Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2035 E. 2025/4893 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2035
Karar No
2025/4893
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2346 E., 2024/2246 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/197 E., 2024/704 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Dava konusu Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 8195 ada 40 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine; "6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (J) bendi kapsamında ... adına Orman Sayılmayan alanda kalmaktadır. İş bu parsel 2000 yılından beri ... oğlu 1972 doğumlu ...'in kullanımındadır." belirtmesinin yapılmak suretiyle Hazine adına tesbit edilmiş, tespit 26.02.2018 tarihinde kesinleşerek tapu siciline tescil edilmiş, sonrasında, 11.04.2022 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) hükümlerine göre davalı ... ...'e satılarak tapuda tescil edilmiştir.

Davacı vekili, dava konusu 8195 ada 40 parsel sayılı taşınmazın 150 m²lik kısmının davalı ...'e bırakılması karşılığında davalının da kendi kullandığı kısmından aynı şekilde 150 m²lik kısmın müvekkiline devretmesi hususunda anlaştıkları, müvekkilinin anlaşmaya uyarak 150 m²lik devretmesi gereken kısmı davalı ...'e terk ettiği, ancak ...'in müvekkiline devretmesi gereken kısmı terk etmediği, bahse konu yerin 2003 yılından beri müvekkilinin fiili kullanımında olduğunu belirterek, taşınmazın 150 m²lik kısmının müvekkili tarafından kullanıldığının tespiti ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekilleri, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece ilk hükümle, davanın ispatlanamaması nedeni ile reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf teşkili ile eksik inceleme ve araştırma nedeniyle dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında, yeniden yapılan yargılama neticesinde, taşınmaza ait tapu kaydından taşınmazın 6292 sayılı Kanun uyarınca 11.04.2022 tarihinde hazine tarafından davalı ...'e satıldığı anlaşıldığından davacının kullanıma dayanarak açtığı davanın artık dinlenme olanağı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp, 3. şahıs adına tescilinden sonra tapu iptali ve tescil isteğine yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmadığına, dava konusu taşınmazın tamamının yargılama sırasında 6292 sayılı Kanun uyarınca davalıya satılarak tapuda adına tescil edildiğine, davacılar tarafından idari işlem niteliğindeki 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan satış işleminin İdarece geri alındığı ya da idari yargıda iptal edildiğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi davacı tarafça buna yönelik bir iddiada da bulunulmadığına, Dairenin kaldırma kararının satış ile oluşan tapunun sehven görülmemesinden kaynaklandığı ve maddi hata niteliğinde bulunduğu, maddi hatanın kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde olduğu ve kaldırma kararı uyarınca davacı taraf lehine kazanılmış hakkın oluşmayacağına göre istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL davacı tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2035, K. 2025/4893, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2035-e-2025-4893-k-e51d80b1b346