüm değişiklikleri ile birlikte ilk tesislerinden itibaren getirtilmeli, başka ... tapuları da olabileceğinden taraf tapularının ... tapularına dahil olup olmadıkları ve kayıtların birbirini tamamlayıp tamamlamadıkları konusunda kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak uzman bilirkişiden rapor alınmalı, katılan davacıların dayanağı tapu kaydının mevkii ... Çayırı ve ilk tesis kaydının maliki ... olup ... Çiftliğine ait ... ya da ... çayırını ya da ... Çayırını sınır okuyan ... tapuları olup olmadığı araştırılmadığı, bu olgular üzerinde yeterince araştırma yapılmadığı, tanık ve yerel bilirkişilerden ayrıntılı bilgi alınmadığı, kayıt uygulamalarında kök tapulardaki sınırların dikkate alınmadığı, nedenlerinin karar yerinde tartışılmadığı, davaya konu taşınmazların bulunduğu bölgeye ilişkin en eski tarihli harita getirtilmediği, askeri harita ile kadastro haritasının ölçekleri denkleştirilerek gerek ... tapularında ve gerekse tarafların dayandığı kayıtlardaki sabit sınırlar ve noktalar kesin olarak belirlenmediği, bu suretle uygulama yapılarak bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmediği, harita fen elemanlarına ... tapularının revizyon gördüğü parselleri bir arada gösterir ve taraf tapu kayıtlarının uygulamalarını yansıtır birleşik kroki düzenlettirilmediği, katılan davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlarla ilgisinin olmaması halinde nereye ait olabileceği konusunda yerel bilirkişilerden bilgi alınmadığı, yerel bilirkişilerce açıklanmayan sınırlar konusunda taraflara tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmadığı, komşu parsellere ait tapu kayıtları ilk tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmediği, uygulama ve deneti yapılırken kök tapu kayıtlarında gösterilen mevki ve sınırlar dikkate alınmadığı, yapılan keşiflerde yerel bilirkişilerin tapu kayıtlarının kapsamı konusunda açık ve kesin beyanda bulunmadıkları, mahkemece bu yönler dikkate alınmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı...” gerekçesine yer verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra dava 1999/17 Esas sırasına kaydedilerek yeniden yapılan duruşma sonunda, 22.03.2000 tarihli ve 1999/17-12 sayılı karar ile Mahkemenin 1998/79 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. 1965/167 Esas sayılı dava dosyasına ilişkin olarak; Temyiz konusu 12 parsel sayılı taşınmazın 296.600 m² yüzölçümlü bölümünü, iki tapu kaydı ile sattıkları ve bedelini aldıkları beyanı ile ölçü neticesi çıkan miktar fazlası 77.240 m² bölümün adlarına tescili iddiası ile ... ve ...'nin tespite itiraz etmeleri üzerine komisyonca uyuşmazlığın halline yeterince delil elde edilemediği gerekçesiyle dosya 06.11.1965 tarihli karar ile Tapulama Mahkemesine aktarılmış ve 1965/167 Esas sayı ile yargılamaya devam olunmuştur. Yargılama sırasında ... ... mirasçıları, ... mirasçıları ve ...... tapu kayıtlarına dayalı olarak davaya katılmışlardır. İlk Derece Mahkemesinin 24.11.1966 tarihli ve 1965/167 Esas sayılı kararı ile Mahkemenin 1965/169 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş ve daha sonra 19.03.1970 tarihli ve 1965/169 Esas, 1965/438 Karar sayılı karar ile 12 sayılı parsele ilişkin davanın tefrikine karar verilerek yargılamaya 1970/12 Esas sayı üzerinden devam olunmuştur. İlk Derece Mahkemesince 28.03.1984 tarihli ve 1970/12 Esas, 1970/432 sayılı karar ile komisyonun davanın halline müessir olacak kesin deliller bulunmadığı gerekçesi ile işin esası hakkında bir karar vermeden davayı Mahkemeye havale edemeyeceği gerekçesiyle dava dosyasının komisyona iadesine ilişkin verilen karar, katılan davacılardan ... ... ve ... mirasçılarından ... vekilince temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi tarafından 27.06.1989 tarihli ve 1985/21521 Esas, 1985/7951 sayılı karar ile bozulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin bozma ilamında; “tespit maliklerinden ... tarafından ... ve arkadaşları aleyhine Kocaeli Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 1954/67 Esas sayılı dava dosyası Tapulama Mahkemesine aktarıldığı halde, bu kararın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmadığı gibi kapsamı bir başka değişle 12... parsel sayılı taşınmazları kapsayıp kapsamadığının belirlenmediği, aktarılan davanın 12... parselleri kapsamı içine aldığının belirlenmesi halinde tutanakların malik hanelerinin doldurulmasının sonucu etkilemeyeceği, 3402 sayılı Kanun ile 766 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırılmış, anılan Kanun'un geçici 4. maddesinde işbu kanun hükümlerinin derdest davalarda da uygulanacağı ilkesi getirildiği, 3402 sayılı Kanun'un 27/son maddesi hükmünde usûl ve şekle ilişkin eksiklikler sebebiyle tutanakların Kadastro Müdürlüğüne iade edilemeyeceğinin vurgulandığı” gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra davaya 1989/271 Esas sayı ile devam olunmuştur. Yeniden yapılan yargılama sırasında ... Holding vekili 01.02.1990 tarihli dilekçesiyle davalı 12 parsel sayılı taşınmazın 14/30 hissesinin ihtilaflı olarak satın alındığından 3402 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca davalı asil sıfatı ile davaya devam ettiklerini ve dava konusu taşınmazın miktar fazlası kısmının adlarına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince 18.12.1990 tarihli ve 1989/271 Esas, 1989/790 Karar sayılı karar ile 12 parsel sayılı taşınmaza ilişkin katılan davacı ......, ... ..., ..., ..., F. ... ve ...'