Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/391 E. 2025/5982 K. – Kadastro Tespitin

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/391
Karar No
2025/5982
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/24 E., 2018/105 K. KARAR: Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili ve müdahil-davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

... ili ... ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışması sırasında; 1 36... parsel sayılı taşınmaz, yüzölçümü belirtilmeksizin, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, fındık bahçesi vasfıyla ... oğlu ... adına; 1 47... parsel sayılı taşınmaz, yüzölçümü belirtilmeksizin, çalılık vasfıyla Hazine adına; 2 14... parsel sayılı taşınmaz, yüzölçümü belirtilmeksizin, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ahşap ev ve tarla vasfıyla ... oğlu ... adına; 2 16... parsel sayılı taşınmaz, yüzölçümü belirtilmeksizin, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfı ile ... oğlu ... adına; 2 16... parsel sayılı taşınmaz, yüzölçümü belirtilmeksizin, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla ... oğlu ... adına; 1 56... parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 21.524,39 m² yüzölçümlü olarak kargir tek katlı ev, samanlık ve tarla vasfıyla ... ve müşterekleri adına; 1 85... parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 4.677,18 m² yüzölçümlü olarak fındık bahçesi vasfıyla ... ve müşterekleri adına; 1 53... parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 2.087,61 m² yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla ... oğlu ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... İdaresi asıl dosya dava dilekçesinde; orman sınırları dışında bırakılan ekli krokilerde işaretli taşınmazların 1 01... numaralı orman parseli sınırları içine alınarak Hazine adına orman vasfıyla tescilini talep etmiştir. Davacı ... İdaresi birleşen dosyalar dava dilekçelerinde; kısmi ilân süresi içerisinde açılan dosyada davalı olmasına rağmen kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini, taşınmazların memleket haritasına göre orman olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın davalılar adına yapılan tespitlerinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. Müdahil-davalı ... vekili 16.01.2012 havale tarihli müdahale dilekçesinde; söz konusu davada, davaya konu parsellerin orman vasfıyla tescili gerektiği durumda Hazine adına tescil edileceği dikkate alındığında, davacı yanında davaya müdahale talebinde bulunma zarureti hasıl olduğunu ancak şahıslar adına tespit görmeyip de tarla, ham toprak, arsa, hali arazi, fundalık ve çalılık gibi vasıflarda Hazine adına tespit gören parseller bakımından Hazinenin davalı sıfatının devam ettiğini belirterek, müdahale talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; orman olduğu belirlenen taşınmaz/taşınmaz bölümleri yönünden davanın kabulüne, orman olmadığı belirlenen taşınmaz/taşınmaz bölümleri yönünden davanın reddine, asıl davada 1 36... , 1 47... , 2 14... , 2 16... ve 2 parsellerin kadastro tespitlerinin iptaline, (A) harfi ile gösterilen kısımlarının orman vasfıyla Hazine adına, (B) ile gösterilen kısımlarının tespit gibi tesciline; birleşen 2007/10 43... Esas sayılı davaların kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 56... ve 1 85... parsellerin kadastro tespitlerinin iptaline, 1 56... parselin (A1) ve (A2), 1 85... parselin (A) harfi ile gösterilen kısımlarının orman vasfıyla Hazine adına, (B) harfi ile gösterilen kısımlarının kadastro tespiti gibi tesciline; birleşen 2007/1047 Esas sayılı davanın kabulüne, 1 53... parselin kadastro tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline; birleşen 2009/31, 34, 35, 36, 38, 43, 47... Esas sayılı davaların kısmen kabulüne ve kısmen reddine, (A) harfi ile gösterilen kısımlarının orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen kısımlarının kadastro tespitindeki gibi paftasında yol olarak gösterilmesine; 2009/26, 28, 29, 30, 32, 37, 39, 45... /3 Esas sayılı davaların reddine, dava konusu taşınmazların kadastro tespitindeki gibi paftasında yol olarak gösterilmesine, 2009/33, 40, 41, 42, 44... /2 Esas sayılı davaların kabulüne, dava konusu taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili ve müdahil-davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede, 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılıp 08.06.2007-09.07.2007 tarihleri arasında kısmi ilânı yapılan orman kadastro çalışması ve 13.08.2007 tarihinde ilânı yapılan genel arazi kadastro çalışması bulunmaktadır. Eldeki dava, Orman İdaresi tarafından kısmi ilân süresi içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkin olup Kavak Kadastro Mahkemesinin 2007/395 Esasına kaydedildiği, yargılama sırasında yapılan kültür arazilerinin tespitinde dava konusu parsellerin malik haneleri açık bırakılarak tespit edilmesi gerekirken, davalı oldukları hususu gözden kaçırılarak kadastro tutanaklarının düzenlendiği, bunun üzerine Orman İdaresi tarafından eldeki dosyada dava konusu edildikleri halde, yeniden kadastro tespitine itiraz davaları açıldığı ve bu açılan davaların bir kısmında karar verildiği ve bu kararların Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinden geçerek eldeki dosya ile birleştirildiği, devamında Kavak Kadastro Mahkemesinin, Havza Kadastro Mahkemesinin yargı çevresine bağlanması üzerine dosyanın Havza Kadastro Mahkemesinin 2013/24 Esasına kaydedildiği ve yargılamaya bu esas üzerinden devam edilerek, incelenen kararın verildiği anlaşılmıştır. 