Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6704 E. 2025/5954 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6704
- Karar No
- 2025/5954
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1981/33 E., 2020/13 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davacı Hazinenin miktar fazlasına yönelik davasının reddine, davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacılar ..., ..., ... ..., ... ..., ... ... ile ... ...'in davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ile ... ...'ın davalarının reddine, müdahil davacılar ..., ..., ... ve ...'in davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili, müdahil davacı ... ile ... vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... mirasçıları vekili, davacı ... ..., davalı ... mirasçıları vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından duruşmasız olarak; davalı ... vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi masraf yatırılmadığından reddedilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
İlk Derece Mahkemesince verilen, kadastro tutanaklarının malik hanelerinin doldurulması için tutanakların kadastro müdürlüğüne gönderilmesine dair önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olan taşınmazlar ile kadastroca malik hanesi boş tutulan tespit tutanaklarındaki parsellerin aynı yerler olup olmadığı hususunun araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... 174, 222, 226, 231, 236, 239, 252, 2 54... numaralı parsellerin tevzi ve tahsis harici kalmış ... 1957 tarihli tapu kayıtlarına istinaden Hazine adına tahdidinin yapılmış olduğu, yine 166, 177, 184, 192, 193, 194, 195, 200, 214, 219, 221, 227, 241, 248, 2 63... numaralı parsellerin ... 1957 tarihli tapu kayıtlarına istinaden 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'nun (4753 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca davalılara tevzi ve tahsis edildiği, tevzi ve tahsis harici bırakılan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı koşullarını sağlayan davalılar adına, ... 1957 tarihli tapu kayıtlarına istinaden 4753 sayılı Kanun'un hükümleri uyarınca davalılara tevzi ve tahsis edilen taşınmazların ise adlarına tevzi ve tahsis edilen davalılar adına tescil edilmesi, dava konusu taşınmazlarda davalılara tevzi ve tahsisi yapılan taşınmazların ibraz edilen 1937 tarihli tahrir kayıtlarının tanzim tarihi ile toprak tevzi komisyonunca davalı Hazine adına senetsizden tescili yapılan tapu kayıtlarının tesis tarihi arasında 20 yılı aşkın süre olması sebebi ile belirtilen zilyetlikle edinebilecek miktarların limitini aşan kısımlarla ilgili vergi kayıtlarının sınırları itibarı ile tevzi ve tahsis edilen taşınmazları kapsamakta ise de vergi kayıt malikleri ile zilyet olan şahısların 4753 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca kamulaştırmadaki esaslara göre bedel talebi ile İdareye başvurmakta muhtariyetlerine karar verilmesi, kadastro tespit tarihinden sonra muhtelif noterliklerde ve harici satın almalar dolaysı ile yapılan pay devirlerinin kadastro tespitinden sonra meydana gelmesi nedeni ile mahkemenin yetkisi dışında olduğu, bu nedenle kadastro tespitinden sonra yapılan pay satışları hakkında mahkememizin görevsizliğine karar verilmesi ve dosyanın kesinleşmesinden yetkili ve görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmaya yetki verilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle, davacı Hazinenin miktar fazlasına yönelik davasının reddine, davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacılar ..., ..., ... ..., ... ..., ... ... ile ... ...'in davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ile ... ...'ın davalarının reddine, müdahil davacılar ..., ..., ... ile ...'in davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, müdahil davacı ... ile ... vekili, davacı ... ile arkadaşları vekili, davacı ... mirasçıları vekili, davalı ... vekili, müdahil davacı ... ..., davalı ... mirasçıları vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. 1. Dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dahili davalı ... vekili Avukat ...'ın aynı zamanda ... ve arkadaşları vekili olduğu, gerekçeli kararın ... ile diğerleri vekili olarak Avukat ...'a 27.07.2020 tarihinde elektronik ileti ile tebliğ edildiği, tebliğ tarihi ile temyiz tarihi olan 21.02.2024 tarihleri arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük temyiz süresi geçmiş olduğu anlaşıldığından, temyiz inceleme isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı Hazine vekilinin dava konusu ... ili ... ilçesi ... (...) Mahallesi 177, 2 00... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre ve ... 1957 tarihli toprak tevzi tapularının tedavülü olan Ekim 1957 tarihli tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uyduğunun ve tapu malikleri adına tapuya tescile karar verildiğinin anlaşılmasına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında, dava konusu taşınmazlara ilişkin karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. Davacı Hazine vekilinin dava konusu 2 55... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı Hazine vekilinin bu taşınmazlara ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Davalı ... oğlu ... mirasçıları vekilinin dava konusu 255 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında, tereddüt oluşturmayacak şekilde ve dava konusu taşınmazın tamamı hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorundadır. Aksi hal, hükmün icrası sırasında, şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur. İlk Derece Mahkemesince, ... 