Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3666 E. 2026/1201 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3666
- Karar No
- 2026/1201
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1517 E., 2025/319 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sinop 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/279 E., 2024/187 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 1201 parsel sayılı 11.390,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 13... parsel numrasıyla 10.893,45 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1204 parsel sayılı 9.240,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 13... parsel numarasıyla 9.944,91 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 1558 parsel sayılı 17.826,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 13... parsel numarasıyla 9.845,31 metrekare yüzölçümlü olarak ve davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1560 parsel sayılı 7.520,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise yeni 1 13... parsel numarasıyla 7.097,31 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı dava dilekçesinde; kendisi ve vasisi olduğu babası ..'un .. ili .. ilçe .. köyü 1 13... numaralı parsel de tapuya kayıtlı taşınmazın malikleri olduğunu, babası ..'a Sinop Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.09.2017 tarihli ve 2017/706 Esas, 2017/804 Karar sayılı kararı ile vasi olarak atandığını, Sinop Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.04.2019 tarihli ve 2019/179 Esas, 2019/386 Karar sayılı kararı ile işbu tapu iptali ve tescil davasını açmak için izin verildiğini, yenileme çalışmaları sırasında taşınmazın sınırlarının değiştiğini ve taşınmazın bir kısmının komşu taşınmaz sınırları içine dahil edildiğini ileri sürerek, .. ili .. ilçe .. köyünde bulunan 1 13... , 14... parsel sayılı taşınmazların keşif esnasında belirlenecek kısımlarının adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının açmış olduğu davanın usul ve esas bakımından yersiz olduğunu, kadastro çalışmaları yapılırken müvekkillerine herhangi bir konuda danışılmadığını ve bilgi alınmadığını, davacının ilgili kadastro tutanaklarına 30 gün süreyle ilan edilmesine rağmen herhangi bir itirazda bulunmadığını, davacının iddia ettiği kadar bir arazi kaybının olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''dava konusunun .. ili .. ilçesi .. köyü 1 13... parsel (eski:1201 parsel) sayılı taşınmaza ilişkin olduğunun yapılan keşifte belirlendiği, 22.01.2024 tarihli teknik bilirkişi raporunda tespit edildiği, dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosunda tespit edilen dava konusu sınırlarının hem günümüzdeki fiili kullanım sınırları hem de eski tarihli hava fotoğrafında tespit edilen fiili kullanım sınırları ile uyumlu olduğunun tespit edildiği, dava konusu taşınmazların ihtilaf konusu müşterek sınırlarındaki 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereği yapılan tespitlerin ilgili kanun ve yönetmeliklere uygun olduğu, herhangi bir hata bulunmadığı, tescil edilen sınırların ve sınır tiplerinin doğru sınırlar olduğu'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''keşif ve uygulama sonucunda alınan harita bilirkişi heyet raporları ile tesis kadastrosu öncesinde ve buna en yakın hava fotoğrafları ile güncel ortofoto ve uydu görüntülerinde, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu ile tespiti yapılan sınırların, ilk tesis kadastrosundan beri dava konusu taşınmazların kullanım sınırları ve hava fotoğrafları ile uyumlu olduğu, ilk tesis kadastrosundan beri taşınmazların kullanım sınırlarının değişmediği, ilk tesis kadastrosu tespiti esnasında sınırların hatalı tespit edildiği, 22/2-a uygulaması ile bu hatanın düzeltildiği'' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan raporların hatalı olduğunu, bir kısım mahalli bilirkişinin tarafsızlığının da sağlanmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime ve somut olay gerçeğine uygun olmayıp uygulama kadastrosuna ilişkin itiraz davalarında aranan nitelikleri de sağlamadığını, mahalli bilirkişisi ..'ın beyanının raporda dikkate alınmadığını, tüm bilirkişiler aynı ifadeyi vermiş ve aynı sınırı göstermiş gibi rapor hazırlandığını, Bölge Adliye Mahkemesinin ilk ortadan kaldırma kararında açıkça, tel çitin her zaman değişmesi mümkün olan bir sınır olduğu belirtilmiş olup, itiraz konusu raporlarda bu tel çitin esas alındığı, mahalli bilirkişi tarafından sınırlarda eskiden beri taş ve ağaçların bulunduğunun açıkça dile getirildiğini, dava konusu taşınmazların arasında sabit sınır var ise uygulama kadastrosu sırasında bu sabit sınırın esas alınıp alınmadığının araştırılmadığını, sabit sınır yok ise dava konusu taşınmazların teknik belgelerinde hata olup olmadığının değerlendirilmediğini, davacıya ait taşınmazda 22/2-a uygulaması sonucunda yüzölçümünün 486,45 metrekare azaldığının belirlendiğini, bu farklılığın yanılma (tecviz) sınırı içerisinde olmadığı hususunun açık olduğunu, yargılamanın eksik yapıldığını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.