1. Davacı ... İdaresi vekili ve müdahil-davalı ... vekilinin dava konusu 2 16... ve 2 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava, 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanun'la değişik 4 üncü maddesi gereğince yapılan orman kadastrosuna itiraz davası olup, Orman İdaresi tarafından kısmı ilân süresi içinde henüz dava konusu taşınmazlar için kadastro tutanağı düzenlenmeden açılmıştır. Arazi kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazların kısmi ilân süresi içinde açılan davada davalı oldukları atlanarak zilyetler adına tespit yapılmışsa da; bu tespitin hukuki anlamda bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu sebeple dava konusu taşınmazlara ilişkin, 3402 sayılı Kanun'un 27... inci maddelerine göre malik haneleri açık olarak tespit tutanakları düzenlendiği kabul edilip, aynı Kanun'un 30/2 nci maddesi gereğince re'sen inceleme yapılacağı kuşkusuzdur. Ne var ki; dava konusu 2 16... ve 2 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarında tespit maliki olarak belirtilen kişiler davada yer almadan karar verilmiştir. O halde; dava konusu taşınmazların tespit maliklerine dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmek suretiyle yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, anılan kişilerden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve akabinde işin esasına girilip toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. 2. Davacı ... İdaresi vekili ve müdahil-davalı ... vekilinin diğer taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yönünden; a. Davacı ... İdaresi vekilinin tüm, müdahil-davalı ... vekilinin orman yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin tüm, müdahil-davalı ... vekilinin taşınmazların orman vasfında olduğuna yönelik temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. b. Müdahil-davalı ... vekilinin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisaba ilişkin temyiz itirazlarına gelince; eldeki davada taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 27... inci maddelerine göre malik haneleri açık olarak tespit tutanakları düzenlendiği kabul edilip, aynı Kanun'un 30/2 nci maddesi gereğince re'sen inceleme yapılacağı açıktır. Ancak İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırma sonucunda orman olduğu belirlenen taşınmaz ve taşınmaz bölümleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi yerinde ise de, orman olmadığı belirlenen taşınmazlar yönünden zilyetlikle kazanım şartları değerlendirilmeden ve sınırında çay ve dere olan taşınmazlar yönünden taşınmazların dere/çay yatağından kazanılıp kazanılmadığı, derenin/çayın etkisi altında kalıp kalmadığı hususunda araştırma yapılmadan tespit gibi tesciline karar verilmesi isabetli olmamıştır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre aktarılan dava ve tespit tarihi olan 2007 yılından 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı taktirde bulunan tüm hava fotoğrafları getirtilerek) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan taşınmazların bulunduğu yerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi, jeolog bilirkişisi ve ziraatçi bilirkişisi ile taşınmaz başında Mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı ve 2007 yılından geriye doğru 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesindeki zilyetlikle kazanım şartları araştırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, sınırlarında dere, çay sınırı bulunan dava konusu taşınmazların dere/çayın taşkınına maruz kalıp kalmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; zilyetlik araştırmasında önceki keşiflerde alınan beyanlarından da yararlanılmalı; komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazların niteliklerinin ve zilyetlik durumlarının değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı, fen bilirkişisinden, dava konusu taşınmazların geçmişteki ve kadastro sınırlarındaki değişmelerini irdeleyen, taşınmazların sınırında ve üzerinde kalan dere, yol vs. sınırlarını gösteren, somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita/kroki hazırlaması istenilmeli, jeolog bilirkişisinden, taşınmazların önceki ve halihazırdaki niteliğinin ne olduğu, dere/çay yatağından kazanılıp kazanılmadığı, derenin/çayın etkisi altında kalıp kalmadığı, derenin/çayın taşkın riski taşıyıp taşımadığı, taşınmazların jeolojik yönden zilyetlikle iktisap edilmeye olanaklı yerlerden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; ziraatçi bilirkişisinden, taşınmazların tamamının veya bir kısmının zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu açıklayan, zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini somut verilerle ortaya koyan, taşınmazların komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini açıklayan, önceki keşiflerde alınan ziraatçi bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, ayrıca taşınmazların komşu parsellerle arasındaki sınırları gösterir şekilde, mümkün olduğunca farklı yön, açı ve yükseklikten fotoğrafları çektirilerek, fotoğrafların taşınmazların hangi kısmına ait olduğunun açıklanması ve fen bilirkişisinin yardımı ile dava konusu taşınmaza komşu parsellerin sınırlarının fotoğraflar üzerinde gösterilmesinin istenmesi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenmesi istenmelidir. Bu şekilde yapılacak değerlendirme sonucunda, şahıslar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenerek ve 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, aynı çalışma alanında, zilyetlik yoluyla belgesizden, sulu arazide 40, kuru arazide ise 100 dönüm taşınmaz edinilebileceği hususlarının da üzerinde durularak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. 3. Öte yandan; davanın, 1 01... parsele yönelik kısmi ilân süresi içinde açıldığı ve bu parselin bitişiğindeki bir kısım yerin de orman olduğu iddiasına dayandığı, dolayısıyla orman olarak tespit edilen 1 01... numaralı parselin dava konusu olmadığı ve yine dosyanın safahati dikkate alındığında 1 76... parselin de dava konusu olmadığı açık olup; tutanak asıllarının olağan usullere göre kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmemesi de doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davacı ... İdaresi vekili ve müdahil-davalı ... vekilinin; (2-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle müdahil-davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2-a) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davacı ... İdaresi vekili ile müdahil-davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/391, K. 2025/5982, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-391-e-2025-5982-k-46f9b4aca152