1957 tarihli ... numaralı tapu kaydının tedavülü olan ve kadastro tespit tutanağında belirtilen 10.10.1957 tarihli 138 sıra numaralı tapu kaydında adına tevzi ve tahsis yapılan ...'in babasının isminin "..." olmasına rağmen, hüküm fıkrasının 36. bendinde "... oğlu ..." şeklinde hüküm kurulması, kararın icrası sırasında şüphe ve tereddütlere neden olacağından usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. 5. Davalı ... oğlu ... mirasçıları vekilinin dava konusu 263 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 263 parsel sayılı taşınmazın ... 1957 tarihli tapu kaydına istinaden 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalılar adına tevzi ve tahsis edildiği gerekçesiyle ... mirasçılarından .... oğlu ... adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de verilen bu karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, ... 1957 tarihli 86 numaralı tapu kaydının tedavülü olan ve kadastro tespit tutanağında belirtilen 10.10.1957 tarihli ve 139 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu 263 parsel sayılı taşınmaza uyduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, 10.10.1957 tarihli ve 139 sıra numaralı tapu kaydı malikinin ... oğlu ... olduğu anlaşılmakta olup, davacı ... oğlu ...'ın, dava konusu taşınmaz üzerinde, toprak tevzi tapusunun oluşum tarihinden geriye doğru en az 20 yıllık zilyetliğinin bulunduğunun, yani 1937 tarihinden itibaren kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarını sağlamış olduğunun anlaşılması durumunda, 4753 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca tapu kaydının oluşum tarihinden önceki zilyetliğe değer verilemeyeceği, zilyetlik iddiasına dayalı mülkiyete yönelik taleplerin Hazineye karşı bedel istemine dönüştüğünün kabul edilmesi gerektiği gözetilerek, dava konusu 263 parsel sayılı taşınmazın tapu maliki adına tespit ve tesciline karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. 6. Dava konusu 174, 194, 214, 221, 222, 226, 231, 239, 252, 254, 2 61... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 174, 222, 226, 239, 252, 2 54... parsel sayılı taşınmazların tevzi ve tahsis harici bırakıldığının kabulü ile keşfen dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilerek kadastro öncesinde taşınmazlarda zilyet olan bir kısım davalılar adına tesciline, 1 94... parsel sayılı taşınmazlarda tespit tarihinden sonra satın alma iddialarının kadastro mahkemesinde dinlenmeyeceğinden müdahil davacı ... ve ... ile ..., ... ... ve ...'in Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmalarına yetkili kılınmalarına, 221 parsel sayılı taşınmazın ... 1957 tarihli tapu kaydına istinaden 4753 sayılı Kanun uyarınca ... oğlu ... adına tevzi ve tahsis edildiği belirtilerek tahsisçinin ölü olması nedeniyle mirasçıları adına, 261 parsel sayılı taşınmazın gerekçe gösterilmeksizin ... 1957 tarihli tapu kaydında adına geçen tahsisçi Adem oğlu ... adına tesciline karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; 1957 tarihli toprak tevzi tapularının dava konusu taşınmazlara uyduğu dosya kapsamıyla sabittir. Ne var ki, toprak tevzi çalışmalarında Hazine adına tescil edilen ve 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca şahıs adına tevzi ve tahsis edilmeyen ya da şahıs adına tevzi ve tahsis edilip de miktar fazlası olan taşınmazlar yönünden yeterli zilyetlik araştırması yapıldığından söz edilemez. Öte yandan; tapulama tarihinden sonra satın alma iddialarının Kadastro Mahkemesince dinlenemeyeceğine ilişkin kabul doğru ise de, bu iddialar yönünden Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, müdahil davacı ... ve ... ile ..., ... ... ve ...'in Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmalarına yetkili kılınmalarına şeklinde hüküm tesis edilmesi isabetsiz olduğu gibi, kadastro mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz istemli dava dosyalarında, davaya konu taşınmazlara ait tutanak aslının / asıllarının bulunması zorunlu olduğu halde, 261 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanak aslı dosya içerisine alınmadan karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, 1957 tarihli toprak tevzi çalışmalarında Hazine adına tescil edilen 174, 222, 226, 239, 252, 2 54... parsel sayılı taşınmazlar yönünden Hazine tapusunun oluşum tarihi olan 1957 yılından, 2 21... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ... 1957 tarihli ve 90 sıra numaralı, 117.000,00 m² yüzölçümlü tapu kaydına göre ... oğlu ... adına tevzi ve tahsis edilen ve 1972 yılında yapılan tapulamada 226.500,00 m² yüzölçümlü olarak tespit edilen 231 parsel sayılı taşınmazın 117.000,00 m²lik kısmı yönünden 1957 yılından, miktar fazlası kısmı için ise dava tarihi olan 1971 yılından; ... 