Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2303 E. 2025/6893 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2303
- Karar No
- 2025/6893
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/367 E., 2024/1654 K.
Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2019 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 88 parsel sayılı 5.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 05... parsel numarasıyla ve 7.881,70 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş; 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında ise 1 05... parsel sayılı 91.789,55 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyünde mülkiyeti davalıya ait olan 1 05... parsel nolu taşınmazla ilgili yapılan kadastro çalışmaları neticesinde dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve Hazine adına tescil edilen 1 05... parsele doğru genişletilerek yüzölçümünün artırıldığını belirterek, kadastro yenileme tutanaklarının iptali ile 1 05... parselde artırılan kısmın 1 05... sayılı Hazine parseline eklenerek tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/111 karar sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli 2021/289 Esas, 2022/598 Karar sayılı kararı ile davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, dava konusu 1 05... parsel dışında 1 05... parselle ilgili de hüküm kurulmaması doğru olmadığından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, Hazinenin davasının reddine, eski 88... ada 46 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu gibi tapuya tesciline, 1 05... parsel sayılı taşınmazın başka dosyada davalı bulunmaması halinde 09.01.2020 tarihli komisyon kararı gibi tapuya tesciline, hüküm kesinleştikten sonra dosyanın 3402 sayılı Kanun'un 32/2. maddesi uyarınca ilgili Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 30.11.2022 tarihli ve 2022/6691 Esas, 2022/9577 Karar sayılı ilamıyla; " İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli 1 05... parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu çalışmaları sonucunda oluşturulan sınırlarında, sınırlandırma hatası yapıldığı, 19 70... tarihli hava fotoğraflarına göre taşınmazın sınırlarının değişmediği ve sabit nitelikte olduğu, yenileme çalışmalarında da dava konusu taşınmazın zeminde mevcut ve ilk tesis kadastrosu çalışmalarından bu yana değişmeyen sabit nitelikteki bu sınırlar esas alınarak düzeltildiği ve çalışmalar sonucunda pafta zemin uyumsuzluklarının giderildiği gerekçesi ile karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince ise benzer gerekçe ile işin esasının isabetli olduğu belirtilmişse de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli 1 05... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu sırasında komşu 1 05... parsel sayılı taşınmaz ile ara sınırı, tesis kadastrosu sırasında taşınmazın özellikle doğu sınırının hatalı ölçüldüğü ve parsel sınırlarının güncel zemin durumunu teyit etmediği, 1970 tarihli hava fotoğrafına göre sınırların bu tarihten beri güncel zemin durumu ile kullanıldığı ve değişmediği belirtilerek "sabit sınır" tipinde belirlenmiştir. Mahalli bilirkişiler genel olarak dava konusu 1 05... parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından kullanıldığını belirtmekle beraber, bu taşınmaz ile komşu taşınmazlar arasında sabit nitelikte sınır bulunmadığını beyan etmişlerdir. Mahallinde icra edilen 07.07.2020 tarihli keşif sonucunda dosyaya ibraz edilen teknik bilirkişi raporunda genel olarak, taşınmazın zemin ölçümleri, eski kadastro paftası, teknik evrakları ile 19 70... yıllarına ilişkin hava fotoğraflarının değerlendirilmesi sonucunda, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapıldığı, taşınmazın belirtilen hava fotoğraflarına göre sınırlarının değişmediği, dolayısı ile taşınmazın yüzölçümü farklılılığının hatalı sınırlandırmaya göre alan hesabı yapılmasından ve yenilemede sabit sınırların esas alınmasından kaynaklandığı belirtilmiş, raporun hava fotoğrafı incelemesine ilişkin bölümünde ise 19 55... tarihli hava fotoğraflarına göre sınırlarında sabit nitelikte sınır bulunmayıp, sınırlarının oluşmadığı ve taşınmazın ekili - dikili alan olarak kullanılmadığı belirtilmiştir. Şu halde, mahalli ve tespit bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın sınırlarında sabit nitelikte sınır bulunmadığı bildirildiğine göre, bu beyanlara göre sınırlandırma hatası yapıldığı ortaya konulamadığı gibi, teknik bilirkişi raporu da özellikle