ın davalarının reddine, davacı ...'un davasının kabulüne, ancak adı geçenlerin taşınmazdaki paylarının ... Holding Anonim Şirketine satmış oldukları ve Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 1984/14 sayılı kararı da gözönünde bulundurularak 12 sayılı parselin tespitinin iptaline, tamamı 374.125 pay kabul edilerek 158.340 payının ... miras şirketi, 215.785 payının ... Holding Anonim Şirketi adına tesciline ilişkin verilen karar, katılan ..., ... ve ... vekili, katılan ...... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından 15.07.1992 tarihli ve 1991/7335 Esas, 1991/9942 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamında “...dava konusu 12 sayılı parselin Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan dava kapsamına girdiğinin doğru olarak belirlendiği, zilyetliğin başlangıç tarihinden (1945 yılı) dava ve kadastro tespit tarihine (1961 yılı) kadar 20 yıllık süre geçmediğine göre uyuşmazlığın tarafların dayanaklarını oluşturan tapu kayıtları uyarınca çözümlenmesinin zorunlu olduğu, bu nedenle tarafların dayanaklarını oluşturan tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş iseler ilgili parsellere ait tutanak suretleri getirtilmeli, dava konusu parselin kuzeyinde bulunan parsellere ait tutanak suretleri ile dayanakları olan tapu kayıtları tesis ve tedavül kayıtları ile birlikte getirtilmeli, kuzeyde bulunan ve ...-batı istikametinde uzanan ... yolunun ihdas tarihi araştırılmalı, tapu kayıtlarının oluşturulduğu tarihte bu yolun bulunup bulunmadığı araştırılmalı, ... yolunun ihdas tarihi araştırılmalı, ... yolunun batısında bulunan tüm parsellere ait tutanak suretleri ve dayanakları, güneyde bulunan derelerin güneyindeki parsellere ait tutanak suretleri ve dayanakları getirtilmeli, dava konusu parsellerin doğusunda bulunan parsellere ait tutanak suretleri ve dayanakları getirtilmeli ve dava konusu taşınmazı ne olarak gösterdikleri belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgeye ilişkin askeri harita getirtilmeli, tapu kayıtlarında gösterilen ... Çayırı, ... deresi gibi belirgin sınırların yerleri doğru olarak tespit olunmalı, tapu kayıtlarının değişebilir sınırlı olduğu kabul edilmeli, yerel bilirkişiler taşınmazın ormandan açıldığını bildirdiklerinden, bölgede orman tahdidi yapılıp yapılmadığı sorulmalı, tahdit yapılmış ise tahdit haritası getirtilerek ormancı bilirkişi aracılığıyla uygulanmalı, memleket haritası ve amenajman planları getirtilerek tahdit yapılmamış ise ormancı bilirkişiden 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca taşınmazın orman veya orman toprağı sayılan yerlerden olup olmadığı konusunda düşünce alınmalı, tapu kayıtlarının taşınmazı kapsamı halinde, miktarları ile geçerli olduğu gözetilerek kayıt kapsamında kalan bölümün kayıt malikleri adına, kayıt kapsamı dışında kalan bölümün ise Hazine adına, kayıtların taşınmazı kapsamaması halinde tümünün Hazine adına tesciline karar verilmeli...” gereğine değinilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamına karşı katılan davacılar ..., ... ve diğerleri vekili, davalı ... Anonim Şirketi vekili tarafından bulunulan karar düzeltme istemi Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 28.09.1993 tarihli ve 1993/2294 Esas, 1993/9404 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma kararına uyulduktan sonra davaya 1994/1 Esas sayı üzerinden devam olunmuştur. İlk Derece Mahkemesince 10.04.1997 tarihli ve 1994/1 Esas, 1994/85 sayılı karar ile ... ve mirasçılarının 12 numaralı parsel ile ilgili davalarının kabulüne, ancak adı geçenlerin taşınmazdaki paylarını ... Holding Anonim Şirketine satmış oldukları ve Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 1984/14 sayılı kararı gözönünde tutularak taşınmazın tamamı 374.125 pay kabul edilerek 158.340 payının ... terekesi adına, 215.785 payının ... Holding Anonim Şirketi adına tesciline ilişkin verilen karar, katılan davacı ...... vekili, katılan davacı ... ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından 21.04.1998 tarihli ve 1998/842 Esas, 1998/1593 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamında “...yargılama sırasında davacılardan ...'nın öldüğü, ölümle hukukî kişiliğin son bulması nedeniyle mirasçıları belirlenerek katılımları sağlanmak suretiyle davaya devam edilmesi gerektiği, öte yandan nihai kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 29 ve Tebligat Nizamname'sinin 47/2. maddesi uyarınca ilânen yapılan tebligatların Mahkeme divanhanesinde 1 ay süre ile askıya çıkarılması gerekirken, bir hafta askıya çıkarılması tebligat kanunu ve tüzüğüne aykırı olduğu, katılan davacıların aynı tapu kaydına dayanarak davalılar aleyhine birden ziyade dava açtıkları ve davaların derdest olduğu ve dayanılan tapu kayıtlarının nereye ait olduğunun belirlenmesi açısından zorunluluk bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca birleştirilmelerinin gerektiği, bozma kararına uyulduğu halde, bozmadan sonra yapılan