Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/64 E. 2026/3860 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/64
- Karar No
- 2026/3860
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/88 E., 2022/15 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Şanlıurfa ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 2 06... parsel sayılı 37.875,00'er m² yüzölçümlü taşınmazlar, zilyedinin ... oğlu ... olduğu ancak herhangi bir kayıt ibraz edememiş olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; tapu kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 206 parsel sayılı taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. 3. Davacılar ... ve ... dava dilekçesinde; tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 208 parsel sayılı taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir. 4. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; 206 parsel sayılı taşınmazda kardeşi ... ile birlikte malik ve zilyet olduğunu ileri sürerek, davaya katılmıştır. 5. Asli müdahiller ..., ... ve... müdahale dilekçesinde; 202, 203, 204, 205, 206, 2 07... parsel sayılı taşınmazlarda babaları ...'in de hakkı olduğunu ileri sürerek, davaya katılmışlardır. 6. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; 202, 203, 204, 205, 206, 2 07... parsel sayılı taşınmazların dede ve babalarından beri 100 yıldır zilyetliklerinde olduğunu ileri sürerek, davaya katılmışlardır. 7. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; 206 parsel sayılı taşınmazı 22.04.2016 tarihinde malik ... ve ...'dan satın aldığını ileri sürerek, davaya katılmıştır. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.08.1991 tarihli ve 1989/5 Esas, 1991/154 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava konusu 202 parsel sayılı taşınmazın ..., 203 parsel sayılı taşınmazın ..., 205 parsel sayılı taşınmazın Mahmut, 206 parsel sayılı taşınmazın davacı ..., 208 parsel sayılı taşınmazın ... adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.06.1994 tarihli ve 1991/17217 Esas, 1994/5599 Karar sayılı ilamıyla davacıların dayandığı tapunun tedavülünde yüzölçümünün 32 dönüm olduğu Mahkemece bu farklılığın nedeninin araştırılması gerektiği, taşınmazın sulu-kuru tarım arazisi vasfında olup olmadığının araştırılması gerektiği ve bir dönümün 919,00 m² olduğunun dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozmadan sonraki yargılama aşamasında İlk Derece Mahkemesince, dava konusu olan 202, 2 03... parsel sayılı taşınmazların tamamının Atatürk Barajı suları altında kalmış olması nedeniyle anılan taşınmazlara ilişkin davayı dosyadan tefrik ederek ayrı esasa kaydetmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların dayandığı tapu kaydının miktarı ile geçerli sayıldığı, miktarının 8 veya 32 dönüm olduğu her iki durumda da kayıt kapsamının dava dışı 202 parsel içerisinde kaldığı, belirtilen bu taşınmazın da Atatürk Barajı suları altında kaldığı, bu taşınmazla ilgili olarak da Mahkememizin 2019/10 Esas, 2020/6 Karar sayılı dosyasında tescil harici bırakılması şeklinde karar verildiği anlaşılmış olması nedeniyle tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, ayrı ayrı tarihlerde yapılan keşifler sonucunda alınan beyanlar doğrultusunda dava konusu taşınmazların dava dışı diğer taşınmazlarla birlikte ... tarafından kullanıldığı, ... mirasçıları tarafından bu taşınmazların mirasçıları tarafından taksim edildiği, tüm mirasçıların hisselerini aldıklarına dair somut, şüpheden uzak bir delil bulunmadığı, aralarındaki taksimin ne şekilde yapıldığı, tüm mirasçıların paylarını aldıklarına dair mahalli bilirkişi ve tanıkların da bilgilerinin bulunmadığı, bunun dışında da herhangi bir delil elde edilemediği, ... mirasçıları lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2 06... parsel sayılı taşınmazların 22.10.