Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5198 E. 2026/2847 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5198
- Karar No
- 2026/2847
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1523 E., 2024/662 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/4 E., 2022/40 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ile katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3303 sayılı ...Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun’un (3303 sayılı Kanun) Ek-1. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 10 13... , 10 07... , 21 79... ve 21 80... parsel sayılı taşınmazlar, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ''3303 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlerince iktisap ve sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği '' ve "14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere bu parsel ... oğlu ...'in kullanımındadır",''...10 13... ve 10 07... parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki evlerin ...'e ait olduğu...'' şerhleri yazılmak suretiyle Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ..., asıl ve birleşen dava dosyalarına sunduğu dava dilekçelerinde; ... Mahallesi 10 13... , 10 07... , 21 80... ve 21 79... parsel sayılı taşınmazların beyanlar hanesinde, davalı ...’in taşınmazların tamamı üzerinde kullanıcı ve muhdesat sahibi olarak belirlendiğini, davalının dava konusu taşınmazlarda 20 yıllık kullanımının olmadığını belirterek, taşınmazlardaki kullanıcı şerhlerinin iptaline karar verilmesini savunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dosyada mevut ... (TTK) Genel Müdürlüğünün 08.10.2019 tarihli yazısında, dava konusu taşınmazların 3303 sayılı Kanun kapsamında 1999 yılındaki fiili kullanıcısının TTK olduğu, daha sonra TTK'nın bu yerlerden çekildiği, Hazine ile arasında hiçbir sözleşme yapılmadığı, taşınmazları terk usulü bıraktıkları, TTK'nın bu taşınmazlardan bir talebi olmadığı, davalının TTK ile arasında herhangi bir rödevans sözleşmesi bulunmadığı, TTK'nın mezkur taşınmazlardaki zilyetliğini terk etmesiyle davalının zilyetliğini sürdürdüğü, Milli Emlak Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında TTK ile Hazine arasında herhangi trampa vs bir sözleşme bulunmadığı, taşınmazın 1999 yılındaki veya en yakın tarihli hava fotoğrafı, ortofoto ve uydu fotoğraflarını getirtilerek yeniden keşfe çıkıldığı, hava fotoğrafı ile taşınmazın resimleri arasında irtibat sağlanarak 1999 tarihi itibariyle taşınmazın niteliği, kullanılıp kullanılmadığı, çekişmeli taşınmazın niteliği ziraat bilirkişi raporu ile tespit edildiği, dava konusu taşınmazlardan sadece hali hazırda futbol sahası olarak kullanılan 21 79... parsel sayılı taşınmazın 1999 yılında boş olduğu, üzerinde herhangi bir kullanım olmadığı, uydu fotoğraflarında yapılan incelemede 2014 yılında futbol sahasının göründüğü o tarihe kadar kullanım olmadığı, futbol sahasında Zonguldak ASKF tarafından futbol müsabakaları oynatıldığı, antrenmanlar yapıldığı, futbol sahasının Gençlik ve Spor İl müdürlüğü ile bir ilgisinin bulunmadığının bildirildiği, 21 79... parsel sayılı taşınmaz haricindeki diğer dava konusu taşınmazların 2000 yılına kadar TTK zilyetliğinde olduğu, 21 79... parsel haricindeki taşınmazların hepsinin üzerinde sabit yapı bulunduğu, 21 80... parselde hali hazırda sabit yapı bulunmasa da fen raporunda belirtildiği üzere 1999 yılında taşınmaz üzerinde 3 adet TTK işçilerinin yatakhaneleri olarak kullanılan binaların bulunduğu, davalının bu tarihler sırasında 1999-2000'li yıllarda taşınmazlardaki zilyetliği devraldığı, bu duruma da TTK ve Hazine tarafından itiraz edilmediği, böylelikle 10 13... parsel, 10 07... parsel, 21 80... parsel sayılı taşınmazlarda eklemeli zilyetlik oluştuğu ancak 21 79... parselin 2008 yılında dahi kullanılmadığı, arsanın boş olduğu, tarım vs yapılmadığı, üzerindeki futbol sahasının 20 08... yılları arasında davalı tarafından yaptırıldığı hava fotoğraflarından görüldüğü, mezkur parselde 1999 yılında zilyetliğin bulunmadığı dolayısıyla eklemeli zilyetliğin oluşamayacağı" gerekçeleri ile açılan asıl ve birleşen davalardan 2019/14 Esas sayılı davanın reddine, 2019/13 Esas sayılı birleşen davanın kabulüne, Zonguldak ili Merkez İlçesi Dilaver Mahallesi 10 13... , 10 07... , 21 80... parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanağında belirtilen vasıf ve yüz ölçümü ile tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde bulunan şerhlerin devamına, 21 79... