Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1735 E. 2025/5639 K. – Uygulama Kadastr
Konu: Uygulama Kadastrosuna İtiraz/Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1735
- Karar No
- 2025/5639
- Karar Tarihi
- Konu
- Uygulama Kadastrosuna İtiraz/Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/897 E., 2024/1823 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/23 E., 2022/25 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz/kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 12... parsel sayılı taşınmaz 5304 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile değişik, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunda 16.104,34 metrekare yüzölçümü ile tespit edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkiline ait dava konusu 1 12... parsel sayılı taşınmazın tapuda yüzölçümünün 18.103.45 metrekare olduğunu, yenileme kadastrosu ile 1.999 metrekarelik kısmının 1 12... parsel numaralı taşınmazda tespit edildiğini ileri sürerek, 1 12... parsel numaralı taşınmazın önceki sınırları ve miktarı ile tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Mahallinde yapılan keşif sonrası teknik bilirkişilerce düzenlenen müşterek raporda, ilk tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasının hem ada bazında geniş ölçekte, hem de taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekte hava fotoğrafları üzerinde birbiri ile çakıştırılmış halinin rapora eklendiği ve hava fotoğraflarına ilişkin yapılan değerlendirmede, dava konusu parsellerin dış sınırlarının hava fotoğrafında mevcut olduğu, dava konusu parsellerin ortak yani iç sınırının, hava fotoğraflarında renk farkından dolayı uygulama kadastrosu çalışmaları sonucu oluşan sınır ile uyumlu olduğunun tespit edildiğinin raporda belirtildiği yine raporda, zemindeki sınır ile ilk tesis kadastrosuna ait ve dosya içerisinde de bulunan 1/5000 ölçekli fotogrametrik pafta örneğinde de görünen pafta üzerindeki münhani yani eş yükselti eğri çizgisinin sınır olarak karıştırıldığı tespitine de yer verilerek, dava konusu parseller arasında sabit sınır olarak tespit edilen noktaların yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlendiği ve güncelleme kadastrosu çalışmalarında herhangi bir hata yapılmadığı değerlendirmesinin yapıldığı yine ziraat yüksek mühendisi bilirkişi tarafından da, dava konusu parseller arasındaki sınırların gayet belirgin olduğu, aralarında belirgin bir kot farkının mevcut olduğu ve aralarındaki sınırların sabit kadim sınır olduğu değerlendirmesinin yapıldığı ve rapor ekinde dava konusu taşınmazlara ilişkin fotoğraflara da yer verildiği ve raporda yer verilen değerlendirmelerin rapor ekindeki fotoğraflara da yansıdığı zira parseller arasında belirgin bir kot farkının mevcut olup birinin diğerine göre daha düşük kotta kaldığı yine müşterek sınıra dair zeminde bulunan tel çitin bu kot farkının bulunduğu hizada olduğu ve demir direklerin de görünüm itibarı ile yeni olmadığı ve uzun yıllardır zeminde var olduğu hususunun görünümlerine de yansıdığı, keşif mahallinde beyanlarına başvurulan yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tutanak tanıklarının beyanları değerlendirildiğinde de, beyanların birbiri ile ayrıca dosya içeriği ve bilirkişi raporları ile de uyumlu olduğu zira zeminde bulunan demir direkli tel çitin uzun yıllardır zeminde var olduğu yönünde beyanların birleştiği yine tesis kadastrosuna ait eski paftanın sınırları beyanlarına başvurulan kişilere gösterildiğinde de, birbirleri ile uyumlu beyanlarında, buna dair bilgilerinin olmadığını da beyan ettikleri, açıklanan bu nedenlerden de anlaşılacağı üzere ilk tesis kadastrosunda yapılan sınırlandırmayı destekleyen herhangi bir verinin bulunmadığı, tesis kadastro paftasının zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği, bir diğer ifade ile tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili durumu yansıtmadığı aksine güncelleme kadastrosu çalışmaları neticesinde tespit edilen sınırın, keşif mahallindeki beyanlar, hava fotoğrafları ve denetime elverişli bilirkişi raporları ile örtüştüğü ve toplanan delillerin, güncelleme kadastrosu tespiti sonucu sabit sınırlarla oluşturulan haritayı birebir yansıttığı ve güncelleme kadastrosunda herhangi bir hata yapılmadığı" gerekçeleriyle davanın reddi ile dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyünde kain 1 12... parsel sayılı taşınmaz ile ... ili ... ilçesi ... köyünde kain 1 12... parsel sayılı taşınmazın, güncelleme (uygulama) kadastrosu tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Kararın dayandığı gerekçeye ve yöntemine uygun olarak yapılan inceleme sonucunda, harita ve fen bilirkişi tarafından denetime elverişli olarak hazırlanan raporda; dava konusu 1 12... parsel ile 1 12... parsel arasındaki, 27-28-31-35-42-46-52-57-64- ... nolu köşe kırık noktaları arasının sabit sınır olarak tespitinin, yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlendiği, sabit sınır olarak belirlenen kısmın, mahalli bilirkişi ve tutanak bilirkişilerinin beyanlarına göre, zemindeki sınır üzerindeki keşif gününde görülen tel çit ile ilk tesis kadastrosunda davaya konu olan sınır belirlenirken dava dosyası içerisinde bulunan 1/5000 ölçekli fotogrametrik pafta örneğinde de görüldüğü üzere, pafta üzerinde bulunan münhani (eş yükselti eğri çizgisi) ile sınır olarak karıştırıldığı, 1/5000 ölçekli fotogrametrik pafta üzerinde eş yükselti eğri çizgisinin kazıntı yapıldığı ve kadastro güncelleme ekibince sabit sınır olarak alınan sınır ile uyumlu olduğu ve sınırın görünümüne göre sabit sınır tipinde olduğu ve yapılan 22/2-a uygulamasının yönetmeliğe uygun olduğunun belirlenmesi sonucunda, verilen kararda usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı" gerekçeleri ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yapılan uygulama kadastrosunun kesinleşmiş tapu kaydına aykırı olduğunu, daha önce tescil edilen taşınmazlar için yeniden kadastro tespiti yapılamayacağını, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif esnasında taşınmazlar arasındaki sınırın tel çit gibi geçici işaretlere göre belirlendiğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini beyan etmiştir. Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL davacı tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.