hava fotoğrafı incelemesi noktasında çelişkili olup, bu çelişki üzerinde durulmamış, bu kapsamda raporun bir bölümünde 19 70... yıllarına ilişkin hava fotoğraflarının değerlendirilmesi sonucunda, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapıldığı, taşınmazın belirtilen hava fotoğraflarına göre sınırlarının değişmediği belirtildiği halde diğer bölümünde 19 55... tarihli hava fotoğraflarına göre sınırlarında sabit nitelikte sınır bulunmayıp, sınırlarının oluşmadığı belirterek oluşan çelişki giderilmemiş, taşınmazda sınırlandırma hatası yapılıp yapılmadığı, bu nitelikte bir hata mevcut ise bu hususun hangi teknik veriler ile ortaya konulduğu tartışılıp değerlendirilmemiş, çekişmeli taşınmazdaki sınır farklılıklarının nedeni tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmemiştir. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru değildir. Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, bu kapsamda yukarıda açıklanan çelişkiler üzerinde durulmalı, özellikle zirai ve jeolog bilirkişi raporlarında taşınmazın sınırlarında dere olduğunun anlaşılmasına göre hava fotoğraflarında bu derelerin durumu açıklanmalı, taşınmazın sınırlarının hangi sınır tipinde belirlenmesi gerektiği, sınırlandırma hatası yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu hatanın hangi teknik veriler ışığında anlaşıldığı gibi hususlar tartışılıp değerlendirilmeli, bu yolla uygulama kadastrosunun usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı tereddütsüz ortaya konulmalı, bu şekilde yapılan araştırma ve inceleme sonucunda taşınmazların ara sınırının geçerli sınır tipinde belirlenmesi gerektiği, bir diğer ifade ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda "mavi" renk ile işaretlenen sınıra dönülmesi gerektiğinin anlaşılması halinde, somut olayın özelliğine göre taşınmazın uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırları esas alınarak kalan kısmın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca kadastro çalışmasına konu edilmesi karşısında, uygulama kadastrosu ile çekişmeli taşınmaza dahil edildiği anlaşılan kısım yönü (tesis sınırı olarak gösterilen "mavi" renk ile gösterilen sınır ile uygulama sınırı olarak gösterilen "kırmızı" renk ile gösterilen sınır arasında kalan kısım yönü ile) 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmasının tespit tarihi (2020) itibari ile davalı taraf yararına iktisap koşullarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, iktisap koşullarının oluştuğunun anlaşılması halinde de davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteğinin kısmen kabulüne karar verilmesi ve İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması gerekli olup ayrıca tereddüt oluşturacak şekilde davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmasının da doğru olmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1973 yılında kadastro çalışmasının yapıldığı, Mahkemece yapılan keşif sonucunda dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporunda, tesis kadastrosu tarihine yakın tarihli olan 1970 (ayrıca 1955,1972,1984) tarihli hava fotoğrafının incelendiği, bu raporda; ilk tesis kadastrosunun (kuzeydoğu sınırlarında) sınırlandırma hatası yapıldığı, 19 70... tarihli hava fotoğraflarına göre sınırlarının değişmediği, sabit nitelikte olduğu, yüzölçüm artışının hatalı sınırlandırmaya dayalı ölçüm yapılmasından kaynaklandığı, ada raporu ve uygulama tutanağında bildirilen sabit sınırların muhtar ve bilirkişi beyanlarına göre değişmediği, çekişmesiz olarak kullanılan sabit sınır olduğu, bu sınırın yönetmeliğe uygun gösterildiği, yapılan çalışma ile pafta zemin uyuşmazlığının giderildiği, taşınmazda ortaya çıkan 2.681,70 m²'lik artışın ilk tesis kadastrosu sırasında mevcut olan sınırların hatalı sınırlandırma yapılarak paftasına aktarılmasından ve hatalı olarak paftasına aktarılan sınırlar üzerinden yüzölçüm hesaplaması yapılmasından kaynaklandığı, böylelikle yukarıda bahsedilen yüzölçüm yanlışlığının da yapılan çalışma ile düzeltilmiş olduğunun bildirildiği, gerçekten de dosyaya sunulan 1970 tarihli hava fotoğrafında çekişmeli 1 05... parsel sınırının zeminde bulunan ağaçlara kadar olduğunun çıplak gözle dahi izlenebildiği, bu hali ile uygulama kadastrosunda hata bulunmadığı, Mahkemenin vakıa ve hukukî değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle, Hazinenin davasının reddine karar verilmiş işbu karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.