araştırma, inceleme, uygulamanın hükme yeterli olmadığı, davalı tarafın dayandığı ... tapularının 1292 tarihinde tesis olunduğu ve 22... numaralı kayıtların oluşturulduğu halde ... tapularının herbirinin ayrı ayrı revizyonlarının sorulmadığı, ... Çiftliği ve ... Çiftliği köyünün aynı olup olmadığı araştırılmalı, Temmuz 1292 tarihli 22... numaralı ... tapuları ile katılan davacıların dayandığı T.sani 1293 tarihli 15... sayılı tapu kayıtlarının ... tapularına dahil olup olmadıkları ve birbirlerini tamamlayıp tamamlamadıkları konusunda kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak uzman bilirkişiden rapor alınmalı, katılan davacıların dayanağı tapu kaydının mevkii ... Çayırı ve ilk tesis kaydının maliki ... olup ... Çiftliğine ait ... ya da ... çayırını ya da ... Çayırını sınır okuyan ... tapuları olup olmadığı araştırılmadığı, bu olgular üzerinde yeterince araştırma yapılmadığı, tanık ve yerel bilirkişilerden ayrıntılı bilgi alınmadığı, kayıt uygulamalarında kök tapulardaki sınırların dikkate alınmadığı, nedenlerinin karar yerinde tartışılmadığı, davaya konu taşınmazların bulunduğu bölgeye ilişkin en eski tarihli askeri harita getirtilmediği, askeri harita ile kadastro haritasının ölçekleri denkleştirilerek gerek ... tapularında ve gerekse tarafların dayandığı kayıtlardaki sabit sınırlar ve noktalar kesin olarak belirlenmediği, bu suretle uygulama yapılarak bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmediği, haritacı teknik bilirkişilere ... tapularının revizyon gördüğü parselleri bir arada gösterir ve taraf tapu kayıtlarının uygulamalarını yansıtır birleşik kroki düzenlettirilmediği, katılan davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlarla ilgisinin olmaması halinde nereye ait olabileceği konusunda yerel bilirkişilerden bilgi alınmadığı, yerel bilirkişilerce açıklanmayan sınırlar konusunda taraflara tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmadığı, komşu parsellere ait tapu kayıtları ilk tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmediği, uygulama ve deneti yapılırken kök tapu kayıtlarında gösterilen mevki ve sınırlar dikkate alınmadığı, yapılan keşiflerde yerel bilirkişilerin tapu kayıtlarının kapsamı konusunda açık ve kesin beyanda bulunmadıkları, mahkemenin gerekçesi ve dayanakları gösterilmeksizin davalılara ait ... tapularının dava konusu parselleri kapsadığına ilişkin kabulünün dayanaktan yoksun bulunduğu, hükmüne uyulan bozma kararında tapu kayıtlarının uymaması halinde taşınmazların Hazine adına tescile karar verilmesi gereğine değinildiği, taşınmazların üzerindeki zilyetliklerin 1945 yılında başladığının, bozma kararında açıkça vurgulandığı, bozmaya uyan mahkemenin bozma doğrultusunda işlem yapmakla yükümlü olduğu, bozma kararına uyulmakla bu yönün kesinleştiği, dava tarihine kadar zilyetlikle iktisap şartlarının davalı taraf yararına oluşmadığının açık ve kesin olduğu, mahkemece aksinin kabulünün dosya kapsamına uygun olmadığı, dava Asliye Hukuk Mahkemesinden devredildiğine göre taraflara ait tapu kayıtlarının taşınmazı kapsamaması halinde dava konusu parselin Hazine adına tescilinin zorunlu olduğu...” gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra, yargılamaya 1998/84 Esas sayı üzerinden devam olunmuş ve 22.03.2000 tarihli ve 1998/84 Esas, 1998/10 Karar sayılı karar ile 1998/79 Esas sayılı dosya ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince 1998/79 Esas sayı üzerinden devam olunan yargılama sonucunda; Davacı ......'ın 590, 591, 5 92... numaralı parseller hakkındaki davasının reddine, davacı ... mirasçılarının 587, 590, 5 91... parseller hakkındaki davasının reddine, katılan ...'ın 587 parsel hakkındaki davasının reddine, katılan ...'un 1955/1754 Esas sayılı dava dosyasındaki davasının reddine, katılan ...'nın müdahale ettiği 585, 587 , 590, 591, 5 92... parsel numaralı taşınmazlar hakkındaki davasının feragat nedeniyle reddine, katılan ...'ın 587, 590, 591, 5 92... numaralı parseller hakkındaki davasının reddine, katılan ......'in 587, 590, 591, 5 92... numaralı parseller hakkındaki davasının reddine, davacı ...... mirasçılarının 12 parsel numaralı taşınmaz hakkındaki davalarının reddine, davacı-davalı ... Anonim Şirketinin (... tarafından) açılan miktar fazlasına ilişkin davasının reddine, katılan ...'un davası hakkında ( Kadastro Kanunu'nun 25/son maddesi gereğince) mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, katılanın görevli Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmakta muhtariyetine, katılan ...'in davası hakkında (Kadastro Kanunu'nun 25/son maddesi gereğince) Mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, katılanın görevli Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmakta muhtariyetine, 584, 585, 587, 591, 5 92... parsel sayılı taşınmazların 1/2 paylı olarak Asliye Hukuk Mahkemesinin 1951/1160 Esas ve 1951/1063 Karar sayılı veraset ilamındaki paylarına göre ... mirasçıları ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1950/398 Esas ve 1950/358 Karar sayılı veraset ilamındaki paylarına göre ... mirasçıları adına tesbi gibi tesciline, 590 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile, davacı ... mirasçıları adına tapuya tesciline, 589 