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen Atatürk Barajı suları altında kalan sırasıyla 12.095,59 m² ve 9.784,83 m² yüzölçümlü kısımlarının Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yere terkine, bu yer üzerinde müteveffa ... oğlu ... mirasçıları adına mülkiyet hakkı tesisine, terkin edilen kısımlardan geriye kalan (A) harfi ile gösterilen sırasıyla 24.502,86 m² ve 28.384,01 m² yüzölçümlü yerlerin ... oğlu ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; sadece bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, mahalli bilirkişi beyanları arasında çelişkilerin mevcut olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıların dayandığı tapu kaydının taşınmazlara uyup uymadığı kadastro çalışmalarından sonra bir kısmı Atatürk Barajı suları altında kalan dava konusu 2 06... parsel sayılı taşınmazlarda davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 2 06... parsel sayılı taşınmazların T.Sani 302 tarihli ve 159 sıra numaralı kayıt ile K.Sani 327 tarihli 2 95... sıra numaralı kayıtlar ve 07.01.1971 tarihli ve 3 numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı ancak, güney (Cenuben) sınırının cebel okunmakla bu sınırının sabit olmadığı ve kayıt miktarı ile geçerli olacağı, kayıt miktarının dava dışı 202 parsel sayılı taşınmazdan karşılandığı, dava dışı 202 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak da Mahkemenin 2019/10 Esas ve 2020/6 Karar sayılı dosyasında tescil harici bırakılmasına karar verildiği, dava konusu taşınmazlar ile birlikte dava dışı taşınmazların ... tarafından kullanıldığı, ancak ... mirasçıları tarafından bu taşınmazların mirasçıları tarafından taksim edildiği, tüm mirasçıların hisselerini aldıklarına dair somut, şüpheden uzak bir delil bulunmadığı, aralarındaki taksimin ne şekilde yapıldığı, tüm mirasçıların paylarını aldıklarına dair mahalli bilirkişi ve tanıkların bir bilgilerinin bulunmadığı, bunun dışında da herhangi bir delil elde edilemediği anlaşıldığından taşınmazların kök muris ... tarafından intikal ettiğine kanaat getirilmiş olup ... ve mirasçıları tarafından 20 yılı aşkın süreyle arpa, buğday ekmek suretiyle kadastro tespit tarihine kadar zilyetliğin aralıksız ve nizasız olarak sürdürüldüğü anlaşıldığından, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi gereğince taşınmazların müteveffa ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde de öngörüldüğü üzere tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir. Dava konusu 2 06... parsel sayılı taşınmazların muris ... zilyetliğinde olduğu hususunda uyuşmazlık yoktur. Ancak İlk Derece Mahkemesince muris ... adına belgesizden başkaca taşınmaz kazanılıp kazanılmadığı araştırılmadığı gibi dava konusu olup da yargılama sırasında tefrik edilen 2 03... parsel sayılı taşınmazlarla ilgili genel mahkemede mülkiyet hakkına ilişkin dava açılıp açılmadığı, açılmış ise mülkiyetin tespitine karar verilip verilmediği araştırılmamıştır. Öte yandan yine dava konusu olup da yargılama sırasında tefrik edilen 202 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen ve eldeki dosyada hükme esas alınan Mahkemenin 22.01.2020 tarihli ve 2019/10 Esas, 2020/6 Karar sayılı tescil harici bırakılmasına dair kararının Dairemizin 28.12.2023 tarihli ve 2022/2117 Esas, 2023/6863 Karar sayılı ilamı ile "... çekişmeli taşınmazın göl suları altında kaldığı belirlendiğine göre çekişmeli taşınmazda davacının, tespit tarihi itibarıyla, dayandığı tapu kaydı ya da kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle kazanım şartlarının oluştuğunun anlaşılması halinde davacı adına tescil kararı değil mülkiyet hakkının tespiti yönünde hüküm kurulması, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna uygun bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmış olup, bozma sonrasında verilen hüküm dosya kapsamında görülememiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, muris ... adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış dava olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, 2 03... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin mülkiyetin tespitine ilişkin dava açılıp açılmadığı genel mahkemeden sorulup, 202 parsel sayılı taşınmaz hakkında az yukarıda belirtilen Dairemizin bozması sonrasında mülkiyet hakkına ilişkin hüküm kurulup kurulmadığı, hüküm verilmişse hükmün kesinleşip kesinleşmediği belirlenerek miktar sınırlamaları yönünden gözönünde bulundurulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de; Atatürk barajı suları altında kalan yerlerin terkinine değil de tescil harici bırakılmasına karar verilmesi gerektiği hususu da İlk Derece Mahkemesince gözönünde bulundurulmalıdır. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.