Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5017 E. 2025/5602 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5017
- Karar No
- 2025/5602
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1089 E., 2024/1039 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ: Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/120 E., 2023/633 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı/birleşen davanın davacısı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/birleşen davanın davacısı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; duruşma istemi değerden reddedilmiş, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, dava konusu 655 parsel sayılı taşınmaz Şubat 1327 tarih, 12 cilt, 149 sahife, 66 no.lu ve Nisan 1327 tarih, 12 cilt, 149 sahife, 35 no.lu tapu kayıtları nedeniyle tarla vasfıyla 1.680,00 m² yüzölçümlü olarak 13.02.1958 tarihinde davalının bayileri adına tespit ve tescil edilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışmalarında 1 12... parsel numarasını almıştır.
Davacı Orman İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; dava konu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kaldığını, öncesi itibarıyla orman olduğu gibi halen eylemli durumları itibarıyla orman niteliğine haiz olduğunu belirterek, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ... birleşen dava dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın üzerinde 1943 yılından beri hiçbir zaman orman ağacı ve orman örtüsünün olmadığını, taşınmazın 2013 yılında yapılan 2/B çalışmalarında 2/B niteliğini taşımasına rağmen 2/B kapsamına alınmadığını, 1912 yılından beri şahıslar adına tapulu olduğunu ileri sürerek, taşınmazın 54 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından orman sayılan yer olarak yapılan tespitin, 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılmamasına dair orman kadastrosunun ve 2/B madde uygulamasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman sınırı kapsamında olup bu nedenle orman sayılan yerden olduğu, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde yer alan ve orman sayılan yerlere verilen tapuların geçerli olmadığı, dolayısıyla orman kadastrosunun ve 2/B uygulamasının iptali ile taşınmazın 2/B alanı olarak tespitine ve taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının geçerli olduğunun tespiti ile tescilin aynen devamına karar verilmesi yönündeki davalı-birleşen dosya davacı taleplerinin geçerli bir dayanağının bulunmadığı" gerekçesiyle, birleşen davanın reddine, asıl davanın kabulüne, dava konusu 1 12... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Davalı birleşen davanın davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın memleket haritaları, hava fotoğrafları ve uydu görüntülerinden, 1943, 1958, 1970, 1976, 20 12... yıllarında tarla vasfıyla tarım alanı olduğunun görüleceğini, 2/B niteliğinde olduğunu, 2/B olarak orman sınırları dışına çıkarılması gerektiğini, hükme dayanak bilirkişi raporları içeriğinde birbiri ile çelişkili beyanlar bulunduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "çekişmeli taşınmazın 1948 yılında yörede yapılan ilk orman kadastrosunda orman sınırları içinde bırakıldığı, 2013 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B çalışmalarında da bu niteliğinin korunduğu, orman sayılan taşınmazın 2/B uyarınca orman sınırları dışına çıkarılmasını istemekte birleşen dosya davacısının hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından, Mahkeme kararında usul ve esas yönünden kanuna aykırı bir hususun bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı birleşen davanın davacısı vekili tarafından istinaf gerekçeleriyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı birleşen davanın davacısı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.