parsel sayılı taşınmazın davacı ...... mirasçıları adına tesciline, 12 parsel sayılı taşınmazın tamamı 374.125 m² hisse kabul olunarak 160,000 m² payının 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/470 Esas ve 2010/451 Karar sayılı veraset ilamındaki paylarına göre ... mirasçıları adına, 74.125/374.125 m² bölümünün İstanbul 7. Asliye Hukuk Hakimliğinin 1956/17 Esas ve 1956/82 Karar sayılı veraset ilamındaki payları oranında muris Nurettin Koniça mirasçıları adına tespit ve tesciline karar verilmiş, 27.04.2012 tarihli ek karar ile kısa karara uygun olarak 12 parsel sayılı taşınmazın 374.125 m² hisse kabul olunarak 140.000 m² payının tespit maliki ... ve ... adına tesciline, ancak, ... ve ...'un paylarını dahili davalı ... Anonim Şirketine sattıkları belirlendiğinden paylarının ... Anonim Şirketi Adına tapuya tescili şeklinde 12 sayılı parsele ilişkin hüküm tashihine, Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin 12.09.2012 tarihli dilekçesi üzerine, 17.09.2012 tarihli tashih kararı ile, 12 numaralı parselde 27.04.2012 tarihli ek kararda ... Anonim Şirketi olarak yazılan dahili davalı adının ... Holding Anonim Şirketi olarak tashihine, 04.06.2012 tarihli tashih kararı ile de 585 parsel sayılı taşınmazın hüküm kısmının üçüncü sayfasında yazılı bulunan miktarının daktilo hatası ile 123.750 m² olarak yazılan miktarının 213.750 m² olarak tashihine ve tapuya bu şekilde tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... Anonim Şirketi vekili tarafından 12 parselin 74.125 m² yüzölçümlü miktar fazlası bölümüne, ... mirasçıları vekili tarafından 584, 585, 587, 591, 5 92... parsellere ilişkin kurulan hükümlerdeki miras paylarına, ...... mirasçıları tarafından 12, 584, 585, 587, 590, 591, 5 92... parsel sayılı taşınmazlara, davalı ... terekesi mümessili ... vekili tarafından 12 sayılı parsele, ... mirasçıları vekili tarafından 12 sayılı parsele ilişkin kurulan hükümdeki miras paylarına, Hazine vekili tarafından aleyhe olan hususlar ile yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.11.2014 tarihli ve 2014/5790 Esas, 2014/9574 Karar sayılı ilamıyla "12 sayılı parsele ilişkin olarak; dava konusu taşınmaza ilişkin olarak tespit tarihinden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde 1954/67 Esas sayı ile ... tarafından ... ve arkadaşları aleyhine açılan davanın Tapulama Mahkemesine aktarılması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 5 ve 27. maddeleri uyarınca davalı olduğundan malik sütunun doldurulması ve araştırmanın aynı Kanun'un 30/2. maddesi gözetilerek yapılması gerektiğinden Hazineye husumetin yöneltilmesi, yargılama sırasında 12 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün (13.095 m²) kamulaştırılması ve ifrazının yapılarak 23 21... parseller olarak ayrı ayrı tapuya tescil edildiğinden bu tescil edilen parseller üzerinden karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmadığı gibi, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak 160.000/374.125 m² payına ve miktar fazlası 74.125/374.125 m² paylara ilişkin kısa karar ve gerekçeli karar ile hüküm kurulduğu, 140.000/374.125 m² bölüme ilişkin olarak ne kısa kararda ne de gerekçeli kararda hüküm tesis olunduğu, bu bölüme ilişkin olarak 27.04.2012 tarihli ek karar ile ... AŞ adına tescil kararı verildikten sonra, yine 17.09.2012 tarihli tashih kararı ile ... Anonim Şirketi adının ... Holding Anonim Şirketi olarak tesciline karar verilmesi sonucunda hüküm fıkrasında değişikliğe neden olunmasının da doğru olmadığı, ayrıca, 12 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.04.1998 tarihli ve 1999/842 Esas, 1999/1593 Karar sayılı bozma ilamına uyulduğu halde, bozmadan sonra yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın yeterli olmadığı, hükmüne uyulan bozma kararında dava konusu taşınmazın geniş çevresindeki komşu parsellere ait tespit tutanağı ve dayanağı belgelerin getirtilmesi ve keşifte uygulanması, kök kayıtlarında gösterilen mevki ve sınırlar dikkate alınarak uygulama yapılması, 1292 tarihinde tesis olunan 22... numaralı ... tapularının ayrı ayrı revizyon durumlarının araştırılması, eski tarihli askeri haritalar ile kadastro paftası ölçeklerinin çakıştırılması suretiyle tarafların dayandığı kayıtlardaki sabit sınırlar ve noktaların belirlenmesi gerektiğine değinildiği halde, mahkemece bu olgular yerine getirilmeden eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu, 584, 585, 587, 590, 591, 5 92... parsellere ilişkin olarak; dava konusu taşınmazların, Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 1948/389 Esas sayılı dosyasında davalı olmaları nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 5 ve 27. maddeleri uyarınca davalı olduğundan malik sütunun doldurulması ve araştırmanın aynı Kanun'un 30/2. maddesi gözetilerek yapılması gerektiğinden Hazineye husumetin yöneltilmesi, bu parsellere ilişkin olarak orman araştırmasının yapılması gerektiği halde, bu olgular tamamlanmadan karar verilmesinin doğru olmadığı, ayrıca, dava konusu parsellere ilişkin olarak Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 04.05.1999 tarihli ve 1998/5859 Esas, 1998/1923 sayılı bozma kararına uyulduğu halde, bozmadan sonra yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın yeterli olmadığı, hükmüne uyulan bozma kararında dava konusu taşınmazların geniş çevresindeki komşu parsellere ait tespit tutanağı ve dayanağı belgelerin getirtilmesi ve keşifte uygulanması, kök kayıtlarında gösterilen mevki ve sınırlar dikkate alınarak uygulama yapılması, 1292 tarihinde tesis olunan 22... numaralı ... tapularının ayrı ayrı revizyon durumlarının araştırılması, eski tarihli askeri haritalar ile kadastro paftası ölçeklerinin çakıştırılması suretiyle arafların dayandığı kayıtlardaki sabit sınırlar ve noktaların belirlenmesi gerektiğine değinildiği halde, İlk Derece Mahkemesince bu olgular yerine getirilmeden eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu, ölü oldukları anlaşılan ... ve ...'nin mirasçıları tam olarak belirlenmeden ve mirasçılardan bir kısmının mirası reddedip reddetmediği araştırılmadan karar verilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğu açıklanarak, 3402 sayılı Kanun'un 5 ve 27. maddeleri uyarınca davalı olduklarından Kadastro Mahkemesine aktarıldıkları anlaşılan dava konusu 12, 584, 585, 587, 590, 591, 5 92... sayılı parsellere ilişkin olarak Hazineye husumetin yaygınlaştırılması, 584 sayılı parsele ilişkin olarak tefrik kararı ile eldeki dosyadan ayrılan dava dosyasında karar verilmiş ise kesinleşme şerhli onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, 585 sayılı parsele ilişkin olarak tutanak aslının dava dosyası arasında bulunmadığı anlaşıldığından, tutanak aslının dosya arasına getirtilmesi, başka dosyada davalı ise dosyalar arasında bağlantı bulunduğu ve biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceğinden birleştirilmeleri gerektiğinin nazara alınması, dava konusu tüm parsellere dıştan komşu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanağı belgeler ile ... tapu kaydı olarak oluşturulan 1292 tarihli 22... sıra sayılı tapu kayıtlarının hangi parsel ya da parsellere revizyon gördüğü araştırılarak, revizyon gördükleri parsellerin tespit tutanakları, revizyon parselleri ile davalı parselleri ve geniş çevrelerini bir arada gösterir birleşik krokinin dosya arasına alınması, yörede dava tarihinden önce veya sonra orman kadastrosu yapılıp yapılmadığının araştırılması, varsa orman kadastrosuna ait belgeler (tahdit tutanakları, askı ilân tutanakları ve orman kadastro haritası) ile en eski tarihli hava fotoğrafları, bu hava fotoğraflarından üretilen memleket haritası ile varsa amenajman haritası bulundukları yerlerden getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte usulüne uygun orman araştırması yapılması, bu şekilde yapılacak uygulama sonucunda, dava konusu 12, 584, 585, 587, 590, 591, 5 92... parsel sayılı taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde ise, taraflarca dayanılan ve tespitlere dayanak alınan tapu kayıtlarının, komşu parsellere uygulanan tapu kayıtları ile diğer ... tapu kayıtlarının revizyon gördüğü parseller ile birlikte ve sınırları itibariyle eski tarihli haritalardan da yararlanılmak suretiyle dava konusu taşınmazlara uygulanması, dayanılan tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarına ilişkin olarak taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, taraflarca dayanılan tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli olduğu hususu Yargıtay (Kapakılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.07.1992 tarihli ve 1991/7335 Esas, 1991/9942 Karar ve 21.04.1998 tarihli ve 1998/842 Esas, 1998/1593 Karar sayılı bozma ilamları ile kabul edildiğinden ve bu husus kesinleştiğinden, dayanılan tapu kayıtlarının miktarı ile kapsadıkları alanlar ile miktar fazlası kısımlarının belirlenmesi, fen bilirkişiden alınacak ve keşfi izlemeye olanak verecek krokide ayrı renkli kalemle ayrı ayrı gösterilmesi, alınacak krokide ayrıca 12 sayılı parsele ilişkin olarak kamulaştırılan alan ve diğer bölümün ayrı ayrı gösterilmesi, aynı kararlarda tapu kaydı kapsamında kalan bölümlerin kayıt malikleri adına, miktar fazlası bölümün ise Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği ve bu hususun kesinleştiğinin gözönüne alınması, ... mirasçılarının bir kısmının mirastan feragat ettikleri ve hükme esas alınan mirasçılık belgesinin yanlış olduğu ileri sürüldüğüne göre, mirasçılara mirasçılık belgesinin iptali için dava açmak üzere süre verilerek alınacak doğru ve güncel mirasçılık belgesi nazara alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı öncesinde, temyiz aşamasında ... mirasçıları 17.11.2014 tarihli dilekçeleri ile, 25.07.1968 tarihli adi satış senedine dayalı olarak 593 parselin adlarına tescili istemi ile dosyaya müdahil olmuşlardır. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 12 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, davacı ... ... ve ...'nin davalarının reddine, müdahiller ... ...'nin mirasçıları, ..., ...... ve ...'ın davalarının reddine, müdahil ......'