Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4438 E. 2025/1905 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4438
Karar No
2025/1905
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/68 E., 2019/7 K. KARAR : Davaların reddine

Taraflar arasında görülen kadastro (tespite itiraza ilişkin) davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davaların reddine karar verilmiştir.

Kararın, davacı vekili ile asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 04.03.2024 tarihli ve 2021/12676 Esas, 2024/1354 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

Asli müdahil vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ..., Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 30.05.2012 tarihli dava dilekçesinde; Siirt ili Baykan ilçesi ... beldesi Atatürk Mahallesinde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini talep etmiş ve yargılama sırasında asli müdahil ..., 12.02.2013 tarihli harçlı katılım dilekçesi ile, dava edilen taşınmazın 40 yılı aşkın süredir kendi zilyetliği altında bulunduğunu, taşınmazın dedesinden kalan tapu kaydı kapsamında olduğunu, 1966 yılında taşınmazdan petrol boru hattı geçirilmesi sonucu kısmen kamulaştırıldığını ve kamulaştırma bedelinin babasına ödendiğini belirterek, dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir.

Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.

Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen; "Davacı ...'ın davasının reddine, müdahil davacı ...'ün davasının kısmen kabul kısmen reddine, Siirt ili Baykan ilçesi ... beldesinde bulunan ve 24.07.2013 hakim havale tarihli rapor ve ekli krokisinde (B) harfi ile işaretlenen 7.377,525 m²'lik yüzölçümlü taşınmazın kuru tarla vasfıyla TMK'nin 713. maddesi uyarınca müdahil davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, müdahil davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine" ilişkin önceki hüküm, davacı ..., asli müdahil ..., davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.11.2016 tarihli ve 2016/6800 Esas, 2016/10449 Karar sayılı ilamıyla; "Davacı ...’ın ve asli müdahil ...’ün dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazları bakımından, incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının orman sayılan yerlerden olduğu, dava tarihinden önce 05.10.2010 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilen 106 ada 1 numaralı orman parseli içerisinde kaldığı anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; davacı ..., davalı Hazine ve Orman İdaresinin dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen ve asli müdahil ...’ün ve davacı ...’ın dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazları bakımından, İlk Derece Mahkemesince davacının davasının reddine, asli müdahilin davasının kabulüne karar verilerek hüküm kurulmuş ise de, iade kararı ile dosyaya gelen bilgi ve belgelerden yargılamanın devamı sırasında dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde arazi kadastrosu yapıldığının, (B) ve (C) ile gösterilen taşınmazlar hakkında 507 ada 1 ve 508 ada 1 parsel numaralarıyla kadastro tutanağı düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu doğrultuda (B) ve (C) harfi ile gösterilen kısımlar açısından davaya bakma görevinin Kadastro Mahkemesine ait olduğu açıklanarak, görevsizlik kararı verilmesi" gereğine değinilerek, fen bilirkişi raporunda (B) ve (C) ile gösterilen bölümler yönünden bozulmuştur.

Bozma ilâmı sonrası Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davada Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Görevsizlik kararına istinaden dava dosyasının gönderildiği İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Bilirkişi raporları ve mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda, asli müdahil tarafından dayanılan tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uymadığı, 507 ada 1 parselin orman sayılan yerlerden olduğu, 508 ada 1 parselin ise orman sayılan yerlerden olmamasına rağmen davacı ya da asli müdahil yönünden zilyetlikle kazanım koşullarının lehlerine oluşmadığı" gerekçeleriyle, davacı ... ve müdahil davacı ... tarafından açılan davaların ayrı ayrı reddine, 507 ada 1 parsel numarası ile kadastro tespiti yapılan taşınmaz hakkındaki tutanağın boş olan malik hanesinin orman vasfı ile Hazine adına doldurulması sureti ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 508 ada 1 parsel numarası ile kadastro tespiti yapılan taşınmaz hakkındaki tutanağın boş olan malik hanesinin Hazine adına doldurulması sureti ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı vekili ile asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 04.03.2024 tarihli ve 2021/12676 Esas, 2024/1354 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır. Asli müdahil vekili tarafından bu defa onama ilamına yönelik olarak karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi uyarınca 2010 yılında yapılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince 507 ada 1 parselin orman sayılan yer, 508 ada 1 parselin ise orman sayılmayan yer olduğu, dayanılan tapu kaydının taşınmazlara uymadığı ve tarafların zilyetliğinin de bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.

Şöyle ki; hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda 1949 yılı hava fotoğrafı üzerinde yapılan incelemede 507 ada 1 parselin seyrek bir şekilde meşe orman ağaçları ile kaplı olduğunun belirtildiği, ancak bu ağaçların kapalılık oluşturup oluşturmadığı yönünde herhangi bir açıklamada bulunulmadığı, ayrıca hava fotoğrafına bakıldığında sadece kuzey doğu bölümünde koyulukların göründüğü diğer kısımlarının ise açık olduğu, yine aynı bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazın, diğer dava konusu taşınmaz olan 508 ada 1 parsel ile benzer görünümde olduğu, hatta koyuluğun 508 ada 1 parselde daha fazla göründüğü ve bu parsel, orman parseline bitişik olduğu halde, 507 ada 1 parselin orman sayılan yer, 508 ada 1 parselin ise orman sayılmayan yer olduğu şeklinde taban tabana zıt tespitlerin yapıldığı, ayrıca 507 ada 1 parsel sayılı taşınmazın mevcut ormanların devamı niteliğinde olduğunun belirtildiği, fakat yapılan incelemede çevresinde herhangi bir orman parselinin de olmadığı görülmüştür. Öte yandan; dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak kullanım durumlarının belirlenmesi açısından yöredeki tüm hava fotoğrafları getirtilerek jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye inceletilmemiş, sadece soyut ve farklılık gösteren tam bir kanaat oluşmasını sağlamayan mahalli bilirkişi ile tanık beyanlarına itibar edilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilemez.

Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, önceki mahalli bilirkişiler dışında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

Bu doğrultuda, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerekirken maddi hataya dayalı olarak onandığı anlaşılmakla, Dairemizin onama ilamının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Asli müdahil vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görüldüğünden kabulü ile, Dairemizin 04.03.2024 tarihli ve 2021/12676 Esas, 2024/1354 Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

935,90 TL peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen ... ...'a iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4438, K. 2025/1905, T. 10.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4438-e-2025-1905-k-bda856218471