Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5840 E. 2026/4414 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5840
- Karar No
- 2026/4414
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/107 E., 2024/30 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Sivas ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1997 yılında yapılan kadastro sırasında, temyize konu 4 37... , 4, 5, 28, 29... , 4 43... ve 4 parsel sayılı muhtelif yüzölçümdeki taşınmazlar, bölgede 1957 yılında yapılan toprak tevzi komisyonunca Hazine adına belirtildiği ve haritaya bağlandığı gerekçesi ile senetsizden tarla vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacılar ..., ..., ... ve ... dava dilekçesinde; tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak yapılan tespitlere itiraz ederek taşınmazların adlarına tescilini talep etmiş, ... da aynı iddialara dayanarak davaya katılmıştır. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 10.06.2009 tarihli ve 1998/113 Esas, 2009/65 Karar sayılı kararı ile "...tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın kadastro tespitine itiraz davası olduğu, davacıların miras, taksim, satın alma hukuki nedenlerine dayandıkları, dava konusu taşınmazların 71 numaralı toprak tevzii komisyonunca 1957 yılında toprak tevzi çalışmalarının yapıldığı belirtmelik tutanaklarında dava konusu 4 37... , 4, 5, 6, 28, 29... numaralı parsellere 1925 yılından beri ... ve ...'ların zilyet ve tasarrufunda bulundukları, davacıların ... ve ... mirasçıları olup aralarında rızai taksimlerin gerçekleştiği dosya kapsamında anlaşılmakla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 46/2. maddesinin "Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskan suretiyle veya toprak tevzi suretiyle verilen yerler (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi) başka bir şart aranmaksızın, hak sahipleri adına tespit ve tescil olunur." hükmünü içermesi ve bu hükümle amaçlanan olgunun topraksız çiftçilere dağıtılmak üzere Hazine adına tescil edilmiş olup da kayden Hazinenin mülkiyetinde bulunan ve bir kamu hizmetine tahsil edilmemiş olan taşınmaz malların herhangi bir koşul aranmaksızın özel kişilere devri öngörülmüş olduğundan bu parseller yönünden davanın kabulü cihetine, yine 4 43... parsel sayılı taşınmazın ... tarafından 1925 yılından beri işgalinde olan kişi olarak belirtildiği, mahalli ve tespit bilirkişilerinin de dava konusu taşınmazların davacıların murisleri tarafından satın alınmak suretiyle edinildiğini beyan ettikleri, yine ziraat bilirkişisi de dava konusu kısımların davacılar ve murisleri tarafından sürekli olarak kullanılan son 25... yıldır da toprak işleme yapılan yerler olup, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olmayan özel mülkiyete tabi yerlerden olduğunu rapor ettiği anlaşılmakla, 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesinin "Kadastrosu yapılacak veya daha önce tapulama veya kadastrosu tamamlanmış bulunan yerlerde, 766 sayılı Kanun'un 36. maddesi veya 4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine kaydedilen taşınmaz mallar bu kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tescil olunur" hükmünü içermesi ve bu hükümle amaçlanan olgunun topraksız çiftçilere dağıtılmak üzere Hazine adına tescil edilmiş olup da kayden Hazinenin mülkiyetinde bulunan ve bir kamu hizmetine tahsis edilmemiş olan taşınmaz malların bazı koşullarla özel kişilere devri öngörülmüş olduğundan ve söz konusu koşulların ise Hazine adına tescil edilmiş bir taşınmaz varlığı, Hazine adına bu şekilde tescil edilmiş bulunan taşınmaz malın 3402 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih olan 09.08.1987 tarihinde Hazine mülkiyetinden çıkmamış olması ve taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerindeki koşulların oluşmuş olması yani 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmuş olması gerekmekte olup, bu sürenin Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.09.1992 tarihli ve 13650 Esas, 7916 Karar sayılı ilamı ile Yargtay Hukuk Genel Kurulunun 15.11.1995 tarihli 16-748 Esas, 968 Karar sayılı ilamları ile "zilyetliğin kaydın oluşturulduğu günden geriye doğru 20 yıla ulaşması gerektiği" belirtildiği ancak Hazine adına tapu kayıtlarının 12.02.1964 tarihlerinde oluşturulmuş tapu kaydının dahi bulunmadığı toprak tevzii komisyonunun 1957 yılında girdiği belirtmelik tutanaklarında ise ...'