Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2369 E. 2025/6919 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2369
- Karar No
- 2025/6919
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1830 Esas., 2024/688 Karar. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2005/257 Esas., 2024/1 Karar.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-davalı Hazine vekili ve bir kısım müdahiller tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro çalışmaları sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 84... parsel sayılı ve 52.751,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, mera vasfıyla sınırlandırılmıştır. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyü ... mezrasında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 1 84... numaralı parselin ... köyü tüzel kişiliği adına mera olarak tespitinin yapıldığını, dava konusu taşınmazın 1963 yılında yapılan toprak tevzii çalışmaları sonucunda 53 numaralı toprak tevzii komisyonunca 47 55... parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydı kapsamında bulunduğunu, numara sırası 708'de Hazine adına kayıtlı olan 13 parsel sayılı taşınmazın belirtme tutanağında 6 belirtme numarasıyla gösterildiğini, ... köyü ... mezrasında faaliyet gösteren Kadastro Komisyonu tarafından 1963 yılından oluşturulan Hazine tapusu dikkate alınmadan dava konusu parselin mera olarak tespit edildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına sulu tarla vasfıyla tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen 2020/2 Esas sayılı dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü ... mezrasında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde 1 84... sayılı parselin müvekkiline taksim sonucunda kaldığını, müvekkili ve murislerinin zilyetliklerinin eklemeli zilyetlikle nizasız ve fasılasız 80-90 yıldır devam ettiğini, 1 84... parsel sayılı taşınmazın yapılan tespitinin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... köyü Tüzel Kişiliği cevap dilekçesinde; ... köyü ... mezrasında bulunan dava konusu taşınmazın köyün kuruluşundan günümüze kadar köy merası olarak kallanıldığını, hiçbir zaman davacı Hazinenin zilliyetinde olmadığını, tasarruf etmediğini, hiçbir zaman Devlettin hüküm ve tasarrufu altında bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen hususların asılsız ve yerinde olmadığını belirterek haksız ve hukuka aykırı olan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''davacı ve asli müdahillerin mahalli bilirkişilerin beyanları haricinde zilyetliklerini ispatlayacak başka bir delil sunamadıkları, taşınmazın üç sınırının sabit sınırlardan oluşmadığı, komşusundaki bulunan parseller ile arasında ayırıcı bir unsur olmadığı, taşınmazın imar ihya çalışmalarının tamamlanmadığını, dava konusu parsel ile taşınmaza komşu olan mera parseli arasında sürüm izlerine bağlı farklılık oluştuğu, biçme faaliyetine bağlı oluşan sınırın, ayırıcı bir sınır olarak kabule yeterli olmayacağı, 1 84... numaralı mera parseli ve 1 84... numaralı mera parselinin dava konusu taşınmazı iki yönü itibariyle çevrelediği, 1963 yılında yapılan toprak tevzi komisyon çalışmalarında kadastro tutanağının arka tarafında mera vasfına haiz olan yerlerden olduğu bilgisi yazılmak ile beraber toprak tevzi komisyonunun hangi parsel içerisinde kaldığının yazılmadığı, toprak tevzi komisyon parselinin tespitinin yapılamadığı, Kadastro Kanunu'nun 46. maddesi hükümlerinin dava konusu taşınmaz için uygulanamadığı, davacı ve asli müdahillerin davasını kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandırdığı, Kadastro Kanunun 14... . maddesindeki zamanaşımı süresi ve imar ihya olgusunun beraber sağlanmasının gerektiği, dava dosyasında tesis kadastrosunun 2005 yılında yapıldığı, zilyetlik süresinin kadastro çalışmalarının evveli olacak şekilde 20 yıllık nizasız fasılasız olarak doldurulamadığı, hava fotoğraflarının incelenmesinde taşınmazın üç sınırının sabit olmadığı, imar ihyasının yapılmadığı, 1988 tarihli hava fotoğrafında yalnızca taşınmazın üzerindeki otların biçenek olarak kullanıldığı, biçme faaliyetinin yer yer ot biçme şeklinde olduğu, imar-ihya çalışmalarının tamamlanmadığı, taşınmazın keşifte Mahkemece yapılan gözleminde ve mahalli bilirkişilerin beyanlarıyla sulu tarıma elverişli olmadığı, taşınmazın tarla vasfında olmadığı, mera parseli olan 1 84... numaralı parselin meradan açma olarak kullanıldığı, Devlettin hüküm ve tasarrufu altında zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan nitelikte olan mera parsellerden olduğu, taşınmazın mera vasfının yitirmediği'' gerekçesiyle, asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı davalı Hazine vekili ve bir kısım müdahiller tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''1963-68-88 tarihli hava fotoğraflarında taşınmaz sınırlarının belirgin olmadığı, ekim sürüm yapılmadığı, taşınmazın iki yanının mera parseli ile çevirili olduğu, dava konusu taşınmazın komşu mera parseli ile bir bütünlük arz ettiği, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağı, Hazinenin taşınmazın niteliği yönünden iddiasını ispatlayamadığı, asli müdahillerin mülk edinme koşullarının oluştuğunu ispatlayamadıkları '' belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asli müdahiller temyiz dilekçesinde; mahalli bilirkişi beyanları ve Mahkeme gözlemi, taşınmazın ...-... karayolunun hemen bitişinde olduğunu, eğimin az olduğunu, şehir merkezine çok yakın olduğunu, yapı yapmaya uygun hale getirildiği hususlarının bütün olarak ele alındığında taşınmazın mera vasfında olmadığının anlaşılacağını, mülkiyet hakkına dayalı taleplerinin reddine ilişkin kısmın açıkça mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğurduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davacı-davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda yeniden keşif yapılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl zilyet edilmeye başlandığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğünü, asli müdahillerin dayandığı tapu kaydındaki maliklerin asli müdahillerle ilişkisinin ne olduğu hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması gerektiğini, davacıların taşınmaz üzerindeki zilyetliği ve zilyetliğin dava tarihine kadar terk edilmeden davasız ve aralıksız olarak sürdüğünü ispat etmeleri gerektiğini, beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın, mera olup olmadığı taşınmaz üzerinde birleşen dosya davacısı ve asli müdahil lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı-davalı Hazine vekili ve bir kısım müdahillerin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Asli müdahillerin yatırmış olduğu 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.