Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/329 E. 2026/4576 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/329
- Karar No
- 2026/4576
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/13 E., 2021/33 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, asli müdahil ... oğlu ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Urfa ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 67 parsel sayılı 71.360,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kayıtları, tevhit ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... oğlu ..., tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; davacı ... ise, tapu kaydına dayanarak tespite itiraz etmek suretiyle dava açmışlardır. 3.Yargılama sırasında asli müdahiller ... ve arkadaşları, tapu kaydı ve pay satın almaya dayanarak; ... ve ..., tespite esas tapu malikinin ... olduğunu, intikal sırasında kendileri de mirasçı olmalarına rağmen paylarının ketmedildiğini ileri sürerek; bozma sonrasında ise asli müdahil ... oğlu ... vekili vasıtasıyla, 30.07.1984 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak, davaya katılmışlardır. II. CEVAP Davalılar, cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2008 tarihli ve 1962/174 Esas, 2008/4 Karar sayılı kararı ile, davacı ...'un davasının kabulüne, davacı ... ve asli müdahiller ... ve arkadaşlarının vekili davasının reddine, dava konusu 67 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmiş; hükmün, dahili davalı Avukat ... tarafından kendi adına asaleten ... adına vekaleten temyiz edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince ek kararla, süresinden sonra verildiğinden bahisle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin ek kararına karşı, dahili davalı Avukat ... tarafından kendi adına asaleten ... adına vekaleten temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.03.2017 tarihli ve 2017/1140 Esas, 2017/1403 Karar sayılı ilamıyla sair yönler incelenmeksizin "... temyiz eden murislerinin karar tarihinden önce öldüğü ve mirasçılarına karar tebliği yapılmadığı, mahkemenin; temyizin reddine ilişkin 26.11.2014 tarihli ek kararı usul ve kanuna aykırı bulunmakla ek kararın bozularak kaldırılmasına, işin esasının incelenmesi neticesinde; dosya içerisine getirtilen nüfus kayıtlarına göre, dava konusu 67 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki davalılar ile müdahiller ..., ... ve ...'in karar tarihinden çok evvel yargılama sırasında öldükleri, buna rağmen mirasçılarına tebligat çıkartılarak davadan haberdar edilmedikleri gibi verilen kararın da ölü tespit maliki davalılar ve müdahillerin bir kısmına tarlada olduklarından bahisle Tebligat Kanunu'nun 21. Maddesine göre usulsüz şekilde tebliği edildiği, bir kısmına ise hiç tebligat çıkartılmadığı, buna rağmen kararın 09.06.2009 tarihinde kesinleştirildiğinin anlaşıldığı, tespit maliki davalıların ve adı geçen müdahillerin yargılama sırasında öldükleri sabit olduğuna göre, mirasçılarının tamamının davadan haberdar edilmemesi nedeniyle davada taraf koşulunun sağlanmadığı, taraf teşkili dava koşullarından olup Mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözönünde bulundurulması gerektiği açıklanarak, İlk Derece Mahkemesince dava taraflarının tüm mirasçıları davaya dahil ettirilerek, dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliğ edilmesi, bu yolla taraf koşulunun sağlanması, davaya karşı savunma ve delillerinin sorulup saptanması, bundan sonra tarafların tüm delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davacı ...'a ait 07.10.1946 tarihli ve 7 no.lu tapu kaydının dava konusu 67 parsele tamamıyla uyduğu, zilliyetliğin kadastro tespitinden önce ve sonra uzun yıllar boyunca sürekli ve kesintisiz davacı ...'un elinde bulunduğu, bu güne kadar davalıların dava konusu parselde zilyetliklerinin bulunmadığı, davalılardan bir kısmının kendilerine ait olduğunu iddiaa ettikleri hisselerini noter senediyle davacı ...'a sattıkları, ayrıca asli müdahil ...'un satış vaadi sözleşmesine dayanan talebinin kadastro tespitinden sonraki satışa dayanması nedeniyle Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı" gerekçesiyle davacı ... , asli müdahiller ..., ..., ... ve ...'in davalarının reddine, davacı ...'un davasının kabulüne, 67 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın miras payları oranında davacı ... oğlu ... mirasçıları adına tapuya tesciline, asli müdahil ... oğlu ...'un satış vaadi sözleşmesine dayanan talebine ilişkin Mahkemenin görevsizliğine, bu talep yönünden Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğuna karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Asli müdahil ... oğlu ... vekili temyiz dilekçesinde; uyulan bozma gereklerine aykırı hüküm tesis edilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu, keşif ve bilirkişi raporuna göre, tespit maliklerinin tapulama sırasında dayandıkları kayıtların dava konusu taşınmaza uyduğunu ve mirasçıların zilyetliğinin devam ettiğini, dayanak tapu kaydı dava konusu taşınmaza uymayan ve zilyetliğini ispat edememiş bulunan muterizin itirazının kabul edilmesinin doğru olmadığını, kararın bilirkişi raporu ve mahalli bilirkişi beyanlarına aykırı olduğunu, yargılama sonucunda verilecek karar, satış vaadi alacaklısı olan ... mirasçısı müvekkilini etkileyeceğinden yargılamaya katılmanın, tespit maliklerinin yanında onların hukuki durumlarının korunmasını sağlamak adına zorunlu olduğunu, bunun dışında ayrıca bir tescil talebi bulunmadığından, görevsizlik kararının katılma talebine ve davadaki sıfatına aykırı olduğunu belirterek ve dilekçesinde yer alan diğer nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflara ait tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uyup uymadığı, tapu kayıtları uymadığı takdirde davacı taraf lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilerek karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; taraflara ait nüfus kayıtları ve dosya içerisindeki belgelerin incelenmesinde; tespit maliki ... ve ... mirasçılarından 2004 tarihinde vefat eden ...'ın (T.C. No: ...2) çocukları ... ve ...'a, tespit maliki ...'nin mirasçılarından ...'nin (T.C. No: .....) çocukları ..., .., ..., . ve ...'a, asli müdahil ... mirasçılarından ... eşi ...'e (T.C. No: ...), asli müdahil ... mirasçısı ...'a (T.C. No: ...) 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun davetiye çıkartılarak davadan haberdar edilmedikleri, asli müdahil ... mirasçılarından ... (T.C. No: ...), ... (T.C. No: .....) ve ... (T.C. No: ...) ile asli müdahil ... mirasçısı ... (T.C. No: ...) yargılama esnasında ergin oldukları halde kendileri yerine velayeten anneleri adına tebligat yapıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan tespit maliki ... kızı ... ile asli müdahiller ... ve ...'ye tebligat yapılmadığı görülmekle, dosya içerisinde nüfus kayıtları bulunmadığı gibi T.C kimlik numaralarına ilişkin bilgi de yer almadığından sağ mı ölü mü oldukları da anlaşılamamaktadır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysa ki, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında resen gözönünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yukarıda adı geçen taraflara 7201 sayılı Kanun ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli, tespit maliki davalı ... kızı ... için, tutanak içeriğinden diğer tespit malikleri ... ve ...'un kardeşi olduğu bilgisinden de yararlanmak suretiyle kolluk araştırması yaptırılarak kimlik bilgilerine ulaşılmaya çalışılmalı, tespit edilebildiği takdirde nüfus kayıtları dosya içerisine getirtilerek kendisine, ölü ise mirasçılarına usulünce tebligat yapılmalı, tüm araştırmalara rağmen kendisine ulaşılamazsa 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427/1. maddesinde; “Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse kendisine vesayet makamınca yönetim kayyımı atanır” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kayyım atanması sağlanmalı, bundan sonra kayyıma davetiye tebliğ edilmek suretiyle yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, akabinde işin esasına girilerek hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediğinden, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Asli müdahil ... oğlu ... vekilinin teyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz eden asli müdahile iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.