ın 1925 yılından beri dava konusu kısımların işgalcisi konumunda olduğu, sonraki yıllarda ise ilgili kısımların davacılara kendisi ve mirasçıları tarafından peyder pey satıldığı, ...'ın Hazine adına tapu kaydının oluşturulmadığı ancak toprak tevzii komisyonunun girdiği yıl olan 1957 yılına kadar 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerindeki 20 yıllık ekonomik amaca uygun zilyetlik koşulunu yerine getirdiği halde adına tapu kaydı oluşturulmamış dahi olsa ... adına zilyetlikle kazanımın gerçekleştiği anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun'un 46/1 ve 3. maddeleri uyarınca dava konusu kısımların ...'ın mülkeyitinde olduğu, bu sebeple malik ... ve mirasçılarının kendilerine ait tapusuz taşınmazlarını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) taşınır mal hükümlerine göre haricen satabilecekleri ve devredebileceklerinden yapılan harici satış ve devir işlemlerinin de geçerli olduğundan bu parsel yönünden de kabulü cihedine, yine 4 43... parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın da ekonomik amaca uygun zilyetlikle kazanım şartları mahalli, tespit bilirkişileri beyanları ile ziraaat bilirkişisi raporundan anlaşıldığından kabulü cihetine, diğer dava konusu 4 37... ve 40 parseller ile 4 36... ve 90 numaralı parsellerin de öncesi itibarıyla mera olması sebebiyle davanın reddi cihetine gidilerek dava konusu taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Sivas ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain dava konusu taşınmazlardan 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen 4.882,55 m²lik kısmın ifraz edilerek 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, ifrazdan bakiye kalan ve fen bilirkişisinin raporunda (B) harfiyle gösterilen 19.041.57 m²lik olarak değiştirilmek suretiyle eşit hisselerle ... evlatları ... ve ... adlarına 4 37... parsel sayılı taşınmaz olarak, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile eşit hisselerle ... evlatları ... ve ... adlarına, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen 15.027,66 m²lik kısmın ifraz edilerek 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (B) harfiyle gösterilen 4.643,61 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (C) harfiyle gösterilen 4.915,16 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (D) harfiyle tüm gösterilen 2.254,59 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (E) harfiyle gösterilen 2365,80 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (F) harfiyle gösterilen 1.494,48 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (G) harfiyle gösterilen 8456,95 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (H) harfiyle gösterilen 2.945,25 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (I) harfiyle gösterilen 782,09 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, ifrazlardan bakiye kalan ve fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (J) harfiyle gösterilen kısmın yüzölçümünün 204,14 m²lik olarak değiştirilmek suretiyle eşit hisselerle ... evlatları ... ve ... adlarına 4 37... parsel sayılı taşınmaz olarak, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen 6.481,49 m²lik kısmın ifraz edilerek 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (B) harfiyle gösterilen 6.494,16 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (C) harfiyle gösterilen 6.588,13 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (D) harfiyle gösterilen 