ın davasının reddine, müdahil ...'nin davasının kısmen kabulü ile; ... ilçesi ... Mahallesi eski 12... ada 1 parselin kadastro tespitinin iptali ile; 17.11.2023 tarihli harita mühendisleri tarafından hazırlanan teknik raporda krokide (A) harfi ile gösterilen 296.600,00 m²lik kısmın ... adına tapuya tesciline, aynı parselde miktar fazlası olan ve bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 44.638,08 m²lik kısmın tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, yine 12 parselin ifrazıyla oluşan 3.901,48 m² yüzölçümlü 6 00... parsel ile 12.295,07 m² yüzölçümlü 6 00... parselin miktar fazlası kısım olarak kabul edilerek tarla vasıflarıyla Hazine adına tapuya tesciline, yine 12 parselden yol olarak kamulaştırılan 2.191,52 m² yüzölçümlü 6 00... parsel, 881,85 m² yüzölçümlü 6 00... parsel, 283,49 m² yüzölçümlü 6 00... parselin ve 1.066,21 m² yüzölçümlü 6 00... parsellerin miktar fazlası kısımdan kabul edilerek kamulaştırma sebebi ile mülkiyetin Hazine adına tespitine, parsellerin yol olarak terkine, yine 12 parselden ... adına kamulaştırılan 12.625,57 m² yüzölçümlü 6 00... parselin mülkiyetinin Hazine adına tespitine, parselin güncel tapu kaydındaki vasfına göre ... adına teciline, ... ilçesi ... Mahallesi eski 584, 585, 587, 590,591, 5 92... parsellere ilişkin; davacı ... ...'ın davasının reddine, davacı ...'nun davasının reddine, müdahiller ... ...'nin mirasçıları, ..., ...... ve ...'ın davalarının reddine, müdahil ...'ın 587 parsele ve ...'un 592 parsele ilişkin davaları yönünden bozmadan önce verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, müdahil ...'ın eski 5 90... ada 3 parsele ilişkin davasının kabulü ile; parselin kadastro tespitinin iptali ile; dosya arasında bulunan .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/427 Esas ve 2024/491 Kara sayılı veraset ilamındaki paylar gibi ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline, müdahil ... mirasçılarının eski 5 93... ada 6 parsele ilişkin davasının kısmen kabulü ile; parselin kadastro tespitinin iptali ile; harita mühendisleri tarafından hazırlan 11.03.2024 tarihli ek roparda krokide (A) harfiyle gösterilen 8.996,13 m²lik kısmın dosya arasında bulunan .... Noterliğinin 5.11.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki paylar gibi ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline, eski 5 93... ada 6 parselin geriye kalan kısmının kadastro tespitindeki gibi dosya arasına alınan 14.02.2024 tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan verasete esas bilirkişi raporundaki pay dağılımına göre yarı payının ... mirasçıları adlarına diğer yarı payının Kocaeli 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/69 Esas ve 2020/40 Karar sayılı veraset ilamındaki paylar gibi ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline, müdahil ...'in 590,5 91... parsellere ilişkin davasının 11.01.2013 tarihi itibari ile açılmamış sayılmasına, müdahil İbrahim ...'un 593 parsele ilişkin davasının 11.01.2013 tarihi itibari ile açılmamış sayılmasına, dava konusu eski 5 84... yeni 2 44... parselin tespitten sonraki satışlar gözetilerek ifraz ve tevhitle oluşan 2 44... parselin ... Anonim Şirketi adına tapuya tesciline, dava konusu eski 587 parselde kamulaştırılan ve 2 45... parsel numarası ve 48.76 m² yüzölçümü ile vana yeri olarak tescil edilen parselin mülkiyetin yarı yarıya ... ve ... mirasçıları adlarına tespitine, parselin vana yeri olarak ... adına tesciline, eski 5 87... ada 12 parselin kadastro tespitindeki gibi dosya arasına alınan 14.02.2024 tarihli verasete esas bilirkişi raporundaki pay dağılımına göre yarı payının ... mirasçıları adlarına, diğer yarı payının Kocaeli 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/69 Esas ve 202/40 Karar sayılı veraset ilamındaki paylar gibi ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline, aynı yer eski 5 91... ada 4 parselin kadastro tespitindeki gibi dosya arasına alınan 14.02.2024 tarihli verasete esas bilirkişi raporundaki pay dağılımına göre yarı payının ... mirasçıları adlarına, diğer yarı payının Kocaeli 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/69 Esas ve 202/40 Karar sayılı veraset ilamındaki paylar gibi ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline, aynı yer eski 5 92... ada 5 parselin kadastro tespitindeki gibi dosya arasına alınan 14.02.2024 tarihli verasete esas bilirkişi raporundaki pay dağılımına göre yarı payının ... mirasçıları adlarına, diğer yarı payının Kocaeli 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/69 Esas ve 202/40 Karar sayılı veraset ilamındaki paylar gibi ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; karar, davalılar ... Holding Anonim Şirketi vekili, ... mirasçıları vekili, ... terekesi mümessili vekili, ... mirasçıları vekili, ... mirasçıları vekili, katılanlar ... vekili, ... ve ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile TAKBİS kayıtları üzerinde yapılan incelemede; dava konusu taşınmazların aşamalarda tevhit, imar, şuyulandırma ve 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uygulamalarına tabi tutulduğu, buna göre temyiz konusu taşınmazlardan 12 parsel parsel sayılı taşınmazın, 6 00... , 2, 3, 4, 5, 6, 1 90... parsel sayılı taşınmazlara ifraz edildiği, daha sonra 6 00... , 4, 5, 1 90... parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma sebebi ile Hazine ve ... adına tescil edildiği, yine temyiz konusu taşınmazlardan 5 84... parsel sayılı taşınmazların tevhid, ifraz ve imar sebepleri ile 2 44... parsel olarak ... AŞ adına, 587 