Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1910 E. 2026/170 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1910
Karar No
2026/170
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/70 E., 2022/736 K.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 11.01.2024 tarihli ve 2023/2395 Esas, 2024/125 Karar sayılı ilamı ile temyiz inceleme isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Diyarbakır İli ... İlçesi ... köyü/Mahallesi çalışma alanında 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun (2859 sayılı Kanun) gereğince yapılan yenileme kadastrosu sonucunda, tapuda 2/3 hisse ile ..., 1/3 hisse ile ... adına kayıtlı bulunan eski 29 parsel sayılı 38.200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı parsel numarasıyla ve 35.434,71 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiş; yargılama sırasında kayden satış suretiyle ... ve ... adına tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; yenileme kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği iddiasına dayanarak dava açmış; yargılama sırasında kayden satın alanlar tarafından da dava takip edilmiştir. II.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tapu kaydının tüm dayanakları ile birlikte getirtilmesini, davacının düzeltilmesini talep ettiği isimlerde başka şahısların bulunup bulunmadığının araştırılmasını, nüfus kayıtlarının getirtilmesini, söz konusu nüfus kayıtları incelenerek eğer davacı ... kayıtlarının düzeltilmesini istediği kişinin mirasçısı değilse davanın reddedilmesini, tüm bu araştırmalar neticesinde hala bir kanaat oluşmamış ise tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmasını, bu ilkeler ışığında yapılan inceleme ve araştırma sonucu tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlanmasını, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda belirtildiği üzere Tapu Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasını, sonuç olarak açıklanan sebeplerle; mülkiyet değişikliğine sebebiyet verilmeksizin davanın usul ve yasalara uygun tüm bilgi, belge ve tanıklarla davacı tarafça kanıtlanmasını, davanın kanıtlanamaması ve davacının tapu kayıtlarının düzeltilmesini istediği kişinin mirasçısı olmaması durumunda davanın teddine karar verilmesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.05.2016 tarihli ve 2013/202 Esas, 2016/496 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.11.2019 tarihli ve 2016/13246 Esas, 2019/7205 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece, öncelikle davanın niteliği itibarıyla, yargılama neticesinde verilecek hükümden taşınmazın diğer paydaşlarının da hukukunun etkilenecek olması nedeniyle, çekişmeli taşınmazın davacı dışındaki diğer paydaşının davaya katılımının sağlanması için davacıya süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde aktif dava ehliyetindeki eksikliğin giderilmesinden sonra, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna yöntemine uygun inceleme ve araştırma yaptırıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, jeolog bilirkişi raporu ile fen ve harita mühendisleri bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu halde bu çelişkinin yöntemince giderilmeden karar verildiğini, çelişkili raporlara dayanılarak karar verildiğini, miktar eksikliğinin dere ıslah çalışması ile dere yatağının değiştirilmesinden kaynaklandığının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarında uygulama kadastrosu faaliyetlerinin yöntemine uygun şekilde yapılıp yapılmadığının da denetlenmediğini ve lehe olan mahalli bilirkişi beyanlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 2859 sayılı Kanun'a göre yapılan yenileme kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 11.01.2024 tarihli ve 2023/2395 Esas, 2024/125 Karar sayılı ilamıyla "Gerekçeli kararın davacılar vekiline 31.01.2023 tarihinde usule uygun tebliğ edildiği, tebliğ tarihi ile temyiz tarihi olan 01.04.2023 tarihleri arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük temyiz süresi geçmiş olduğundan temyiz inceleme istemlerinin süre yönünden reddine" karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda tarih ve numarası yazılı Dairemizin ilamının davacılar vekilleri Avukat ...'e 18.03.2024 tarihinde tebliğ edildiği, taraflarca yasal süresi içerisinde karar düzeltme yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle 02.05.2024 tarihinde kesinleştiğine ilişkin "kesinleşme şerhi" verilmiş ise de dosyanın incelenmesinde davacılar vekili olan Avukat ... tarafından Avukatlık Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca Avukat ...'e yetki belgesi verildiği, Avukat ...'in de bu yetki belgesine istinaden davayı takip ettiği; ne var ki Avukat ...'in 18.08.2023 tarihli dilekçesi ile vekillik görevinden istifa ettiğine dair dilekçe sunduğu; buna göre asıl vekilin istifa etmesi ile son bulan vekalet ilişkisinin, bu vekalete dayalı olarak verilen yetki belgesini de menfi yönde etkileyeceği ve tevkil edilen avukatın da vekalet ilişkisine son vereceği kuşkusuzdur. Açıklanan nedenlerle istifa etmiş vekilin yetkilendirdiği avukata yapılan tebligatın ve bu tebligata dayalı olarak yapılan kesinleştirme işleminin usulsüz olduğu açık olup karar düzeltme isteminin süresinde olduğunun kabulü gerektiğinden karar düzeltme itirazlarının esastan incelenmesine karar vermek gerekmiştir. Hükmün temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 11.01.2024 tarihli ve 2023/2395 Esas, 2024/125 Karar sayılı ilamıyla temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiş ise de; "6 Şubat Depremi" sonrasında, 11.02.2023 tarihli Resmi Gazetede 20 sayılı "Deprem Nedeniyle İlan Edilen Olağanüstü Hal Kapsamında Yargıda Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" yayınlanmış ve aynı gün yürürlüğe girmiştir. Adı geçen kararnamenin 2. maddesi ile ile olağanüstü hal ilan edilen illerde, yargı alanında hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler 06.02.2023 (bu tarih dahil) tarihinden itibaren 06.04.2023 (bu tarih dahil) tarihine kadar durdurulmuş olup kararnamenin 2. maddesinin "c" bendinin son cümlesi ile de bu sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı bildirilmiştir. Somut olayda ise; İlk Derece Mahkemesince verilen gerekçeli karar davacılar vekiline 31.01.2023 tarihinde tebliğ edilmiş olup kararın, davacılar vekili tarafından süresi içerisinde 01.04.2023 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmakla; Dairemizce temyiz incelemesi yapılması gerekirken hataen süreden ret kararı verildiği bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından; Dairemizin temyiz dilekçesinin süreden reddine dair 11.01.2024 tarihli ve 2023/2395 Esas, 2024/125 Karar sayılı ilamının kaldırılarak temyiz incelemesi yapılmasına karar vermek gerekmiş olup yapılan değerlendirmede; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1910, K. 2026/170, T. 14.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1910-e-2026-170-k-786c62cff6aa