4.831,94 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, ifrazlardan bakiye kalan ve fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (E) harfiyle gösterilen kısmın yüzölçümünün 1202,36 m²lik olarak değiştirilmek suretiyle eşit hisselerle ... oğlu ... adına 4 37... parsel sayılı taşınmaz olarak, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile eşit hisselerle ... evlatları ... ve ... adlarına, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen 1.613,63 m²lik kısmın ifraz edilerek 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (B) harfiyle gösterilen 2.785,96 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, ifrazlardan bakiye kalan ve fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (C) harfiyle gösterilen kısmın yüzölçümünün 1.494,75 m²lik olarak değiştirilmek suretiyle ... oğlu ... adına 4 37... parsel sayılı taşınmaz olarak tapuya tesciline, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen 19,70 m²lik kısmen ifraz edilerek 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (B) harfiyle gösterilen 616,21 m²lik kısmın 437 adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına, ifrazlardan bakiye kalan ve fen bilirkişisinin 29.04.2009 tarihli raporunda (C) harfiyle gösterilen kısmın yüzölçümünün 744,04 m²lik olarak değiştirilmek suretiyle ... oğlu ... adına 4 37... parsel sayılı taşınmaz olarak, 4 43... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile eşit hisselerle ... evlatları ... ve ... adlarına, 4 43... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 4/8 hisse ile ... oğlu ... ile 1/4'er hisselerle ... evlatları .... ve ... adlarına tapuya kayıt ve tescillerine, 4 37... ve 40 parsel sayılı taşınmaz ile 4 36... ve 90 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile mera olarak sınırlandırılmalarına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.12.2009 tarihli ve 2009/7051 Esas, 2009/9014 Karar sayılı ilamı ile "...İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların tarım arazisi olduğu ve davacılar lehine 3402 sayılı Kanun'un 14, 17... . maddelerinde yazılı koşulların gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli bulunmamaktadır. Dosya içerisine getirtilen belgelerden taşınmazların bulunduğu bölgede 1957 yılında Toprak Tevzi Komisyonunca çalışma yapıldığı, belirtmelik tutanaklarının düzenlendiği ve haritaya bağlandığı, belirtmelik tutanağına göre tevzii çalışmaları sırasında Hazineye ait 19.07.1949 tarihli 1 12... numaralı tapu kayıtları ile davacıların murislerine ait Ağustos 1947 tarihli 58... sıra numaralı 09.05.1957 tarihli 51 ve Mayıs 1935 tarihli, 185 sıra numaralı tapu kayıtlarının uygulandığı, kadastro tespiti sırasında komşu parsellerin, tapu kayıtlarına dayanılarak tespit edildikleri anlaşılmaktadır. Hazineye ait tapu kayıtları taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal etmesi sonucu oluşmuş, davacıların dayanağı olan tapu kayıtları ise sınırlarında, kaçak ve yitik kişileri okumaktadır. İlk Derece Mahkemesince sözü edilen tapu kayıtları tesislerinden itibaren intikalleri ile birlikte getirtilerek yöntemine uygun olarak uygulanıp, kapsamları belirlenmediği gibi; şahıslara ait tapu kayıtları mevcut olmasına rağmen taşınmazların hangi nedenle Hazine adına tespit edildiği hususu üzerinde de durulmamıştır. Dava konusu taşınmazlardan 4 43... ve 4 parsel sayılı taşınmazlara ait belirtmelik tutanakları ve tablendikatifler getirtilmemiş, taşınmazlar ırmak kenarında bulunmasına ve 4 parsel sayılı taşınmaza ait tutanağın edinme sütununda taşınmazın evveliyatında dere yatağı olduğunun belirtilmesine rağmen, jeolog bilirkişisi dinlenerek taşınmazların aktif dere yatağı içinde kalıp kalmadıkları; Devlet Demir Yolları kamulaştırma haritası getirtilip uygulanarak, taşınmazların bu yöne doğru genişlemesinin olup olmadığı; zilyetlikle iktisaba elverişli olup olmadıkları da araştırılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle Hazine ve davacılar murislerine ait tüm tapu kayıtları tesislerinden itibaren intikalleri ile birlikte dosyaya getirtilmeli, tapu kayıtlarının başka parsellere revizyon görüp görmediği araştırılmalı, belirtmelik tutanak ve haritaları ile tablendikatifler ile Devlet Demir Yollarına ait kamulaştırma haritası belgeleri dosyaya getirtilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, yansız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yönteme uygun olarak belirlenecek taraf tanıkları ile fen, jeolog ve ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında, belirtmelik tutanakları ve haritası, Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kayıtları, belirtmelik tutanağında belirtilen ve davacılar murislerine ait olan tapu kayıtları ve varsa tarafların dayanağı olan diğer belgeler uygulanıp taşınmazların konumu saptanmalı, dava konusu taşınmazların Toprak Tevzi Komisyonunca nasıl bir işleme tabi tutulduğu belirlenmeli, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin kaçak ve yitik kişilerden intikal edip etmediği, aktif dere yatağı olup olmadığı etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; bilirkişi ve tanık sözlerinin kayıtlara uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, beraberce götürülecek teknik bilirkişiye toprak tevzi paftası ve kadastro paftası ve kamulaştırma haritası çakıştırılmak sureti ile uygulanan kayıtların kapsamını ve konumunu belirtir, keşfi takibe imkân verir kroki düzenlettirilmeli, jeolog bilirkişiden 4 43... ve 4 parsel sayılı taşınmazlar yönünden taşınmazların niteliği, aktif ırmak yatağı içinde kalıp kalmadıkları, zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olup olmadıkları yönünden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 46/1. maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır. Davacıların dayanağı olan tapu kayıtlarının sınır yönünden kaçak ve yitik kişi taşınmazlarını gösterdiği, bu tür taşınmazların temlik edildiği kanıtlanmadıkça kayıt ve miktar fazlalıklarının kazanılmasının mümkün olmadığı, kaçak ve yitik kişilerden kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağı hususları düşünülmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir...." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların bulunduğu mahalde yapılan keşif ve ibraz edilen bilirkişisi raporı ile haritaları, dinlenen mahalli bilirkişiler, tanık beyanları, Mahkememiz gözlemi ve bilirkişilerin Mahkememiz kanaatine uygun raporları ile tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde oluşan kesin vicdani kanaate göre; dosya içerisinde mevcut ve davalıca 4 37... numaralı parsele ait olduğu iddia edilen 22.2.1964 tarihli 86... sayfa 2199 sıra ve geldisi olan Ocak 1960 tarihli 137 numaralı 19.07.1949 tarihli 112 sıra numaralı tapu kayıtlarının mevkii olarak dava konusu 4 37... numaralı parseli kapsadığı tespit edilmiş olup, tapu kayıtlarının hududunda okunan; doğusu: Muhacir ... tarlalarının 4 37... ve 41 numaralı parseller olduğu, kuzeyi okunan Şosanın Ankara-Sivas Karayolu olduğu, güneyi okunan Hazine tarlasının ise bilinmediği ve batısında okunan su hendeğinin ise toprak tevzi paftasından ve zeminden de anlaşılmakla dava konusu 4 37... numaralı parselin batısında bulunan sulama kanalı olduğu tespit edilmiş olup, uygulanan bu tapu kaydının dava konusu 4 37... numaralı parseli hudut ve mevkii olarak kapsadığının bilirkişi beyanlarından tespit edildiği; yine dosya içerisinde mevcut ve davacılarca 4 37... ve 29 numaralı parsellere ait olduğu iddia edilen 20.1.1969 tarihli 102 cilt, 12 sayfa, 12 sıra ve geldisi olan Mayıs 19 30... numaralı tapu kayıtlarının mevkii olarak dava konusu alanı kapsadığı tespit edilmiş olup, tapu kayıtlarının doğusunda okunan (şarken) Kirkor tarlasının 4 37... numaralı parsel olduğu ve şimalen (kuzeyi) okunan metrik tarlasının davacıların kullanımında olan 4 37... ve 6 numaralı parsel olduğu, garben (batısı) okunan tepenin dava konusu 4 37... nolu parsel içerisinde bulunan tepelik alan olduğu ve cenuben (güney) okunan yolun ise zeminde mevcut olup Kümbet köyüne giden eski köy ulaşım yolu olduğu, güzergahının değiştirilmediği, uygulanan bu tapu kaydının dava konusu 4 37... ve 29 numaralı parselleri alan, hudut ve mevkii olarak kapsadığının bilirkişisi beyanlarından tespit edildiği; diğer dava konusu taşınmazlar yönünden ise, davacıların miras, taksim, satın alma hukuki nedenlerine dayandıkları, dava konusu taşınmazların 71 numaralı toprak tevzii komisyonunca 1957 yılında toprak tevzi çalışmalarının yapıldığı belirtmelik tutanaklarında dava konusu 4 37... , 4, 5 ve 30 numaralı parsellere 1925 yılından beri ... ve ...'ların zilyet ve tasarrufunda bulundukları, davacıların ... ve ... mirasçıları olup aralarında rızai taksimlerin gerçekleştiği dosya kapsamında anlaşılmakla 3402 sayılı Kanun'un 46/2. maddesinin "Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskan suretiyle veya toprak tevzi suretiyle verilen yerler (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi) başka bir şart aranmaksızın, hak sahipleri adına tespit ve tescil olunur." hükmünü içermesi ve bu hükümle amaçlanan olgunun topraksız çiftçilere dağıtılmak üzere Hazine adına tescil edilmiş olup da kayden Hazinenin mülkiyetinde bulunan ve bir kamu hizmetine tahsis edilmemiş olan taşınmaz malların herhangi bir koşul aranmaksızın özel kişilere devri öngörülmüş olduğundan, bu parseller yönünden davanın kabulü cihetine, yine 4 43... parsel sayılı taşınmazın ... tarafından 1925 yılından beri işgalinde olan kişi olarak belirtildiği, mahalli ve tespit bilirkişilerinin de dava konusu taşınmazların davacıların murisleri tarafından satın alınmak suretiyle edinildiğini beyan ettikleri, yine ziraat bilirkişisince de dava konusu taşınmazların davacılar ve murisleri tarafından kullanılan yerler olup, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olmayan özel mülkiyete tabi yerlerden olduğunu rapor ettiği anlaşılmakla, 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi hükmü içeriği ve bu hükümle amaçlanan olgunun topraksız çiftçilere dağıtılmak üzere Hazine adına tescil edilmiş olup da kayden Hazinenin mülkiyetinde bulunan ve bir kamu hizmetine tahsis edilmemiş olan taşınmaz malların bazı koşullarla özel kişilere devri öngörülmüş olduğundan ve söz konusu koşulların ise Hazine adına tescil edilmiş bir taşınmaz varlığı, Hazine adına bu şekilde tescil edilmiş bulunan taşınmaz malın 3402 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih olan 09.08.1987 tarihinde Hazine mülkiyetinden çıkmamış olması ve taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddelerindeki koşulların oluşmuş olması yani 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmuş olması gerekmekte olup, bu sürenin Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.09.1992 tarihli ve 13650 Esas, 7916 Karar sayılı ilamı ile Yargtay Hukuk Genel Kurulunun 15.11.1995 tarihli ve 16-748 Esas, 968 Karar sayılı ilamları ile "zilyetliğin kaydın oluşturulduğu günden geriye doğru 20 yıla ulaşması gerektiği" belirtildiği, toprak tevzii komisyonunun 1957 yılında girdiği belirtmelik tutanaklarında ise ...'ın 1925 yılından beri dava konusu kısımların işgalcisi konumunda olduğu, sonraki yıllarda ise ilgili kısımların davacılara kendisi ve mirasçıları tarafından peyder pey satıldığı, toprak tevzii komisyonunun girdiği yıl olan 1957 yılına kadar 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddelerindeki 20 yıllık ekonomik amaca uygun zilyetlik koşulunu yerine getirdiği halde adına tapu kaydı oluşturulmamış dahi olsa ... adına zilyetlikle kazanımın gerçekleştiği anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun'un 46/1. ve 3. maddeleri uyarınca dava konusu kısımların ...'