Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3782 E. 2026/1421 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3782
- Karar No
- 2026/1421
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/781 E., 2024/769 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Urla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/11 E., 2022/44 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili .. ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında; tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan eski 407 parsel sayılı 3.700,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2 77... parsel sayılı ve 3.584,00 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı adına kayıtlı bulunan eski 49 parsel sayılı 3.550,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2 77... parsel sayılı 3.709,27 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş; bilahare, 2 77... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak kadastro komisyonuna yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazineye ait 2 77... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiğini ve bu eksikliğin davalıya ait 2 77... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, yüzölçümü eksikliğinin düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Dava konusu davacı Hazineye ait 2 77... parsel ile davalı ...'a ait 2 77... parsel sayılı taşınmazların tesis kadastrosunun 1990 yılında takeometrik ve prizmatik yöntemle yapıldığı, davacı Hazineye ait 2 77... parselin tapuda 3700 metrekare yüzölçümlü olarak davalıya ait 2 77... parselin tapuda 3,550 metrekare yüzölçümlü olarak kayıtlı olduğu, 22/2-a çalışmalarında davacıya ait 2 77... parselin yüzölçümünün 3,584,32 metrekare olarak tespit edildiği, eski/yeni yüzölçüm farkının -115,68 metrekare olduğu, davalıya ait 2 77... parselin 3,709,27 metrekare olarak tespit edildiği, eski/yeni yüzölçüm farkının +159,27 metrekare olduğu, davacıya ait taşınmazın alan tecviz miktarının kadastral paftasının 1/1000 ölçekli olduğu dikkate alınarak +,-25,44 metrekare olduğu, parsellerin yüzölçüm değişiminin alan tecviz miktarı dışında olduğu, taşınmazların 22/2-a tutanakları incelendiğinde farkın tersimat hatasından kaynaklandığının belirtildiği, teknik bilirkişi heyetince kök rapor ve eki raporlarında Mahkememizce istenilen incelenmesi gereken hususlarda açıklandığı üzere; taşınmazların ölçü krokisi, takeometrik ölçü çizelgesi incelenip kontrol edildiğinde farkın tersimat hatasından kaynaklandığının anlaşıldığı, 2 77... parselle 2 77... parsel arasındaki ortak sınırda 308 numaralı detay noktasının kadastral paftasına hatalı tersim edildiği, Mahkememizce dosya içerisinde mevcut eski ölçü krokisi ile yeni ölçü krokisi karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; eski ölçü krokisinde 306, 307, 308, 309, 310, 311 detay noktalarının, yeni ölçü krokisinde 305, 309, 311, 313, 316, 317 detay noktaları olarak düzeltildiği, eski/yeni pafta haritaları çakıştırılıp incelendiğinde 23.05.2022 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda 1/2000 ölçekte hazırlanan haritada, 22/2-a çalışmaları sonucu uyarlanan sınırlarla(mavi renk), komşu parsel sınırlarının 308 numaralı detay noktası hariç örtüştüğü ve kadastral paftayla çakışık durumda olduğu, 308 numaralı detay noktasındaki hatanın da 22/2-a ekibince düzeltildiği, teknik bilirkişi heyetince de bu hususun ölçü krokisi, tekeometrik ölçü çizelgesi incelenip hesaplamalar kontrol edilerek denetlendiği, hava fotoğraflarının incelenmesinde de iki taşınmaz arasındaki sınırın net belli olmasa da gözlemlenebildiği, yapılan keşifte Mahkememiz gözlemi ve teknik ve mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşıldığı üzere dava konusu taşınmazlar arasında bariz 1,5-2 metre kot farkının bulunduğu, davacıya ait 2 77... parselin davalı 2 77... parsele nazaran 1,5-2 metre yüksekte kaldığı, aralarında sınır ihtilafının olmadığı, iki taşınmaz arasında bulunan taş duvarların kadim duvar olduğu, ada raporlarının incelenmesinden de 22/2-a ekibince parsel sınırlarının değiştirilmediğinin belirtildiği anlaşıldığından, açıklanan gerekçelerle 22/2-a ekibince tespit edilen sınır ve yüzölçümlerin yönetmelik ve kanun hükümlerine uygun olduğu kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın reddine, 2 77... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu komisyonu kararındaki gibi; aynı yer 2 77... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosundaki tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yöntemine uygun olarak yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, teknik bilirkişiler tarafından denetime elverişli olarak hazırlanan asıl ve ek raporda; 1982 tarihli hava fotoğrafında, dava konusu taşınmazlar arasındaki sınır net olarak belli olmasa da görüldüğü, alan tecviz miktarının 25.44 metrekare olduğu, söz konusu bu farkın parsellerin sınırlarının değiştirilmesinden kaynaklanmadığı, eski 49... numaralı parsellerin ölçü krokisi incelendiğinde bu parsellerin müşterek sınırında okunan 308 numaralı detay noktasının kadastral paftasında hatalı tersimat yapıldığı, yenileme çalışmalarında bunun düzeltildiği, buna dayalı olarak 49 numaralı parselin yüzölçümünde artma 407 numaralı parselin yüzölçümünde azalma meydana geldiği, ayrıca yüzölçümündeki azalmanın yalnızca 308 numaralı detay noktasının düzeltilmesinden değil, ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığı, tesis kadastrosu paftası ve ölçü krokisi üzerinde yapılan incelemelerde her iki parsel arasındaki fiili sınırın 22/2-a uygulaması ile oluşturulan sınıra uygun olduğunun değerlendirildiği, tesis kadastrosunun yapıldığı 1990 yılına en yakın tarihli, 1982 yılına ait hava fotoğrafında, dava konusu taşınmaz ile davalı parsel arasındaki sınır net olarak belli olmasa da görüldüğü, dava konusu parselin yüzölçüm hesabında ilk tesis kadastro çalışmalarında hata yapıldığı kanaatine varıldığı, söz konusu bu farkın, eski 49... numaralı parsellerin ölçü krokisi incelendiğinde bu parsellerin müşterek sınırında okunan 308 numaralı detay noktasının kadastra paftasında hatalı tersimat yapıldığı, bu hatanın yenileme çalışmalarında düzeltildiği, buna dayalı olarak 49 (yeni 2 77... parsel) ve 407 (yeni 2 77... parsel) numaralı parsellerin müşterek sınırında düzeltme olduğu, yapılan düzeltme işlemi ile 49 numaralı parselin, yüzölçümünde artma 407 numaralı parselin yüzölçümünde azalma meydana geldiği, 308 numaralı detay noktasının düzeltilmesinden meydana gelen alan değişikliğinin 99.36 metrekare olduğu, ayrıca yüzölçümündeki azalmanın yalnızca 308 numaralı detay noktasının düzeltilmesinden değil, ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığı, parselin güneydoğu yönünde 2 77... numaralı parsel ile ara sınırının geçerli sınır tipinde belirlenmesinin 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi ve ilgili mevzuatına uygun olduğunun belirlendiği ve davalı yararına Kadastro Kanunu 31/3. maddesine göre belirlenen vekalet ücretinin dosya kapsamına göre uygun takdir edildiği anlaşıldığından, mahkemece verilen kararda usul ve kanuna bir aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; yapılan uygulama kadastrosu çalışmalarının hatalı olduğunu ve davanın mahiyeti gereği davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.