Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6733 E. 2026/2280 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6733
Karar No
2026/2280
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2007/394 E., 2024/121 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve ... vekili, Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 99... parsel sayılı 4.446,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 50... tahrir numaralı vergi kayıtlarıyla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/346 esasında davalı olduğu belirtilerek malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 28.09.1945 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile 2003 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uygulamalarına esas olmak üzere aynı Kanun'un 4. maddesine göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmakta olup, 2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 1 98... parsel sayılı 2.383,23 metrekare yüzölçümlü taşınmazın kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...'in kullanımında olduğu" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ..., zilyetliğinde bulunan ve üzerine alabalık üretim tesisi kurarak kullandığı 30 dönüm miktarındaki taşınmazla ilgili, kendisini haksız olarak kaymakamlığa şikayet ederek 2003/ 15... sayılı men kararlarını aldıran ... ve ... ile ... aleyhine, zilyetliğe vaki el atmanın önlenmesi istemine ilişkin ayrı ayrı açmış, Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/3 45... /346 esaslar yönünden görülen davalar, dava değerleri gözetilerek görevsizlik kararı verilmek suretiyle Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş; bilahare Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında ise, dava konusu taşınmazın bulunduğu yer hakkında 1 99... sayılı parsel tutanağı düzenlendiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dava dosyaları Kadastro Mahkemesine aktarıldıktan sonra her iki dava dosyası birleştirilerek Kadastro Mahkemesinin 2004/41 Esasına kaydedilmiştir. II. CEVAP Davalılar davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.04.2006 tarihli ve 2004/22 Esas, 2006/49 Karar sayılı kararı ile davacı ...'in ... ile ...'e yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle, orman kadastrosuna itiraz ile 1 99... sayılı parsele ilişkin davanın reddine, 1 99... sayılı parselin ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.12.2006 tarihli ve 2006/15594 Esas, 2006/18328 Karar sayılı ilamıyla "2 43... parsel sayılı taşınmazın içinde bulunan ve (A), (B) ve (C) ile gösterilen toplam 17909 m² yüzölçümündeki dava konusu taşınmazın 1945 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunduğu gibi, halen de 100-120 yaşlarında kızılçam ağaçları ile kaplı zilyetlikle kazanılmayacak yerlerden olduğu belirlenerek davacı ...'in 1945 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu’na (3116 sayılı Kanun) göre yapılan orman tahdidinin aplikasyonuna itiraza ilişkin davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak 2 43... sayılı parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilli olduğundan, yeniden tescil kararı verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının 2. bendinin sonuna gelmek üzere, " dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu 2 43... sayılı parselin ... ve ... Devlet Ormanı niteliğinde ve 58007130,87 m² yüzölçümünde Hazine adına tapuya tescilli olduğu anlaşıldığından, yeniden tescil kararı verilmesine yer olmadığına" cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.'nın 438/7. maddelerine göre düzeltilmiş bu şekliyle onanmasına, Davacı ... ve davalı Hazinenin 1 99... sayılı parsele ilişkin temyiz itirazları yönünden ise, 1 99... sayılı taşınmazın, Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/346 Esasında açılan elatmanın önlenmesi davanın konusu olduğu gerekçesiyle malik hanesi boş bırakılmak suretiyle kadastro mahkemesine gönderildiğinden 3402 sayılı Kanun'un 5, 11, 25, 27... . maddeleri çerçevesinde tarafların gösterecekleri tüm kanıtlar toplanarak, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince mahkemece lüzum görülen diğer deliller de toplanmak suretiyle taşınmazın gerçek hak sahibi adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş; bilahare, davalı Hazine vekili ve davacı ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.06.2007 tarihli ve 2007/6066 Esas, 2007/7436 Karar sayılı ilamıyla, "1- Davacı ... vekili’nin karar düzeltme istemi yönünden, incelenen dosya kapsamına, toplanan kanıtlara, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, 2 43... parsel sayılı taşınmazın içinde bulunan ve (A), (B) ve (C) ile gösterilen toplam 17909 m² yüzölçümündeki dava konusu taşınmazın 1945 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı içinde olduğu gibi, halen de 100-120 yaşlarında kızılçam ağaçları ile kaplı zilyetlikle kazanılmayacak yerlerden olduğu belirlenerek