ın mülkiyetinde olduğu, bu sebeple malik ... ve mirasçılarının kendilerine ait tapusuz taşınmazlarını 4721 sayılı Kanun'un taşınır mal hükümlerine göre haricen satabilecekleri ve devredebileceklerinden yapılan harici satış ve devir işlemleri de geçerli olduğundan bu parsel yönünden de davanın kabulüne, yine 4 43... parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın da ekonomik amaca uygun zilyetlikle kazanım şartları mahalli, tespit bilirkişileri beyanları ile ziraaat bilirkişisi raporundan anlaşılmakla..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davaya konu Sivas ili ... ilçesi ... Mahallesindeki taşınmazlardan 4 37... parsel sayılı taşınmazın 29.414,65 m²lik yüzölçümü ile tespit gibi tapuya tesciline, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 12.07.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda yer alan krokide 3/A rumuzu ile gösterilen 9.150,17 m²lik kısmın ifraz edilmesi ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki vasfıyla ... oğlu ... adına, krokide 3/B rumuzu ile gösterilen 20.594,52 m²lik kısmın Sivas ili ... ilçesi ... Mahallesi 4 37... parsel sayılı ve tespitteki vasfıyla eşit hisseli olarak ... oğlu ... ve ... adlarına, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tespitteki vasfı ve 9.474,05 m²lik yüzölçümü ile eşit hisseli olarak ... oğlu ... ve ... adlarına, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 12.07.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda yer alan krokide 5/A rumuzu ile gösterilen 11.454,20 m²lik kısmın ifraz edilmesi ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki vasfıyla ... oğlu ... adına, krokide 5/B rumuzu ile gösterilen 4.737,85 m²lik kısmın ifraz edilmesi ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki vasfıyla ... oğlu ... adına, krokide 5/C rumuzu ile gösterilen 4.699,22 m²lik kısmın ifraz edilmesi ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki vasfıyla ... oğlu ... adına, krokide 5/D rumuzu ile gösterilen 1.720,33 m²lik kısmın ifraz edilmesi ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki vasfıyla ... oğlu ... adına, krokide 5/E rumuzu ile gösterilen 1.731,43 m²lik kısmın ifraz edilmesi ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki vasfıyla ... oğlu ... adına, krokide 5/F rumuzu ile gösterilen 2.494,27 m²lik kısmın ifraz edilmesi ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki vasfıyla ... oğlu ... adına, krokide 5/G rumuzu ile gösterilen 8.503,41 m²lik kısmın Sivas ili ... ilçesi ... Mahallesi 4 37... parsel olarak tespitteki vasfıyla ... oğlu ... adına, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tespitteki vasfı ve 14.067,75 m²lik yüzölçümü ile eşit hisseli olarak ... oğlu ... ve ... adlarına, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tespitteki vasfı ve 4.851,15 m²lik yüzölçümü ile ... oğlu ... adına, 4 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 12.07.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda yer alan krokide 30/B rumuzu ile gösterilen 682,83 m²lik kısmın ifraz edilmesi ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki vasfıyla ... oğlu ... adına, krokide 30/C rumuzu ile gösterilen 613,32 m²lik kısmın Sivas ili ... ilçesi ... Mahallesi 4 37... parsel sayısı ve tespitteki vasfıyla ... oğlu ... adına, 4 43... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tespitteki vasfı ve 2.940,51 m²lik yüzölçümü ile eşit hisseli olarak ... oğlu ... ve ... adlarına, 4 43... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tespitteki vasfı ve 3.161,94 m²lik yüzölçümü ile 4/8 payı ... oğlu ...; 1/8’er payları da ... oğlu ... ve ... adlarına olmak üzere tapuya tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bozamaya uyulduğu halde gereklerinin yerine getirilmediğini, tapu uygulamasının yöntemince yapılmadığını, aldırılan bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, taşınmazların niteliklerinin tam olarak saptanmadığını, zilyetlikle edinim koşullarının ispatlanmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.