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağında belirtilen vasıf ve yüz ölçümü ile tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde bulunan şerhlerin iptaline, a) "3303 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemez ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunamaz." b) "Kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı ticari şirketlerince iktisap veya sınırlı aynı hak tesis edilemez" c) " Taşınmaz üzerindeki futbol sahası ...'e aittir." şerhlerinin yazılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, İlk Derece Mahkemesince usulünce yapılan keşif, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile bilirkişi incelemesi neticesinde, 10 13... , 10 07... ve 21 80... parsel sayılı taşınmazların 14.11.1999 tarihi ve öncesinde davalının fiili kullanımında olduğu, özellikle keşfe katılan mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile bu beyanlara destekleyen fen ve ziraat bilirkişilerinin raporlarına göre bu taşınmazların kullanıldığı, taşınmazlarla ilgili 14.11.1999 tarihi ve öncesine ait herhangi bir kamuya tahsis işlemi de bulunmadığı ve 21 79... parsel sayılı taşınmazın her ne kadar yerel bilirkişi ve tanık beyanlarında davalı tarafından kullanıldığı beyan edilmişse de gerçeğin resmi olan hava fotoğraflarındaki durum ve eylemli duruma göre dava konusu taşınmazın 14.11.1999 tarihi ve öncesinde davalının fiili kullanımında olmadığı, ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmazın yabani ot, ağaç ve çalı formunda bitki örtüsü ile kaplı olduğu ve davalının dava konusu taşınmazı sahiplenme iradesi olmadığı" gerekçesiyle, davacı ... vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlar üzerinde davalının yıllardır herhangi bir işlem yapmayarak zilyetliği terk ettiklerini, zilyetlik süresinin başlangıç ve bitiş tarihinin bile belli olmadığını, İlk Derece Mahkemesince, 21 79... parsel sayılı taşınmaz hariç diğerlerinin 2000 yılına kadar TTK zilyetliğinde olduğunu ve davalının 1999-2000 yıllarında taşınmazlardaki zilyetliği devraldığını belirttiğini, ancak taşınmazlar hakkında bir devir işlemi gerçekleşmediği için, davalının eklemeli zilyetlikten faydalanamayacağını ve mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının zilyetliğe ilişkin beyanlarının gerçek dışı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; birleşen davanın konusu 21 79... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki stadyum ve futbol sahasının müvekkili ve ailesi tarafından yaptırıldığını, söz konusu yerin 14.11.1999 tarihinden çok daha önceden beri müvekkili ve ailesinin zilyetliğinde olduğunu belirterek, 21 79... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, 3303 sayılı Kanun kapsamında yapılan kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı gerçek kişilerin kullanımında olarak tespiti yapılarak Hazine adına bahçe ve arsa niteliği ile tespit edilen taşınmazlarda, davalının kullanımının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile dayanılan hukuki gerekçelere ve eldeki davada 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan bozma sebeplerinden birinin de bulunmadığı anlaşıldığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır. 2. Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 10 13... , 10 07... ve 21 80... parsel sayılı taşınmazların 2000 yılına kadar TTK zilyetliğinde olduğu, 21 79... parsel haricindeki taşınmazların hepsinin üzerinde sabit yapı bulunduğu, 21 80... parsel sayılı taşınmaz üzerinde hali hazırda sabit yapı bulunmasa da fen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 1999 yılında taşınmaz üzerinde 3 adet TTK işçilerinin yatakhaneleri olarak kullanılan binaların bulunduğu, davalının bu tarihler sırasında 1999- 2000' li yıllarda taşınmazlardaki zilyetliği devraldığı, bu duruma da TTK ve Hazine tarafından itiraz edilmediği, böylelikle 