parsel sayılı taşınmazın 2 45... parsel olarak ... adına tescil edildiği, taşınmazlar üzerinde ... Anonim Şirketi, ... ve ... lehine irtifak şerhlerinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. Kadastro öncesinde Genel Mahkemede dava konusu olan taşınmazların malik hanesi ya da yüzölçüm hanesinin doldurulmuş olmasının sonuca etkili olmadığı gözetilerek, aktarılan davanın tarafları dışında olup da tespit tutanağında yada tapu kayıtlarında hak sahibi olarak gösterilenler de davaya çağrılıp, davaya karşı diyecekleri sorulup, delilleri toplandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, dava dışı ..., ... AŞ, ... Anonim Şirketi ve irtifak hakkı sahipleri yönünden taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar katılan ... mirasçılarının eski 5 93... ada 6 parsele ilişkin davasının kısmen kabulü ile; parselin kadastro tespitinin iptali ile; harita mühendisleri tarafından hazırlan 11.3.2024 tarihli ek roparda krokide (A) harfi ile gösterilen 8.996,13 m²lik kısmın dosya arasında bulunan .... Noterliğinin 5.11.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki paylar gibi ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş ise de, müdahiller kadastro sonrası nedenlere dayanarak davaya katıldıklarına ve Kadastro Mahkemesinin görevinin 3402 sayılı Kanun'un 25/son fıkrası uyarınca, kadastro tutanağının düzenlenmesi gününden ve tutanak sonradan tamamlanmış ve düzeltilmiş ise, o günden sonra doğan haklara dair isteklerin Kadastro Mahkemesinin görevi dışında bulunmasına göre, talepleri hakkında görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar katılan ...'in davasının 11.01.2013 tarihi itibarıyla açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de; İlk Derece Mahkemesinin 14.04.1997 tarihli ve 1989/188 Esas, 1989/84 Karar sayılı kararı ile ...'in davasının reddine karar verildiği, anılan karırn müdahil tarafından temyiz edilmediği, buna rağmen 09.03.2012 tarihli ve 1998/79 Esas, 2012/12 Karar sayılı karar ile bu sefer katılan ...'in davası hakkında (3402 sayılı Kanun'un 25/son maddesi gereğince) Mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, katılanın görevli Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmakta muhtariyetine karar verildiği, anlaşılmakla kesinleşen hususlarda yeniden karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığı nazara alınmadan, başka bir deyişle usuli kazanılmış haklara riayet edilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar; 1955/1754 Esas sayılı dosyasının 08.09.1959 tarihli celsesinde davalılar ... ve ... vekili; müvekillerinin 590 parseli ...'a sattıklarını kabul ettiklerini beyan ettiği, Mahkemenin 1998/79 Esas ve 2012/12 Karar sayılı hükümde davalılar vekilinin bu beyanı esas alınarak parselin ... varisleri adına tesciline karar verildiği, bu yönü ile ... mirasçıları yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesi ile müdahil ...'ın eski 5 90... ada 3 parsele ilişkin davasının kabulü ile; parselin kadastro tespitinin iptali ile; dosya arasında bulunan .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/427 Esas ve 2024/491 Karar sayılı veraset ilamındaki paylar gibi ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş ise de temyiz konusu taşınmaza ilişkin 1954 tarihli kadastro tespit tutanağı ve uyulmasına karar verilen bozma ilamları uyarınca bilahare dosyaya eklenen mirasçılık belgelerine göre, Avukat ...'ın kabul beyanında bulunduğu 08.09.1959 tarihli celse itibarıyla ölü ... ve ... vekilleri olmasının mümkün olmadığı, ... ve ...'nin tüm mirasçıları yönünden dosyaya yansımış bir kabul beyanı bulunmadığı anlaşılmakla yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar bozma ilamında ... mirasçılarının bir kısmının mirastan feragat ettikleri ve hükme esas alınan mirasçılık belgesinin yanlış olduğu iddia edildiğinden mirasçılara mirasçılık belgesinin iptali davası imkanı verilerek yeni mirasçılık belgesi esas alınması gerektiği belirtilmiş ise de dosyanın yapılan tetkikinde muris ... mirasçılarından mirastan feragat ettiklerine ilişkin herhangi bir beyan veya belgenin olmadığı gerekçesi ile bu yönde araştırma yapılmamış ise de; dosyanın incelenmesinde; katılan ... ... mirasçılarından ...'un dosya içerisinde örneği bulunan Kocaeli Tetkik Merciinin 1945/14 sayılı dosyasının 06.07.1965 tarihli duruşmasında tutanağa geçen beyanında “biz dört kardeş mirası reddettik bu hususta İstanbul Mahkemesinde dava açtık dava derdesttir” şeklinde beyanda bulunduğu, 12.06.2012 tarihli temyiz dilekçesi ile vekilin İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/7 Esas ve 1956/82 Karar sayılı kararı ile miras reddi davası görüldüğünü beyan ettiği, ancak bu hususun bozma ilamında maddi hata sonucu ... mirasçıları yönünden değerlendirildiği anlaşılmakla, mirasçılarının bir kısmının mirastan feragat ettiği ve hükme esas alınan mirasçılık belgesinin yanlış olduğu ileri sürüldüğüne göre, mirasçılara mirasçılık belgesinin iptali için dava açmak üzere süre verilerek alınacak doğru ve güncel mirasçılık belgesi nazara alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususta bozma ilamının gereğinin yerine getirilmemesi doğru görülmemiştir. Tüm bunlardan ayrı olarak, aşamalarda