davacı ...'in 1945 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahdidinin aplikasyonuna itiraza ilişkin davasının reddine karar verilmesinde ve dairece (2 43... sayılı parselin Hazine adına tapuya tescilli olduğu anlaşıldığından, yeniden tescil kararı verilmesine yer olmadığına" cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilerek onanmasına ve yine, 1 99... sayılı parsele ilişkin mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli görülmeyerek, sulh hukuk mahkemesinin 2003/346 Esasında açılan el atmanın önlenmesi davasının konusu olduğu gerekçesiyle malik hanesi boş bırakılmak suretiyle kadastro mahkemesine gönderildiğinden 3402 sayılı Kanun'un 5, 11, 25, 27... . maddeleri çerçevesinde tarafların gösterecekleri tüm kanıtlar toplanarak, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince mahkemece lüzum görülen diğer deliller de toplanmak suretiyle taşınmazın gerçek hak sahibi adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiğinden yerel Mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; davacı ..., zilyetliğinde bulunan ve üzerine alabalık üretim tesisi kurarak kullandığı 30 dönüm miktarındaki taşınmazla ilgili, kendisini haksız olarak kaymakamlığa şikayet ederek 2003/ 15... sayılı men kararlarını aldıran, ... ve ... ile ... Köyü Tüzelkişiliği aleyhine, zilyetliğe vaki el atmanın önlenmesi istemine ilişkin ayrı ayrı açtığı davalarda yapılan yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer hakkında 1 99... sayılı parsel tutanağı düzenlendiğinden bahisle, görevsizlik kararı verilerek, Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve her iki dava birleştirilerek Kadastro Mahkemesinin 2004/41 Esasına kaydedilmiş olup, davacının davasına konu olan üzerine alabalık üretim tesisi kurarak kullandığı 30 dönüm miktarındaki taşınmazın kadastro paftasındaki kapsamı tam olarak belirlenmemiş ve dava edilen yerin ... köyü, 1 99... parsel ve 2 43... parselin (A), (B) ve (C) ile gösterilen toplam 17909 m² yüzölçümündeki bölümleri olduğu düşünülerek yargılama yapılmıştır. Oysa davacı, zilyetliğe vaki el atmanın önlenmesi istemine ilişkin açtığı davaların kapsamına ... köyü, 1 98... parsel sayılı taşınmazın da dahil olduğunu iddia ettiğine göre ,eğer kadastrodan önce davacı tarafından açılmış bulunan zilyetliğe vaki el atmanın önlenmesi istemine ilişkin davaların konusu olan ve alabalık üretim tesisi kurarak kullandığını iddia ettiği 30 dönüm miktarındaki taşınmazın kapsamına ... köyü, 1 98... parsel sayılı taşınmaz da dahil olduğu saptanırsa, kadastro sırasında bu taşınmazın maliki belirlenip tutanağı kesinleştirilmiş olsa dahi, bu durum anılan taşınmazın kadastrodan önce davalı olma durumunu değiştirmeyeceğinden ve tutanağının kesinleştirilmesinin yanılgıdan ibaret olduğundan, malik hanesinin de halen açık olduğunun kabulü gerekir. O halde, mahkemece çekişmeli taşınmaz başında yerel ve fen bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılarak, davacı ...’in, zilyetliğinde bulunan ve üzerine alabalık üretim tesisi kurarak kullandığını iddia ettiği, kaymakamlık makamının 2003/ 15... sayılı men kararlarına konu olan taşınmazın kapsamı duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı,men kararlarına konu olan taşınmaza, ... Köyü, 1 98... parsel sayılı taşınmazın da dahil olduğu anlaşıldığı taktirde, tutanağı kesinleştirilmiş olsa dahi, bu durum anılan taşınmazın kadastrodan önce davalı olma durumunu değiştirmeyeceğinden ve tutanağının kesinleştirilmesinin yanılgıdan ibaret olduğundan, malik hanesinin de halen açık olduğunun kabulü ile, 3402 sayılı Kanun'un 5, 11, 25, 27... . maddeleri uyarınca tarafların gösterecekleri tüm kanıtlar toplanarak ve taşınmazın malik hanesinin açık bırakıldığının varsayılacağı göz önünde bulundurularak, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince Mahkemece lüzum görülen diğer delillerde toplanarak, dava konusu 1 98... parsel sayılı taşınmazın gerçek hak sahibi adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir. 2. Davalı Hazine vekili’nin karar düzeltme istemine gelince, yapılan incelemede Dairemizin 26.12.2006 tarihli kararında, lehine karar verilmiş bulunan ve duruşmada avukat ile temsil edilen davalı hazine avukatı lehine ücret taktir edilmemiş olduğu gözlenmiştir. Dairenin, yerel Mahkeme hükmünün, kısmen onanması ve kısmen bozulmasına ilişkin kararı ,hazine lehine olduğuna göre, Hazine lehine avukatlık ücreti taktir olunmaması maddi yanılgı niteliğinde olduğundan, vekalet ücreti takdiri gerekmiştir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1 99... parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporuna ek ölçü krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3.060,68 m² yüzölçümlü kısmının davacı ... tarafından satın alınarak en az 20 yıldan beri malik sıfatıyla kullanıldığı, (B) harfi ile gösterilen 1.385,65 metrekare yüzölçümlü kısmının ise davalı ... tarafından satın alınarak 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla kullanıldığı, bu kısımlar yönünden davacı ve davalı ... bakımından zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, 1 98... parsel sayılı taşınmaz bakımından ise taşınmazın ... tarafından satın alındığı ve uzun yıllardır taşınmaza aralıksız olarak zilyetlik edildiği, davacının usul ve kanuna uygun olarak orman sınırları dışına çıkartılarak kullanım kadastrosu yapılan taşınmazda herhangi bir kullanımının bulunmadığı, men kararlarına konu yerlerin bu taşınmaz kapsamında kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacının davalı ...'e yönelik davasının reddine, davalı ... bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, 26.01.2018 tarihli bilirkişi raporuna ek ölçü krokisinde (A) harfi ve 3.060,68 metrekare yüzölçümü ile gösterilen kısmın ...Mahallesi 1 99... parsel numarası ve tarla vasfı ile davacı ... adına, (B) harfi ve 1.385,65 m² yüzölçümü ile gösterilen kısmın aynı ada son parsel numarası verilerek tarla vasfı ile müteveffa ... mirasçıları adına tapuya tesciline, 1 98... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "İş bu parsel 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartılmıştır. ...ve ...'ten olma, 02.01.1976 doğumlu, 1...4 TC kimlik numaralı ...'in kullanımındadır" şeklinde şerh verilmek suretiyle 2.383,14 m² yüzölçümü ve tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu 1 99... parsel sayılı taşınmazı satın aldığı tarihten itibaren tamamını müvekkilinin kullandığını, bir kısmının davalılar adına tesciline karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalıların taşınmaz ile bir bağının olmadığını, 1 98... parsel sayılı taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkarılan alan olduğunu ve müvekkili tarafından kullanıldığını ve beyanlar hanesine kullanıcı olarak müvekkilinin adının şerh edilmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince icra edilen keşiflerdeki gözlem ve bulguların hatalı olarak takdir edildiğini, 1 99... parsel sayılı taşınmazın davacı tarafla bir ilgisinin bulunmadığını, davacının bunu bilerek batı sınırındaki arkı beton arka çevirdiğini, yapılan keşiflerde yerel bilirkişi beyanlarının yeterince açıklattırılmadığını, keşifteki gözlem ve tespite aykırı bilirkişi raporu hazırlandığını, yerel bilirkişi ve dayanak satış senetlerinde bahsi geçen su iletim borusunun 1 99... parsel sayılı taşınmazın yukarı kısmında yer alan patikada bulunduğunu, bu alanın davacının kullanımında olduğunu, mahalli bilirkişi ve diğer tanıkların beyanlarını zeminde uygulama yapmak suretiyle gözleme almada hataya düşüldüğünü, bu hata sonucu hazırlanan bilirkişi raporunu da hükme dayanak teşkil ederek bütünden hatalı bir karar verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi hükmüne mesnet mahalli ve tespit bilirkişi beyanları ile tanık beyanları davacı tarafın dava konusu taşınmazı malik sıfatı ile zilyet ettiğini şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ispata uygun olmadığını, ayrıca mezkur karara mesnet bilirkişi raporları da davacı tarafın zilyetliğinin ispatı açısından yeterli bulunmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasının talep etmiştir. 4. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman sınır hattına olan konumunu gösterir bilirkişi raporu alınmadığını, fiili durumları itibarıyla orman saha bütünlüğü kadastral çalışmalar ile kesin olarak belirlenmiş olan orman kadastrosu unutulmuş Devlet ormanlarına ilişkin olan tapu kayıtlarının yolsuz tescil olduğunu, dava konusu alanın ezelden beri üzerinde meşcere bulunan saha olduğunu, eksik incelemeye dayalı usul ve kanuna aykırı İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 5. Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın eksik inceleme neticesinde usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik ve yüzeysel olan bilirkişi raporunun esas alındığını, bilirkişi raporuna göre belirlenen alanların gerçeği yansıtmayan bir durumda olduğunu, 1 99... parselin tamamının ... mirasçılarına ait olduğunu, tamamına müvekkillerinin 1972 yılından beri zilyetliğinde olup öncesinde ... ... tarafından zilyet olduğunu, davacının dava dosyasına sunmuş olduğu harici satış senetlerinin müvekkilin arazisini kapsamadığını, ayrıca Kaymakamlığın davacı hakkında men kararı bulunduğunu, keşif sırasında dinlenen tanıklar sınır olan arkı gösterdiklerini ve bu nedenle dava konusu 1 99... parsel sayılı taşınmazın tamamı yönünden müvekkilleri adına mülkiyetine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ve aktarılan dava tarihi itibarıyla taraflar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve ... vekili, Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve ... vekili, Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6733, K. 2026/2280, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6733-e-2026-2280-k-135d316ae053