1957 tarihli ve 140 sıra numaralı, 101.000,00 m² yüzölçümlü tapu kaydına göre ... oğlu ... adına tevzi ve tahsis edilen ve 1972 yılında yapılan tapulamada 160.750,00 m² yüzölçümlü olarak tespit edilen 221 parsel sayılı taşınmazın 101.000,00 m²lik kısmı yönünden 1957 yılından, miktar fazlası kısmı için ise dava tarihi olan 1971 yılından 15, 20... yıl öncesine ilişkin en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmeli ve ayrıca dava konusu 261 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanak aslı etraflıca araştırılıp dosya arasına alınmalı, kadastro tutanak aslının bulunamayıp onaylı örneğinin bulunması halinde kadastro tutanağının ihyası için ara kararı ile tutanak örneği ve ekleri kadastro müdürlüğüne gönderilerek mevcut bilgilere göre tutanak düzenlenmesi istenilmeli, bu şekilde dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ... mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında, dava konusu taşınmazların geçmişte ne durumda bulundukları, kime ait oldukları, kimden kime nasıl intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi hakka istinaden kullanıldıkları, davalı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı sorulup saptanmalı; beyanları arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişinden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, dava konusu taşınmazların incelenen 3 adet hava fotoğrafına göre sınırları ve niteliği belirlenmeli, dava konusu taşınmazların üzerindeki zilyetlik durumu memleket haritası ve uydu fotoğrafları ile denetlenmeli; 174 , 222 , 226 , 239 , 252 , 2 54... parsel sayılı taşınmazlar yönünden en az 1937 yılından itibaren kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap koşullarının sağlanıp sağlanmadığı, 226 parsel sayılı taşınmazda özellikle davacı ... ...'ın koşulları sağlamış olması durumunda mirasçısı ... ...'ın keşif mahallinde zilyet edilen yeri açıkça göstermesi sağlanarak ...'ın zilyetliğinde bulunduğu iddia edilen 80... dönüm çelişkisi mahalli bilirkişi beyanları ile keşfen giderilmeli; 231 parsel sayılı taşınmaz yönünden, toprak tevzi tapusu kapsamında kalan 117.000,00 m² için en az 1937 yılından, miktar fazlası için ise en az 1951 yılından itibaren kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap koşullarının sağlanıp sağlanmadığı; 221 parsel sayılı taşınmaz yönünden toprak tevzi tapusu kapsamında kalan 101.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz bölümü yönünden davacı ...'ın en az 1937 yılından itibaren kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap koşullarını sağlayıp sağlamadığı araştırılmalı, koşulları sağlamış ise 4753 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca tapu kaydının oluşum tarihinden önceki zilyetliğe değer verilemeyeceği, zilyetlik iddiasına dayalı mülkiyete yönelik taleplerin Hazineye karşı bedel istemine dönüştüğünün kabul edilmesi gerektiği gözetilmeli; tapu maliki ... oğlu ...'ın 1975 yılında ölümü ile mirasçı olarak eşi ... ile evlatları ... ve ...'i bıraktığı, ...'nin 1977 yılında, ...'ın 2017 yılında, ...'in ise hüküm tarihinden sonra 2021 yılına öldüğü dosyadaki nüfus kayıtlarından anlaşılmakta olup bu durumda ... oğlu ... mirasçılarının da pay alması gerekirken sadece ... mirasçılarına pay verilmesinin doğru olmadığı üzerinde durularak 3402 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca ... oğlu ...'a ait mirasçılık belgesinin temini ile tüm mirasçıları adına miras payları oranında tescil edilmeli; miktar fazlası için ise en az 1951 yılından itibaren kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap koşullarının sağlanıp sağlanmadığı, koşullar sağlanmışsa zilyetliğin kime ait olduğu tespit edilmeli ve sonucuna göre, dava konusu 194 parsel sayılı taşınmaz hakkında tapulama tarihinden sonraki satın alma iddiasına dayanan müdahil davacılar ... ve ... ve 214 parsel sayılı taşınmaz hakkında yine tapulama tarihinden sonraki satın alma iddiasına dayanan müdahil davacılar ... Nafi, ... ... ile ... yönünden, Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilerek bir karar verilmelidir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, dahili davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE, Davacı Hazine vekilinin, dava konusu 177, 2 00... nolu parsellere ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yuarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu taşınmazlar yönünden ONANMASINA, Davacı Hazine vekilinin dava konusu 2 55... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE; Dahili davalı ... oğlu ... mirasçıları vekilinin bu taşınmazlardan 255 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (36) no.lu bendinde yer alan " Semavi " ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine " ... " ifadesinin yazılmasına ve bu parsel hakkındaki hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Dahili davalı ... oğlu ... mirasçıları vekilinin 263 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile bu taşınmaza ilişkin hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yukarıda (6) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, dava konusu 174, 222, 231, 239, 252, 254, 2 61... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik davacı Hazine vekilinin, dava konusu 194 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik müdahil davacı ... ve ...'ın, dava konusu 214 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik müdahil davacı ... ..., ... ... ve ...'in, dava konusu 221 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik davacı Hazine ve davacı ... mirasçıları vekili ile dahili davalı ...'ın, dava konusu 226 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik davacı Hazine ve davacı ... ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile dava konusu 174, 194 , 214, 221, 222, 226, 231, 239, 252, 254, 2 61... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.