Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/46 E. 2025/2864 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/46
Karar No
2025/2864
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/935 E., 2024/2544 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 2. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/32 E., 2023/2 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma talebinin nitelikten reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) Geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ...mahallesi çalışma alanında bulunan 7901 ada 1 parsel sayılı 4.087,38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 7143 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu ve kullanıcısının tespit edilemediği şerhi yazılarak arsa vasfıyla davalı ... Belediye Başkanlığı adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın müvekkilinin fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, kadastro tutanağının beyanlar hanesine müvekkili lehine kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; 7143 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi gereğince çalışmaların Kadastro Müdürlüğü tarafından yürütüleceği açıkça belirtildiğinden idari ve hukuki sorumluluğun müvekkili Belediyeye ait olmadığını belirterek, davanın müvekkili idare yönünden husumet yokluğundan, aksi durumda ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacının dayandığı satış senedinin dava konusu taşınmazı kapsamadığı ve taşınmaz üzerinde davacının fiili kullanımının bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Belediye Başkanlığınca dosyaya gönderilen emlak vergisi bildiriminin yapılan incelemesinde, davacı tarafından ... Sokak üzerinde yer alan gecekondu için 01.01.2022 tarihinde emlak beyanında bulunulduğu, dosyaya sunulan fen bilirkişisi raporuna göre söz konusu emlak kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından davacının dava konusu taşınmaza 1996 ve daha sonraki bir yılda iki kez gecekondu yaptığı ancak yapılan yapının yıkıldığı, davacının taşınmazda 7143 sayılı Kanun gereğince fiili kullanımının bulunmadığı, bu hususun dosyaya sunulan bilirkişi raporuna ekle 2018 tarihli hava fotoğrafında açıkça belli olduğu, taşınmazın ortasından patika yol geçtiği ve üzerinin boş çalılık görünümünde bulunduğu, bilirkişi raporuna ekli eski tarihli hava fotoğraflarında da taşınmazın ekonomik amaca uygun bir şekilde zilyetliğe konu edilmediği, 2010, 2013, 2014 ve 2016 yılı hava fotoğraflarında da taşınmazın otsu bitkilerle ve çalılarla kaplı olduğu, sınırlarının belirgin olmadığı anlaşılmış olup, her ne kadar mahkemece kaldırma kararımızda belirtilen 26.05.1998 düzenlenme tarihli emlak vergisi tahakkuk fişinin ait olduğu dosya, dosya arasına getirilmemiş ise de, zilyetlikle birleşmeyen vergi kayıtlarının 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılan tespitlerde dikkate alınmasının mümkün olmadığı, yine dava dilekçesine ekli davacının dayanağı 15.01.1996 tarihli satış senedinde taşınmazın sınırlarının yer almadığı, herhangi bir haritasının bulunmadığı, bu nedenle söz konusu senedin araziye uygulanmasının mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirtilen eksikliklerin giderilmediğini, Bölge Adliye Mahkemesinin kararına aykırı olarak 26.05.1998 düzenleme tarihli emlak vergisi tahakkuk fişinin olduğu dosyanın dosya arasına getirilip dava konusu taşınmaza ait olup olmadığının araştırılmadığını, bu belgede yer alan sokak isminin dava konusu taşınmazın bulunduğu sokağın ismi olduğunu, sokak isimlerinin belediye tarafından değiştirildiğini, Mahkemece bu hususun da araştırılmadığını, dava konusu taşınmazın belediyenin iddia ettiği gibi askeri silah deposu, kömür deposu ve kurban kesimi yapılan yer olmadığını, Mahkemece keşifte dinlenen tüm bilirkişi beyanlarının gerekçeli kararda yazılmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, tüm bilirkişi ve tanıkların taşınmazın davacıya ait olduğu ve davacı tarafça gecekondu yapıldığını beyan ettiklerini, tutanağın edinme sebebinde taşınmazın müvekkilinin kullanımında olduğu belirlenmesine rağmen tutanağın beyanlar hanesine müvekkilinin isminin yazılmadığını, gerek dosyaya sundukları senet, gerekse resmi kayıt ve dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın müvekkilinin kullanımında olduğunun sabit olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/46, K. 2025/2864, T. 14.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-46-e-2025-2864-k-3d1f4196dd25