Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3898 E. 2025/6898 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3898
Karar No
2025/6898
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1544 E., 2025/167 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/375 E., 2024/258 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili 19 ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 63... parsel sayılı 4.527,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine "bu parsel üzerindeki tek katlı kargir ev ... oğlu ... 'a aittir. Şagillerinin ise ... mirasçıları ... evlatları ... ve arkadaşlarının olduğu" şerhi yazılarak hükmen Hazine adına tescil edildikten sonra 6292 sayılı Kanun gereği çeşitli tarihlerde satış suretiyle 1/12 payı ... adına, bir kısım payların ise ... ve arkadaşları adına tapuya kayden intikal ettirilmiş, taşınmazın kalan 6226029/ 1...0 payı ise Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacının dava konusu 63... parsel sayılı taşınmazda yer alan 377,28 metrekarelik kısmını uzun yıllar tarımsal faaliyetler için kullandığını, 15.03.2021 tarihinde yapılan kadastro tespitinde taşınmazın sehven davalı adına tescil edildiğini, davalının taşınmazda zilyetliğinin bulunmadığını, davacının taşınmazı 60 yıldır kullandığını belirterek, taşınmazın zilyetliğinin davacı adına tespitine ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın babasından kendisine ve diğer hissedarlara intikal ettiğini, dava konusu taşınmazın 2/B kapsamında olduğunu ve kendisinin bu taşınmazın tapusunu 10 sene önce satın aldığını, dava konusu taşınmazda davacının tarımsal faaliyetinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmazın öncesinde davacı ve davalının babalarına ait olduğu tüm çelişkilerden uzak şekilde beyanların irdelenmesi neticesinde tespit edilmiştir. Bu taşınmaz babalarına da satın almak suretiyle geçmiş olup o dönemde tapu kaydı olmadığından beyanlara itibar edilmiştir. Mahkeme gözleminde tespit edilen bir durum da tarafların babalarının taşınmazlarını fiilen erkek çocukları arasında paylaştırdığıdır. Bu paylaşım neticesinde her bir taşınmaza (dava konusu taşınmazlar) bir çocuğun zilyet olduğu, burayı ekip biçtiği ve tasarrufta bulunduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı vekili keşif esnasında tanık ve mahalli bilirkişilere kız çocuklarından mal kaçırmaya ilişkin bir durumun varlığını araştırır şekilde sorular sormuş ise de bu başka bir davanın konusu olup, muvazaa ve tenkise ilişkin olmayan bu davada araştırılması gerekli bulunmamıştır. Dava konusu taşınmaz ise tüm beyanların sentezi neticesinde davacı tarafından ekilip biçilen bir taşınmaz olarak kullanıldığı tespit edilmiştir" gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ili 19 ... ilçesi ... Mahallesi 63... parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı hisselerine ilişkin tapu kaydının iptali ile, davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği tartışmasızdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 2016/13997 Esas ve 2019/6689 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere kadastro tutanağında zilyet olunduğuna dair şerhler açıklama niteliğinde olması nedeniyle, zilyetliğin tespitine ilişkin açılan davalarda hukuki yarar bulunmadığı gibi çekişmeli taşınmazların tespit tarihi 20.12.1994 olup, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu md.12/3'te düzenlenen on yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığı" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadastro tespitinin 20.12.1994 tarihinde değil, 15.03.2021 tarihinde kesinleştiğini, davanın Hazineye yöneltilmediğini, bu nedenle Hazinenin hak sahibi olduğu 20.12.1994 tarihinin dikkate alınmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaza yönelik kadastro işlemlerinin 15.03.2021 tarihinde yapıldığını ve güncelleme çalışmaları sırasında taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, bu durumun tapu kaydı ile de tespit edileceğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık 6292 sayılı kanun gereği davalı adına satışı yapılan taşınmazın tapu kaydının iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacıdan alınan 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3898, K. 2025/6898, T. 24.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3898-e-2025-6898-k-b80c4301b34c