uyulmasına karar verilen Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamlarında açıkça belirtilmesine rağmen,dava konusu taşınmazların geniş çevresindeki komşu parsellere ait tespit tutanağı ve dayanağı belgelerin getirtilip ve keşifte uygulanmaması, kamulaştırılan taşınmazların bilirkişi raporlarında ayrı ayrı gösterilmemesi, davalıların ve katılanların dayanakları tapu kayıtlarının kök kayıtlarında gösterilen mevki ve sınırlar dikkate alınarak uygulama yapılması istenmesine rağmen tapu uygulamalarının bozma ilamlarına konu olduğu şekliyle yine son revizyon sınırları dikkate alınarak uygulanması, kayıt uygulamalarında kök tapulardaki sınırların dikkate alınmama nedenlerinin karar yerinde tartışılmaması, davalı tarafın dayandığı ... tapularının 1292 tarihinde tesis olunduğu ve 22... numaralı kayıtların oluşturulduğu halde ... tapularının herbirinin ayrı ayrı revizyonlarının sorulmaması, Temmuz 12 92... ila 42 numaralı ... tapuları ile katılan davacıların dayandığı T.sani 12 93... ve 16 sayılı tapu kayıtlarının ... tapularına dahil olup olmadıkları ve birbirlerini tamamlayıp tamamlamadıkları konusunda kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak uzman bilirkişiden rapor alınmaması (İlk Derece Mahkemesinin son bozma ilamına konu 09.03.2012 tarihli ve 1998/79 Esas, 2012/12 Karar sayılı kararına dayanak bilirkişi raporlarında katılan davacıların dayanağı tapu kayıtlarının kapsamı ve ... tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadıklarına ilişkin yapılan değerlendirmeler ile temyize konu kararda hükme esas alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmasına rağmen önceki rapordan ayrılma gerekçelerinin bilirkişilere açıklattırılmaması), teknik bilirkişilere ... tapularının revizyon gördüğü parselleri bir arada gösterir ve taraf tapu kayıtlarının uygulamalarını yansıtır birleşik kroki düzenlettirilmemesi, katılan davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlarla ilgisinin olmaması halinde nereye ait olabileceği konusunda yerel bilirkişilerden bilgi alınmaması, yerel bilirkişilerce açıklanmayan sınırlar konusunda taraflara tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmaması, bu şekilde uyulmasına karar verilen bozma ilamlarının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, 3402 sayılı Kanun'un 5 ve 27. maddeleri uyarınca davalı olduklarından Kadastro Mahkemesine aktarıldıkları anlaşılan dava konusu 12, 584, 585, 587, 590, 591, 5 92... sayılı parsellere ilişkin olarak ..., ... AŞ, ... AŞ ve irtifak hakkı sahiplerine husumet yaygınlaştırılmalı, dava konusu tüm parsellere dıştan komşu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanağı belgeler ile ... tapu kaydı olarak oluşturulan 12 92... ila 42 sıra sayılı tapu kayıtlarının hangi parsel ya da parsellere revizyon gördüğü araştırılarak, revizyon gördükleri parsellerin tespit tutanakları, revizyon parselleri ile davalı parselleri ve geniş çevrelerini bir arada gösterir birleşik kroki dosya arasına alınmalı, en eski tarihli hava fotoğrafları, bu hava fotoğraflarından üretilen memleket haritası bulundukları yerlerden getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında üç harita mühendisi ve bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, taraflarca dayanılan ve tespitlere dayanak alınan tapu kayıtları, komşu parsellere uygulanan tapu kayıtları ile diğer ... tapu kayıtlarının revizyon gördüğü parseller ile birlikte ve sınırları itibariyle eski tarihli haritalardan da yararlanılmak suretiyle dava konusu taşınmazlara uygulanmalı, dayanılan tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarına ilişkin olarak taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, taraflarca dayanılan tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli olduğu hususu Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 15.07.1992 tarihli ve 1991/7335 Esas, 1991/9942 Karar ve 21.04.1998 tarihli ve 1998/842 Esas, 1998/1593 Karar sayılı bozma ilamları ile kabul edildiğinden ve bu husus kesinleştiğinden, dayanılan tapu kayıtlarının miktarı ile kapsadıkları alanlar ile miktar fazlası kısımlar belirlenmeli, bilirkişi kurulundan alınacak ve keşfi izlemeye olanak verecek krokide ayrı renkli kalemle ayrı ayrı gösterilmeli, alınacak krokide ayrıca 12 sayılı parsele ilişkin olarak kamulaştırılan alanlar ve diğer bölümler ayrı ayrı gösterilmeli, aynı kararlarda tapu kaydı kapsamında kalan bölümlerin kayıt malikleri adına, miktar fazlası bölümün ise Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği belirtildiği ve bu hususun kesinleştiği gözönüne alınmalı, ... mirasçılarının bir kısmının mirastan feragat ettiği ve hükme esas alınan mirasçılık belgesinin yanlış olduğu ileri sürüldüğüne göre, İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/7 Esas ve 1956/82 Karar sayılı dosyasının akıbeti araştırılarak, sonucuna göre mirasçılara mirasçılık belgesinin iptali için dava açmak üzere süre verilerek alınacak doğru ve güncel mirasçılık belgesi nazara alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harçların istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/553, K. 2026/3320, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-553-e-2026-3320-k-3e3bd44794a5