Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5229 E. 2025/4631 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5229
Karar No
2025/4631
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1562 E., 2024/1600 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/150 E., 2022/130 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne yönelik yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 17 10... parsel sayılı 2.611,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, tarla niteliği ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanım şartları gerçekleşmeden davalı adına tespit edildiğini belirterek, yapılan kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davalı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "Yargıtay içtihatlarına göre 1710 adanın bir bütün olarak orman içi açıklık konumunda bulunduğu, orman içi açıklıkların 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi gereğince zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, ayrıca 17 10... parselin hükmen Hazine adına tescil edildiği, 17 10... parselin yine Dairemizin 2022/1 83... /2570 Karar sayılı dosyasında incelemesinin yapıldığı ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği, verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, komşu 17 10... parselin Dairemizin 2024/476-620 Esas ve Karar sayılı ilamı ile orman içi açıklık olması nedeni ile Hazine adına tesciline karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, komşu parsellerle dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarının benzer mahiyette olduğu, bu nedenle dava konusu taşınmazda davalı yönünden 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde belirtilen şartların oluşmadığı" gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve "davanın kabulüne, dava konusu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi 17 10... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tespitteki nitelik ve miktarla Hazine adına ve tesciline" dair yeniden esas hakkında kurulan hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılan Orman Kadastrosu, daha sonra 1977 yılında yapılan eski tahdidin aplikasyonu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1744 sayılı Kanun'la değişik 2. madde uygulaması, 2002 yılında yapılan sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B uygulaması ve 2019-2020 yıllarında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi kapsamında yapılan evvelce tespit harici bırakılan yerlerin kadastro çalışması vardır. Arazi kadastrosu ise 1975 yılında yapılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5229, K. 2025/4631, T. 17.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5229-e-2025-4631-k-70e9e5997b42