10 13... , 10 07... ve 21 80... parsel sayılı taşınmazlarda eklemeli zilyetlik oluştuğu gerekçesiyle taşınmazların kadastro tutanağında belirtilen vasıf ve yüzölçümü ile tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde bulunan şerhlerin devamına karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; Bilindiği üzere, 3303 sayılı Kanun' un Ek 1. Maddesinin 1. Fıkrası; "Bu Kanun kapsamında kalan ve bu maddeyi ihdas eden 11.11.1999 tarihli ve 4479 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 14.11.1999 tarihinden önce yapılan tapulama ve kadastro çalışmaları sonucunda hükmen de olsa tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmaz mallar ile tescil harici bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler; 14.11.1999 tarihindeki zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve aynı tarih itibarıyla varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, 21.6.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle fiili durumlarına uygun olarak ifraz ve/veya tevhit edilmek suretiyle kadastroları yapılarak tapuda Hazine adına tescil edilir ve kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki bilgiler tapu kütüğünün beyanlar hanesine de aynen aktarılır. Tapu kütüğünün beyanlar hanesinde taşınmazın zilyedi/kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişiler veya bunların kanuni ya da akdi halefleri, bu madde kapsamında hak sahibi sayılır." hükmünü içermekte olup, bu yasa maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine hak sahipliği ve muhtesat şerhi verilebilmesi için, taşınmazdaki kullanımın 14.11.1999 tarihinden önce başlamış olması ve muhtesatların da bu tarihten önce yapılmış olması gerekmektedir. Dosyada mevcut ...'nun 08.10.2019 tarihli yazısında, 10 13... parsel sayılı taşınmazın 25.12.2000 tarihinde, 10 07... parsel sayılı taşınmazın 22.02.2001 tarihinde ve dava konusu diğer taşınmazların da 14.11.1999 tarihinden sonra terk edildiğinin belirtildiği anlaşılmakta olup, bu durum karşısında, dava konusu taşınmazlar üzerinde, davalı ...'in asli zilyet olarak kullanımının bu tarihlerden sonra olduğunun/başladığının kabul edilmesi gerektiği açıktır. Yine; mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen bir kısım mahalli bilirkişiler de, davalının dava konusu taşınmazlardaki kullanımının kiracı sıfatı ile olduğunu beyan etmişlerdir. Öte yandan; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde de açıklandığı gibi, bilirkişi raporlarında, dava konusu 21 79... parsel sayılı taşınmazın 1999 yılında boş olduğu, üzerinde herhangi bir kullanım olmadığı, uydu fotoğraflarında yapılan incelemede 2014 yılında futbol sahasının göründüğü, o tarihe kadar kullanım olmadığı belirtilmiştir. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu taşınmazların öncesinde kamu hizmeti amacıyla TTK tarafından lojman vs amaçlarla kullanıldığı ve önceki zilyedinin ihbar olunan Türkiye Taş Kömürü olduğu, bir kısım taşınmazlardaki binalara yapılan tadilat, bakım, onarım ve iyileştirmelerin de davalıya asli zilyet olma hakkını vermediği/vermeyeceği, bilirkişi raporlarına göre davalı lehine muhtesat şerhi verilen 21 79... parsel sayılı taşınmazın 1999 yılında boş olduğu, o tarihte üzerinde her hangi bir muhtesatın bulunmadığı, bu taşınmaz üzerinde bulunan halı sahanın 2014 yılı uydu fotoğraflarına göründüğü hususları birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince, 10 13... , 10 07... , ve 21 80... parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davalının 14.11.1999 tarihi öncesinde asli zilyet olarak bir kullanımının bulunmadığı, hakkında açılan davanın reddine karar verilen fakat üzerinde bulunan futbol sahasının davalıya ait olduğuna dair şerh düşülen 21 79... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki halı sahanın da 14.11.1999 tarihinden sonra yapıldığı ve bu nedenle 3303 sayılı Kanun' un Ek 1. Maddesi uyarınca davalı lehine muhtesat şerhi verilmesinin de hukuken mümkün olmadığı gözetilerek, tüm taşınmazlar yönünden davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE; Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) olu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.